Kitap alışılmışın dışında anlatıcısı leylek olan çok akıcı bir kitap. Belki de bugüne kadar ki okuduğum en beğendiğim kitaplardan bir tanesi oldu. Farklı bir duyguyla ve farklı bir anlatıcıyla yazılmış, akıcılığı ve hissettirdikleri muhteşem ötesi bir kitaptı.
Kitabımız, leyleklere yüklenen anlamları konu ediniyor. Leylekler, biz insanlar için uğur getiren hayvan konumunda. Bir evin çatısına yuva yaptığında bu berekete ve güzelliğe yorulur. Bir leyleğin başına bir şey geldiğinde o ev için uğursuzluk anlamına gelir ve mutlaka o evde kötü bir şey olacağı anlamına gelir. Leyleklere yüklenen bu anlam kitapta daha çok anlam kazanıyor.
Anlatıcımız doğduğu andan itibaren yuva yaptıkları yerin altındaki evin sahiplerinin yaşadıklarını anbean gözlemleyerek bize aktarıyor. Yaşadıkları acıyı, sevinci, mutluluğu her şeyi leyleğin ağzından okuyoruz. Hayvanların da insanların yaptığı yanlışları, kötülükleri, ahlaksızlıkları ve daha bir çok şeyi anladıklarını ve bunların nasıl sonuçlar doğuracaklarını az çok anladığını görüyoruz kitapta.
Leyleğimiz; Sema ve Aram’ın aşkını, kavuşamamalarını, Sema’nın onu seven Nurullah ile evlenip hayatını devam ettirmesini ama Aram’dan hiç vazgeçmemesini de anlatıyor. Evin babası Nurullah hiç sevilmediğini bilmesine rağmen Sema’yı ısrarla sevip sonrasında yanlışlar yapıp, hapse giriyor. İşte o sırada leyleklerin de göçleri başlıyor.
Leyleklerin göç etmelerinin sebeplerini yine tekrardan eski yerlerine dönerken ki o yüklerinden arınmış şekilde dönmelerinin kendileri ve yuva yaptıkları yerlerdeki insanların hayatlarına çok güzel bir şekilde dokunduğunu anlatıyor aslında. Yeniden doğmuş gibi hissetmelerini ve hissettirmelerine çok güzel bir şekilde şahit oluyoruz. Okurken tüm duyguları hissettim ve çok keyifliydi. Bir leyleğin yaşadığı yeri