Bugün yayıncılık adı altında yapılan şey, kelimenin tam anlamıyla bu topraklara ve gerçek edebiyata ihanettir. Ergenlik çağındaki çocukların henüz tam oturmamış algı dünyalarını, hormonal hezeyanlarını ve sığ fantezilerini hedef alarak basılan o "Wattpad" bozması kitaplar, yüzyıllardır insanlığın biriktirdiği edebi mirasa açıkça yapılmış birer hakarettir. Kitapçılarda en ön rafları süsleyen, rengarenk kapakların arkasına gizlenmiş bu içi boş sayfalar, genç nesillerin zihnini uyuşturmaktan başka hiçbir işe yaramıyor. Sektörün devleri, üç beş kuruş daha fazla kazanmak uğruna çocukların gözlerini boyamaktan, onları niteliksizliğe mahkum etmekten zerre utanmıyor, aksine bundan sapkın bir zevk alıyorlar. Karaktersizliğin, kurgu mantığı çökmüşlüğün, dil bilgisi kurallarından bihaber olmanın ve en acısı da şiddeti, toksik ilişkileri, istismarı romantize eden bu metinleri "kitap" adı altında piyasaya sürmek ticari bir kurnazlık değil, toplumsal bir suçtur. Okuma alışkanlığı kazandırmak yalanının arkasına sığınarak bu paçavraları savunanlar bilsinler ki, bu içerikleri tüketen çocuklar edebi zevk geliştirmiyor; aksine, gerçek sanata karşı tamamen körleşiyorlar. Sırf tıklanma sayıları yüksek diye bu çöplüğü kutsallaştıran, gençlerin ceplerindeki harçlığa göz dikip onlara kuşe kağıda basılmış zihinsel atıklar satan yayınevleri ve editörler bu vebalin en büyük ortağıdır. Çocukların gözlerini boyadığınız o sahte dünyalar, geleceğin düşünemeyen, sorgulayamayan ve estetikten yoksun nesillerini yaratıyor. Edebiyatı bu kadar ucuzlatmaya, gençliği bu kadar sığlaştırmaya hakkınız yok.
Şu gök kubbe şahit olsun ki, Allah aşıklarının davası bugün hâlâ gönüllerimizde bir bahar tazeliğiyle yeşeriyor; bizler o kutlu davayı yaşamak ve yaşatmak için yeminliyiz.
___ /Güven Taşdemir
Senin Adına Yazılmamış Bir şiir
(En güzel en özel insana yazılmış )
Seni hiç kimsenin bakmadığı bir gökyüzüne sakladım,
Çünkü yıldızlar bile adını öğrenirse
gece bana küser diye korktum.
Bir çiçeğin açışında değil,
yağmurun toprağa ilk değdiği o isimsiz anda sevdim seni.
Ne mevsimler anlattı bunu,
ne de takvimler…
Sen, kalbimin kimseye göstermediği
sessiz bir odada büyüyen tek çiçeksin.
Kapısını özlem açıyor,
penceresinden yalnızca hayalin giriyor.
Bir gün karşıma çıksan,
belki konuşamam.
Çünkü bazı aşklar dile gelince eksilir,
ben seni eksilmeden sevmeyi seçtim.
Gözlerin bal biliyorum,
Ve ben esiriyim,
içimdeki bütün karanlık
sen gülümsemişsin gibi aydınlanıyor.
Sesini duymadım hiç,
geceler sesine benzettiğim bir rüzgârla uyuyor.
Eğer kaderin bir kalbi olsaydı,
beni sana götürmek için daha hızlı atardı.
Ama beklemek de sevmenin başka bir şekliymiş;
ben bunu senin yokluğunda öğrendim.
Bir gün bu dünya susarsa,
ve bütün şarkılar unutulursa,
'ne o beni kandırmıştı,
ne ben onu baştan çıkarmıştım. ikimiz de bildiklerimizin ötesine, bulduklarımızın üstüne çıkmak istemiştik..
bir noksanlığı var sanıyorduk bütün olanların belki.
ama aslında bütünlüklerimize bahaneydik..'
Seninle konuşurken
İçimde bir yer açılır.
Tavan kalkar,
Duvarlar çekilir.
Orada,
Göğsümün tam ortasında,
Mavi bir şey belirir.
Adını söyleyemem ama
Bulutlar yarışır
Uçurtmalar uçar.
Bazen sabah erkenden
Uyandırır beni.
O kadar geniş olur ki
Uyku sığmaz artık içime.
Hani sevindiğin
Mutlu olduğun zaman
Yüzünde bir gülümseme olur ya
Tam olarak işte öyle..
Ümit ÜSKÜDAR