Şevval

Şevval
@o_sevvall
•Bir mühendisin günlüğü• #102989938 #100475794 #101263327 #135638852
Bilgisayar mühendisi
üniversite
26 Ocak
199 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
10/10
·248 syf.··
2026 1. kitabı
Bazı kitaplar vardır, sadece okunup rafa kaldırılmak için değil; hayatın her anında bir rehber, bir pusula olması için yazılmıştır. İmam Gazali’nin "Dil Belası" tam olarak böyle bir eser. Okuduktan sonra anlıyorsunuz ki, insanı en çok felakete sürükleyen de, selamete ulaştıran da aslında iki dudağının arasından çıkanlarmış. ​Neden Başucu Kitabım Olmalı? ​Kitap, dilin afetlerini (gıybet, yalan, boş konuşma vb.) öyle keskin ve sarsıcı bir dille ele alıyor ki, "Sadece konuşarak kendimizi ne kadar büyük tehlikelere atıyormuşuz?" diye düşünmeden edemiyorsunuz. ​ •​"Susan Kurtulur": Kitabın ruhunu özetleyen en temel düstur bu. Gereksiz her sözün aslında ruhumuza bir yük olduğunu fark ediyorsunuz. •​Bir Koruma Kalkanı: Eserde dil, "serbest bırakıldığında önce sahibini parçalayan yırtıcı bir canavara" benzetiliyor. Bu bakış açısı, konuşmadan önce iki kez düşünmemi sağladı. •​Mâlâyâniyi Terk Etmek: Faydasız söz ve işleri bırakmanın, bir insanın karakterindeki en büyük güzelliklerden biri olduğunu hadisler ışığında çok güzel açıklıyor. ​ ​Özetle dili ağır değil ama söyledikleri oldukça ağır ve tesirli. Okurken bakış açınızın değiştiğini, düşünce yapınızın iyileşmeye başladığını hissediyorsunuz. Benim için belli dönemlerde açıp tekrar tekrar okuyacağım, hayat boyu yanımdan ayırmayacağım bir "rehber kitap" oldu. ​Eğer hayatınıza bir iyilik katmak ve kendinizi fark etmek istiyorsanız, ölmeden önce mutlaka okunması gerekenler listenize ekleyin. ​"Dilini tut, sadece hayrı söyle; çünkü sen ancak bu şekilde şeytana galip gelebilirsin."
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201416,9bin okunma
Reklam
10/10
·328 syf.··
2025 6. kitabı
Öncelikle herkese hayırlı sabahlar diliyorum. Gündelik koşuşturmanın içinde bu uygulamaya pek vakit ayıramadığımı fark ettim; son gönderilerimde hep “uzun zaman sonra” diye başlamışım. Bu kez böyle başlamayı bilinçli olarak seçtim. Bir dönem kitapları da tıpkı hayat gibi hızlı yaşadığımı hissettim. “Okumaya başladım” etiketini koyup bir an önce bitirmeye çalışıyor, hikâyeyi anlamak veya tadını çıkarmaktan çok sadece tüketiyor gibiydim. Bu yüzden bir karar verdim: Artık kitapları yavaş, sindire sindire okuyacaktım. Tam bu dönemde kapağıyla dikkatimi çeken Küçük Kadınlar karşıma çıktı. Araştırdıkça da kendi kendime “Bu kitabı azar azar okuyacağım ki bitmesin” dedim. Gerçekten de bir aya yayarak okudum. Ve bu kitap benim için bir güvenli alan hâline geldi. March ailesiyle geçirdiğim her sayfada, içimi ısıtan bir evin kapısı aralanıyordu sanki. Karakterlerin her biriyle özel bir bağ kurdum. Jo’nun özgürlüğe düşkün ruhu, Meg’in sakin olgunluğu, Beth’in sessiz iyiliği ve Amy’nin tutkusu… Her biri sanki gerçek hayattan bir parça taşır gibi. Kendimi onlara çok alışmış buldum. Kitap Jo’nun Meg’in hayatına karşı tepkileriyle sonlanınca biraz şaşırdım. Devamı olup olmadığını araştırmam gerekecek; özellikle Jo ile Laurie'nin dostluğu beni öyle etkiledi ki, hikâyelerinin nereye varacağını merak ediyorum. Annelerinin bilgece tavırları, her koşulda kızlarına verdiği sevgi dolu öğütler beni çok etkiledi; kendi hayatım için de dersler çıkardım. Babalarının sakin ve güven veren duruşu da hikâyeye çok güzel bir denge katıyordu. Küçük Kadınlar benim için sadece huzurlu bir aile hikâyesi değil, aynı zamanda büyümek, sabır, fedakârlık ve sevgi üzerine çok sıcak bir yolculuktu. Bitirdiğimde sanki o evin penceresi arkamdan yavaşça kapanmış gibi hissettim. Ben bu kitaptan tat alma
Küçük KadınlarLouisa May Alcott · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202019,5bin okunma
7/10
·288 syf.··
2025 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2025 14:40
Kitap uzun zamandır sürekli karşıma çıkıyordu ve listeme eklemiştim. Artık okumalıyım dedim ve başladım. İyi ki okumuşum. Tüm kaygılarımı, endişelerimi aldı uzaklara savurdu. Kitapta da bahsettiği gibi kitap okumanın avantajlarından bir tanesi de yalnız olmadığını hissettirmesidir. Yaşadığımız her olaydan, duygudan birer parça buluruz kitaplarda. Yalnız olmadığıma sevindim:) Her zaman kusursuz olmak zorunda kalmamamıza sevindim. O kadar sakin, huzurlu ve kahve kokulu bir kitap ki bayıldım. Karakterimiz başarılı rutin bir hayattayken ani kararla hayatını değiştirir ve yeni maceralarla kendi benliğini ön sıraya koyarak hayatı keşfeder. Her olaydan bahsedilmiş ilişkiler, iş hayatı, yaşamak, hisler her şeyden bir parça bulabildiğim çok tatlı bir kitaptı.
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,1bin okunma
10/10
·520 syf.··
2025 1. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2025 11:55
Bu kitabı iki sene önce aldığımı hatırlıyorum. Benden önce, çok değer verdiğim birisi okumuş ve hâlâ etkisinden bahseder. Buna rağmen araya sürekli başka kitaplar sıkıştırmam ve bu kitabı bu kadar geç okumam, kendime duyduğum bir kızgınlık sebebi. Ancak yılın son kitabı diyerek, her satırının tadını çıkara çıkara okuyup bitirdiğim için mutluyum. Martin Eden, yarı otobiyografik bir roman olarak tanımlanıyor. Zaten kitabı okurken dönemin sosyal ve kültürel yapısı zihninizde net bir şekilde canlanıyor. Martin, denizlerde maceralar ve zorluklarla büyümüş, güçlü ve cesur yirmi yaşında bir genç. Hayatı, burjuva sınıfından üç yaş büyük güzel bir kıza âşık olmasıyla değişiyor. Bu aşk, onun burjuva kesimiyle tanışmasına ve bu kesime kabul görme çabasına kapı aralıyor. Ruth, Martin’i kendi sınıfına ait bir kalıba sokmaya çalışıyor. Ancak Martin, okudukça ve öğrendikçe, kendisini bir kalıba sığdırmaya karşı direnç göstermeye başlıyor. “Cahillik mutluluktur” derler; Martin de okudukça ve bildikçe, burjuva düzeninin samimiyetsizliğini, hayatın çelişkilerini ve insan ilişkilerinin yapaylığını daha derinlemesine fark ediyor. Bilgi ve farkındalık, onu mutluluktan uzaklaştırıyor. Hayalini kurduğu başarılara ulaştığında ise artık bu başarıların ona hiçbir şey ifade etmediğini fark ediyor. Martin’in asıl aradığı şeyin samimiyet olduğunu anlıyoruz. Ancak bu arayışta çok geç kalmıştır. Martin’in mücadelesi, kalabalıklar içinde hissettiği yalnızlık, onun hayata karşı yorgunluğu bana kendi yaşadığım bazı süreçleri hatırlattı. Onunla aç kaldım, onunla savaştım, onun hayal kırıklıklarını kendi ruhumda hissettim. Martin benim için bir dost oldu. Kitabın sonuna geldiğimde, onun gidişiyle yarım kalmış gibi hissettim. Her seferinde aynı heyecanla açıp okuyacağım harika bir eserle tanıştım.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
6/10
·312 syf.··
2024 12. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2024 19:43
Uzun zaman önce bir öneriyle başladığım ancak okuması ta bu zamanlara ertelenen bir kitaptı. İletişim sıkıntısı yaşadığım dönemde önerilmişti. Kitabı elime alınca aslında tüm ülkenin iletişiminde problemler olduğunu bir kez daha anladım. Bu okuduğum ilk Doğan Cüceloğlu kitabı. Belki de bu yüzden zorlandım bilmiyorum. Aslında bizler için çok kıymetli bilgiler verilmiş ve gayet yalın dilde anlatılmış. Hepsi çok kıymetli hepsi büyük emek ve araştırma isteyen bilgiler. Ancak ben okurken biraz sıkıldım. Umarım bana bir faydası olmuştur diyorum ve okuyup okumama kısmını sizlere bırakıyorum saygı değer okuyucular. Keyifli okumalar diliyorum.
İnsan İnsanaDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 20239,7bin okunma
Reklam