"Şimdi o mavi uçurtmayı senin için yakalayacağım."
Seslendim: "Hasan! Getir onu!"
Durdu, döndü. Ellerini ağzının iki yanına götürdü. "Bin tane iste, senin için yakalayayım!" dedi. Sonra o bildik Hasan gülümsemesiyle gülümsedi, köşeyi dönüp gözden yitti.