Bursada bir masal evi ​Baba, hadi bir oyun oynamayalım adını bilmediğim, Yatayım dizine, saçlarımı tara...Anlat bana, sevgi neydi bu dünyada? Hani o çok sevdiğim şarkıdaki gibi, Bana da bir masal anlat, yalan olmasın Ayla Kaya-Babam Evimizin Küçük kızı hatice baba diyip bana sarıldığı zaman o sıcacık evin nasıl bir ilahi huzur kaynağı olduğunu ben bir kez daha anlıyordum işten ne kadar yorgun dönmüş olsamda eşim Ayşe hanımın Mustafa bey hoşgeldin diyip önüme bir sıcak çay koyması dışarıdaki tüm yalanları unutturuyordu ev bir oyun alanı dünyada sevgi dolu tek yerdi benim için hayatımızı kolaylaştırması gereken onca icatlar arasında dünyam daralır gibi hissederdim fakat dünyam ne zaman hadi baba bir oyun oynayalım bana ibretlik bir masal anlat diyen sesi tüm dünyamı genişletir hayat kolaylaşırdı benim için Ve o günün kıssası ibretlik hikayesi başlıyordu bak kızım dedim Mekke eski bir yerleşim alanıdır dağlık ve engebelidir sende kimi zaman komşularını kimi gün ise anne ve babanı yitireceksin diyip Hz Muhammedin hicretini Medinede insanları birbirine nasıl kardeş ettiğini anlattım Hz Muhammed SAV ilk önce sevdiklerinin kaybı ile sınandı demekki ölümden önce ayrılık ile sınanacağız ve Peygamberimiz SAV hicret yolculuğunda Medineye varmadan Kuba mescidini inşa etti şimdi ise bursada üç odalı bir sarayda Allahu Ekber sesi işitiliyordu Kubada öğretmenlik yapan efendimiz SAV gibi Mustafa amcada kızına öğretmen oldu
Din
Sonrasız Şair
Dün gece bir arkadaşımla konuşurken bana neden sessizleştiğimi sordu. Ruhen yorgun olduğumu, iyi hissetmediğimi söyledim. Anlatmam için ısrar edince dertleştik. Konu kitap yazma sürecime gelince, "Neden artık bir yerlerde paylaşmıyorsun?" diye sordu. Ben de yazıp kenara attığımı, sonrasının olmadığını söyledim. O da bana, "O zaman sen de sonrasız şair ol" dedi. Sahiden "Sonrasız Şair" Ne demekti? O an, hangi bakış açısıyla bunu bana söyledi bilmiyorum ama üzerimdeki tonlarca ağırlığı söküp aldı bu söz.
Reklam
Bir erkekte bakmanız gereken en önemli özellik; En çok da size karşı merhametli olması, kıyamaması,ağladığınızda dayanamaması, haklı olsa da sizi alırken içinin titremesi.Sizi ağlatan o sırasında acımasızca davranmaya devam edenleri bal olsa da unuttun.!
Beyaz Zambaklar Ülkesi'nde kitabındaki mantık..
''..bozuk zihniyetli milletlerde ekseriyet-i azime başka hedefe, münevver denen sınıf başka zihniyete maliktir. bu iki sınıf arasında zıddıyet-i tamme, muhalefet-i tamme vardır. münevveran kitle-i asliyeyi kendi hedefine sevk etmek ister; kitle-i halk ve avam ise bu sınıf-ı münevvere tâbi olmak istemez. o da başka bir istikamet tayinine çalışır. sınıf-ı münevver telkinle, irşadla kitle-i ekseriyeti kendi maksadına göre iknaa muvaffak olamayınca başka vasıtalara tevessül eder. halka tahakküm ve tecebbüre başlar; halkı istibdatta bulundurmağa kalkar, artık burada asıl tahlilî noktaya geldik. halkı ne birinci usul ile ne de tahakküm ve istibdat ile kendi hedefimize sürüklemeğe muvaffak olamadığımızı görüyoruz. neden.? * arkadaşlar, burada muvaffak olmak için münevver sınıfla halkın zihniyet ve hedefi arasında tabiî bir intibak olmak lâzımdır. yani sınıf-ı münevverin halka telkin edeceği mefkûreler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalı, halbuki bizde böyle mi olmuştur.? o münevverlerin telkinleri milletimizin umk-u ruhundan alınmış mefkûreler midir.? * şüphesiz hayır, münevverlerimiz içinde çok iyi düşünenler vardır. fakat, umumiyet itibariyle şu hatamız vardır ki, tetkikat ve tetebbuatımıza zemin olarak alelekser kendi memleketimizi, kendi tarihimizi, kendi ananelerimizi, kendi hususiyetlerimizi ve ihtiyaçlarımızı almayız. münevverlerimiz belki bütün cihanı, bütün diğer milletleri tanır, lâkin kendimizi bilmeyiz. * münevverlerimiz milletimi en mes'ut millet yapayım der. başka milletler nasıl olmuşsa onu da aynen öyle yapalım der, lâkin düşünmeliyiz ki, böyle bir nazariye hiçbir devirde muvaffak olmuş değildir. bir millet için saadet olan şey, diğer millet için felâket olabilir. aynı sebep ve şerait birini mes'ut ettiği halde diğerini bedbaht edebilir. onun için bu
Mustafa Kemal Atatürk
Elbet bir gün buluşacagız ve ben o bulusmayı ekeceğim shdhdh şaka şaka o kadar da değil
Aslında kendime yazdığım şartnamede her gün mutlaka yazmak, düşündüğüm o şeyi mutlaka kelimelere dökmek, keşfettiğim falanca şeyi herkesle paylaşmak gibi maddeler birikse de ardından koca bir her şeyi anlamsız bulma sahnesi giriyor filmime (kahramanımız cips yiyip tavana bakmaktadır).
Reklam
Reklam