irem

irem
bugün herkes noksan
ingilizce öğretmeni
batman
12 Eylül 2001
93 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı

irem

, bir kitap okudu
2/10
·224 syf.··
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 02:46
·
2026 16. kitabı
Franz Kafka
7.3/10 · 63,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·104 syf.··
2026 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 18:33
tolstoy’un itiraf kitabını okurken insan bir noktadan sonra “roman” okumadığını fark ediyor. çünkü bu kitap bir olay anlatmıyor; resmen bir insanın kendi zihninin içine çöküşünü izletiyor. ve bence en rahatsız edici tarafı da tolstoy’un bunu yaparken en ufak bir estetik kaygı taşımaması. kendini olduğundan daha bilge, daha güçlü ya da daha derin göstermeye çalışmıyor. tam tersine, bütün o ününün, başarısının, yazdığı eserlerin altında aslında ölüm korkusuyla yaşayan bir adam çıkıyor ortaya. kitabı okurken en çok hoşuma giden şey tolstoy’un “hayatın anlamı” meselesini romantikleştirmemesi oldu. çünkü çoğu yazar böyle konuları işlerken ortaya biraz şiir, biraz umut, biraz da sahte bir bilgelik koyuyor. tolstoy ise resmen insanın boğazına yapışıyor. sürekli aynı soruyu soruyor: “öleceksem neden yaşıyorum?” ve korkunç olan şey, bu soruya kendisinin de uzun süre cevap verememesi. bence kitap tam olarak burada insanı vuruyor. çünkü tolstoy’un yaşadığı kriz çok tanıdık. başarıya ulaşıyor, istediği hayatı kuruyor, saygı görüyor ama yine de içinde kapanmayan bir boşluk var. modern insanın yıllardır kaçmaya çalıştığı şeyin çok eski bir versiyonu gibi. sürekli oyalanıyoruz ama gece yalnız kaldığımızda zihnin en dip yerinden aynı soru çıkıyor. bir de kitabın beni etkileyen başka bir tarafı vardı: tolstoy’un kendi ikiyüzlülüğünü açık açık kabul etmesi. inandığını söyleyip inanamadığını, mutlu görünürken aslında ölüm düşüncesiyle yaşadığını anlatıyor. çoğu insan bunu kendine bile itiraf edemezken adam bunu kitaplaştırmış. o yüzden okurken bazen bir edebiyat eserinden çok bir zihinsel çöküş günlüğü okuyormuş gibi hissettim. ama sanırım kitabı güçlü yapan şey tam olarak bu dürüstlük. çünkü “itiraf” insana çözüm sunan bir kitap değil. daha çok insanın içindeki sessiz korkuları
İtirafLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202229,3bin okunma
"tanrı kavramı, tanrı değildir," dedim kendime. "kavram benim içimde olan bir şeydir, tanrı kavramı içimde uyandırabildiğim ve uyandıramadığım bir şeydir. bu benim aradığım şey değil. ben, yokluğu halinde yaşamın olamadığı bir şeyi arıyorum." yine çevremdeki ve içimdeki her şey ölmeye başladı ve kendimi öldürmek istedim.
Sayfa 72·Kitabı okudu
10/10
·464 syf.··
2026 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 20:26
bu kitaptan sonra başka fantastik roman okuyamayacağım galiba çünkü kitap resmen insanın içindeki bütün romantize edilmiş “seçilmiş kişi” algısını parçalayarak önüne bırakıyor. başta klasik bir akademi hikayesi okuyacağımı sanmıştım. fakir bir kız, sınavı kazanıyor, güçlü olduğunu keşfediyor falan… ama kitap bir noktadan sonra öyle bir kararıyor ki insan dönüp ilk sayfalardaki masumluğa şaşırıyor. rin’i sevip sevmediğimden hala emin değilim ama zaten bence olay da bu. kusurlu, öfkeli, kontrolsüz ve bazen korkunç biri. ama tam olarak bu yüzden gerçek hissettiriyor. kitap hiçbir karakteri parlatmaya çalışmıyor. herkes savaşın içinde yavaş yavaş çürüyor. özellikle savaş sahneleri beni aşırı rahatsız etti çünkü fantastik olmasına rağmen fazla gerçekti. bazı bölümlerde “bu kadarını yazmasına gerçekten gerek var mıydı?” diye düşündüm ama sonra kitabın derdinin tam da bu olduğunu fark ettim: savaşı havalı göstermek yerine mide bulandırıcı haliyle anlatmak. en sevdiğim şeylerden biri de şuydu: güç burada bir lütuf gibi değil, hastalık gibi yazılmış. şamanizm, tanrılar, ateş gücü… hepsi insanı biraz daha yok ediyor. rin güçlendikçe iyileşmiyor, aksine daha tehlikeli birine dönüşüyor. o yüzden kitapta zafer hissi bile yok. sadece daha büyük bir yıkım var. bir de kitabın atmosferi inanılmaz yoğun. okurken sürekli kir, kan, duman kokusu alıyormuşum gibi hissettim. bazı fantastik kitaplar savaş yazıyor ama karakterlerin üstü başı yine tertemiz kalıyor. burada herkes fiziksel ve zihinsel olarak parçalanıyor. final kısmı ise gerçekten insanın içine oturuyor çünkü o noktada artık “iyi” bir seçenek kalmamış oluyor. rin’in verdiği karar korkunçtu ama kitabın en rahatsız edici yanı da buydu zaten: bir süre sonra bunu yapabileceğine inanıyorsun. ve bu his hiç hoş değil.
Haşhaş SavaşıR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20232,082 okunma