Karanlığın fısıltıları
10/10
·468 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 15:48
Polisiye kitaplarını sever misiniz? Kayıp sırları geçmişin sırlarını ortaya çıkaran kitapları sever misiniz? Gerilim merak dolu bir kitaba ne dersiniz? Karanlığın için kaybolmak ister misiniz? Poliye gerilim psikojik derinlikleri seviyorsanız bu kitap tam sizlik bir kitaptır İki yaşındaki Henry Clark, bir sabah beşiğinden kaybolduğunda geriye yalnızca açık bir pencere, kanlı bir battaniye ve cevaplanmamış sorular kalır. Polis soruşturması ilerledikçe tüm oklar annesini göstermeye başlar, medya, komşular ve kamuoyu çoktan kararını vermiştir. Ancak ortada ne bir tanık vardır ne de kesin bir gerçek. Kaybolan yalnızca bir çocuk değil, hakikatin kendisidir. Henry Clark'ı bulmak ister misiniz? Henry Clark nerede? Henry Clark'a ne oldu, nerede? Sadece Henry değil daha önce de buna benzer vakalar olmuş sadece Henry'nin değil onlara da ne olduğunu kitabın ilerleyen zamanlarında görüyorsun tam gerisinde ne oluyor diye merak ederken diğer çocuğun hikayesine geçiş yapıyoruz mükemmel bir geçiş ve merak uyandırıyor #kitapalıntıları "Dürüst olmak gerekirse," dedim, "ne düşüneceğimi bilmiyorum." "'Dürüst olmak gerekirse' sözünden nefret ederim, ama senin durumunda bir istisna yapacağım çünkü senin dürüstlüğünden şüphem yok." Sesini yükseltmeyi -özellikle bir kadına karşı- nezaketsizlik ve zayıflık göstergesi olarak görüyordu.
Karanlığın FısıltılarıJohn Connolly · The Kitap · 202689 okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 167. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 01:10
"AKIL HASTALIĞININ PSİKOGENEZİ" "Anlamanın önündeki ilk büyük engel tipler arasındaki farklılıktır. İkinci engelse yapılandırıcı yöntemin, doğası gereği kuruntu sisteminin ortaya koyduğu ipuçlarını takip etmesi gerekliliğidir. Hastanın düşünceleri ciddiye alınmalı ve sonuçlarına göre hareket edilmelidir. Araştırmacı ancak bu şekilde psikozun bakış açısını kavrayabilir. Bu durumda kendisinin de psikoza girdiği veya en azından kendi Weltanschauung'unu yarattığı kuşkusu oluşabilir. Böyle bir olasılık kötü olduğu kadar da bilim dışıdır. Herkes farkında olmasa da herkesin bir dünya görüşü vardır. Bunun farkında olmayanlar bilinçdışı ve dolayısıyla yetersiz ve arkaik bir bakış açısına sahiptir, çünkü psişede geliştirilmeden, uykuda bırakılan her şey ilkel durumda kalır." Collected Works serisinin üçüncü cildi olarak yayımlanan ve psikiyatri tarihinde bir dönüm noktası niteliği taşıyan bir derlemelerden oluşan bu eser, Jung’un klinik dehasını sergilemesinin yanısıra onun Freud’dan ayrılışının tohumlarını ve analitik psikolojisinin temel kavramlarının (arketip, kolektif bilinçdışı) gelişimini anlamak için de vazgeçilmez bir kaynaktır. Jung, kitabında cesur bir iddia ortaya atar: Şizofreni hastalarının sanrı ve halüsinasyonları anlamsız rastlantılar değildir. Tam aksine, bu semptomlar derin bir psikolojik anlam taşır ve çözümlenmeyi bekleyen birer semboldür. Dönemin hâkim görüşü olan “hastalık tamamen beyin lezyonlarından kaynaklanır” tezine meydan okuyarak hastaların iç dünyasına kulak vermenin önemini vurgular. Ona göre psikoz, bastırılmış duygusal çatışmaların yani “komplekslerin" bilinçdışından fışkırmasıdır. Ve der ki, ruh hastalarının insani sırlarına elimizi uzattığımızda, deliliğin kaynağındaki sistem de kendini gösterir. Ve görürüz ki, delilik aslında bize hiç de
Psikoloji
Akıl Hastalığının PsikogeneziCarl Gustav Jung · Pinhan · 202222 okunma
Reklam
10/10
·284 syf.··
2026 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 15:46
Merhaba kitap sever dostlarım Yazarın okuduğum ilk kitabı ama sanırım kırmızı ritüel kitabını da okumam gerekecek çünkü bir hemşire olarak sahneleri canlandırmam o kan kokusunu hissedilmek benim için ayrıcalıktı. Bazı kitaplar gibi okurken sadece hikâyeyi takip etmezsiniz; o atmosferin içine çekilirsiniz. Ben de bu kitabı okurken tam olarak bunu hissettim. Sayfaları çevirdikçe gerilim arttı, bazı sahnelerde “bu nasıl bir kurgu?” diye düşünmeden edemedim. Hikâyemiz adli tıp uzmanı Soner ve Savcı Volkan’ın, Kara Dere Köyü’nde işlenen korkunç bir cinayet vakasıyla karşılaşmasıyla başlıyor. Fakat bu, sıradan bir cinayet değil… Kurbanın beş duyusunun hedef alınması ve olay yerindeki gizemli izler, onları çok daha karanlık bir sırrın içine sürüklüyor. Kitabı okurken en çok hissettiğim şeylerden biri, geçmişin ve yaşananların insan hayatında nasıl izler bırakabileceğiydi. İnsan bazen yaptıklarının, söylediklerinin ya da yaşattıklarının bir şekilde karşılığını alıyor. “Ne ekersen onu biçersin” sözü bu hikâyede çok daha acı ve ürpertici bir şekilde karşımıza çıkıyor. Soner’in mesleğinin ağırlığı, sürekli ölümle ve insanın en karanlık taraflarıyla yüzleşmesi beni ayrıca etkiledi. Her vakada biraz daha yıpranan, gördüklerini kendi içinde taşıyan bir karakter. Onun yaşadığı psikolojik yükü okumak hikâyeye ayrı bir gerçeklik katmış. Yazar yine temposunu hiç düşürmeden ilerlemiş. Her cevap yeni bir soru doğuruyor, her ipucu sizi başka bir gizemin içine çekiyor. Sonuna kadar merakla okudum ve yine beklemediğim bir finalle karşılaştım. Tabii ki belirtmek isterim; kitapta otopsi sahneleri, işkence detayları ve rahatsız edici suç unsurları bulunuyor. Bu yüzden hassas okuyucular için zorlayıcı olabilir. Gerilim, polisiye ve karanlık atmosfer sevenlerin seveceğini düşünüyorum. Benim için
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202621 okunma
Puan vermedi
11 yaşındaki adam için, dünyaca ünlü şef Anthony Bourdain’in intiharı, yalnızca bir ölüm değil, derin bir hikâyeydi. Bourdain’i tanıyan herkes, otel odasında bornoz ipiyle hayatına son verişinin ardında yatan asıl nedenin, ihanet değil, içindeki o bitmek bilmeyen “sonsuz huzursuzluk” olduğunu düşünüyordu. 11 yaşındaki adam, Bourdain’in hikâyesinden derinden etkilenmişti. Fiziksel benzerlikleri kadar, taşıdıkları yükler de aynıydı. Acaba bu benzerlik, kaderlerine de yansıyacak mıydı? Huzursuzluk, onları aynı sona mı götürecekti? Cesaretle atılan adımların korku imparatorluğunda bir hükmü var mıydı? Narsizm cehenneminden kurtulmak mümkün müydü? Roman bireyin bilinçaltında sıkışmış, travmalarıyla hesaplaşmasını anlatırken, ortaya çıkan yedi başlı canavar, zaman ve kimlik kavramlarını yerle bir ediyor. Karakterlerin ve mekânların isimsizliği, anlatının evrenselliğini güçlendirirken, romanın postmodern yapısı sizi dönüşümün ortağı hâline getirecek. Bu romanı okurken, kendi içinizdeki 11 yaşındaki çocukla göz göze geleceksiniz.
11 Yaşındaki AdamCengiz Karayıldız · İkinci Adam Yayınları · 20257 okunma
Her İnsan Genç Yaşta Özellikle Evlenmeden Bu Kitabı Okumalı...
Puan vermedi·992 syf.··
2015 1. kitabı
·
222 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2015 00:00
İnancı olan tüm müslümanların mutlaka bir kere de olsa okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Özellikle en genç yaşlardaki aklı başında gençlerin okumasını tavsiye ederim. Bilimde Tarih dalı da dahil olmak üzere hiçbir şey nedensiz gerçekleşmez. Her başa gelen belanın bir sebebi vardır. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz'lerinin hazırlamış olduğu bu kitapta başınıza gelen bazı belaların veya bazı hayrların neden başınıza geldiğine de yer verilmekte. Kitap içerisinde bir insanın evliliğinde, yaşamında neler yapması gerektiğinden tutun; astrolojik ve burçlara dayalı olarak kişiliğinizin nasıl bir fıtrata sahip olduğunu anlatılıyor. Kitabın içi o kadar geniş bir konuya sahip ki okudukça anlayabiliyorsunuz. Kütüphaneme ekledim. Ve herkesin kütüphanesinde olmasını dilerim. (Güvenilir bir yayıncıdan ve inancının sağlam olduğunu düşündüğünüz çevirmene ait kitap olduğunu dikkat edin.)
Din
MarifetnameErzurumlu İbrahim Hakkı · Çelik Yayınevi · 20111,863 okunma
Puan vermedi·192 syf.·
2026 429. kitabı
Ah, böyle bilahareket köşemde, hiçbir şey düşün­meden, hiçbir şey sormadan ve hiçbir şey işitmeden kalmak, kalabilmek ne saadet! Fakat mümkün mü? S:15 Sabahları uyandınız mı bulunduğunuz yerden, denize bir kamış uzatmak suretiyle balık avında gönül avutuyorsunuz. Istakoz için atılmış sepetler muayene olunuyor, yahut bahçede güller budanıyor. Sonra sıcak bastı mı hemen içeri giriyorsunuz, aşağıda geniş mermer taşlığa bir masa kurulmuş, taze balıklar tavadan yeni çıkmış, rayihası ciğerlerinizi dolduruyor. İştiha ile yiyorsunuz. Kahve, sigara ve uyku... Şimdi arka odada, güneş görmeyen taraftasınız, Boğaz’dan kopan ve denizlerde serinlenen bir rüzgâr yan pencereden içeri giriyor ve cibinliğinizi hafif hafif şişiriyor, deliksiz uyuyorsunuz. Bunu müteakip kayıkhaneye iniyor ve denize giriyorsunuz. İşte bence yazın ideal olan ömür budur." -Refik Halid Karay- Türk toplumunun geçirdiği sosyal değişimleri ve modernleşmenin insanlar üzerindeki yansımalarını ele alır.Anlatım: Yazar, gözlemlerini zengin Türkçesi ve ironik bir dille kaynaştırır. Okuyucuya keyifli bir sohbet ortamı sunarak birbirinden farklı karakterleri ve çevreleri tanıtır. "Kendimi bugün bayram sabahında uyanmış sekiz yaşında bir bebeğe benzetiyorum: Ruhum o derece hafif, çehrem o kadar gül renkli..."s:29
Türk klasikleri edebiyat roman
Guguklu SaatRefik Halid Karay · İnkılap Kitabevi · 2010164 okunma
Reklam
Reklam