Ozan

Ozan
Bir kütüphane, binlerce hayatın sığdığı ve sığındığı yerdir.

Ozan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·248 syf.·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2025 00:00
·
2025 48. kitabı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Koçi Bey Risalesinden Bir Kesit - 1640
Şimdi bilim yolu da kökünden alt üst olmuştur. Onların aralarındaki geçerli töreler yıkılmıştır. Eskiden bilim isteklisi medresede okur, yeteneğine ve ilgisine göre bir müderrisin öğrencisi olur ve medresede yıllarını geçirdikten sonra mülazim olup ruznamçe-i humayuna kayd olunurdu. Bilim yolu pek temiz ve disiplinli idi. O nedenle içlerinde bilgisiz ve yabancı bulunmayıp, ister kadı ister müderris olsun hepsi bilgi ve karakter bakımından olgun ve vakar sahibi adamlar idiler. Müderris iken bilime, kadı iken de devlet ve dine dürüstlükle hizmet edip insanlara yardımcı olurlardı. Bu yüzyılda ise bilgin ile bilgisiz bir görülmekte. Oysa yine bilgin ile bilgisiz bir görülmese ve sanatkarlara özellik gösterilse kısa zamanda durum yine eskisi gibi olur. İlmî ve idarî görevlere yeterli olanı getirmedikçe ıslah olunmaz.
Tarih
Atlı İmparatorluktan Akdeniz İmparatorluğuna Geçiş
9/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2025 47. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2025 14:39
İsmet Parmaksızoğlu'nun 1982 tarihli eseri Türklerde Devlet Anlayışı: İmparatorluk Devri (1299-1789), Türk tarihinin derinliklerinde yatan devlet felsefesini, özellikle Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşundan 18. yüzyıl sonuna uzanan dönemde ele alır. Kitap, Türklerin bozkır kökenli "atlı imparatorluk" geleneğinden, Akdeniz havzasında şekillenen çok uluslu bir "Akdeniz imparatorluğu"na evrilmesini merkeze koyar. Bu geçiş, Parmaksızoğlu'na göre, Türk devlet anlayışının temel taşlarını –eşitlikçilik, merhamet ve adalet– korurken, aynı zamanda iç dinamiklerin yarattığı ayaklanmalar ve karışıklıklarla yüzleşmek zorunda kalan bir süreci yansıtır. "Atlı imparatorluktan Akdeniz imparatorluğuna" ifadesi, eserin ruhunu özetler niteliktedir: Göçebe atlı kültürün dinamik, eşitlikçi yapısından, yerleşik ve deniz odaklı bir imparatorluğun karmaşık yönetimine uzanan bir dönüşüm. Yazara göre eşitlikçi yapı, sosyal hiyerarşinin katı olmadığı atlı toplumlarda görülür: Savaşçıların eşit katılımı, toy (meclis) gibi danışma mekanizmaları ve zayıfın korunması gibi unsurlar, Türk idaresinin merhametli yüzünü öne çıkarır. Osmanlı'ya geçişte bu miras korunur; örneğin, fethedilen topraklarda gayrimüslimlere tanınan özerklik ve hoşgörü (millet sistemi), Parmaksızoğlu'na göre, bozkırdaki merhamet geleneğinin Akdeniz'e uyarlanmış halidir. İmparatorluk, farklı etnisiteleri eşitlikçi bir çatı altında birleştirerek, "pax Ottomanica" diyebileceğimiz bir barış düzeni kurar. Bu, atlı imparatorlukların hızlı fetih ve dağılım anlayışından, Akdeniz'in ticaret ve diplomasi odaklı dünyasına geçişte, Türklerin adaptasyon yeteneğini gösterir. Pax Ottomanica ile birlikte büyüyen merhamet, sadece bir erdem değil, devletin sürekliliğini sağlayan bir araçtır. Sonuç olarak, Parmaksızoğlu'nun eseri, Türk devlet
Tarih
Türklerde Devlet Anlayışıİsmet Parmaksızoğlu · Başbakanlık Basımevi · 19822 okunma
Kürt-İslam Ayaklanması Üzerine Bir İnceleme
8/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2025 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 00:00
Uğur Mumcu'nun 1987'de yayımlanan "Kürt-İslam Ayaklanması" kitabı, 1925'te Doğu Anadolu'da patlak veren Şeyh Sait İsyanını mercek altına alıyor. Mumcu, bu eserde isyanı salt bir etnik veya dini kalkışma olarak değil, emperyalist güçlerin manipülasyonu ve iç ihanet unsurlarıyla örülü bir olay olduğunu anlatmaya çalışıyor. Kitap, Osmanlı'nın son dönemlerinden Cumhuriyet'in ilk yıllarına uzanan bir bağlamda, İngiliz istihbaratının rolünü ve yerel figürlerin yabancı güçlerle işbirliğini belgelerle ortaya koyuyor. Bu inceleme yazımda, Mumcu'nun eserinde vurgulanan Şeyh Sait'in ihanet ve pişmanlık ifadelerine, İngilizlerle olan bağlantılarına ve özellikle "Binbaşı Noel" olarak anılan İngiliz subayı Edward William Charles Noel'in faaliyetlerine odaklanacağım. Mumcu'nun kitabında Şeyh Sait, isyanın lideri olarak tasvir edilirken, hareketin arkasında İngiliz emperyalizminin gölgesi belirgin. İsyan, Musul sorununun Lozan Antlaşması sonrası İngiltere aleyhine çözülmemesi için Türkiye'ye karşı bir baskı aracı olarak kullanılmıştır. Nitekim bu ayaklanmadan sonraki ilk görüşmede İngiliz temsilci Lord Curzon: "Türkler, Kürtlere iyi davranmıyor" diyerek demografik yapısının yarısından fazlası Kürt olan Musul'un Türklere verilmesini "imkansız" olarak tanımlıyordu. Şeyh Sait'in İngilizlerle işbirliği, Mumcu tarafından belgelerle destekleniyor; örneğin, isyanın planlanma aşamasında İngiliz ajanlarının Kürt aşiretlerini bağımsızlık vaadiyle kışkırttığına dair raporlar yer alıyor. Aynı raporlar Kürt önderlerin, İngiltere'nin Irak ve İran elçiliklerine açıkça yardım talebinde bulunduğunu da yazıyor. Mumcu, Şeyh Sait'in mahkemedeki savunmasında "Ben adalet istemiyorum, merhamet, atıfet, af istiyorum. Adalet tatbik olunursa halim nice olur" diyerek ihanetinin farkına vardığını ve
Siyaset
Kürt-İslam AyaklanmasıUğur Mumcu · um:ag Yayınları · 2012422 okunma