Süreyya

Süreyya
@ocean__
Bir berduştur kalbim.
“Kişinin yaşamının anlamında yenilenme isteği yatar, en temelinde biryerde: kişi hep önceki yaşadıklarında eksiklikleri, hataları, yanılgıları bulunan noktalarda, tamamlanmak, doğru olmak, gerekli olanı bulmak ister — —ama, hep de, orada; peşindedir, yapamadıkları, eksik kaldıkları, yanlışları.”
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
“Kişi yaşamının anlamı üzerinde düşünürken, onun, çok iyi bildiği, çünkü yaşamında çok ağırlıklı yeri olmuş ögelerini, belki de yeniden öğrenmesi gerektiğini sık sık düşünür: acaba ‘özleme’nin anlamını yeniden mi öğrenmelidir — ‘arzulama’nın, ‘bekleme’nin, ‘üzülme’nin; ‘kavuşma’nın — ‘sevme’nin, ‘sevilme’nin, ‘sevinme’nin — ‘ayrılma’nın, ‘hüzünlenme’nin, ‘acılanma’nın, anlamlarını…”
Felsefe
Değiştiğimi düşündüğümde, değişenin aynı ben olduğunu da düşünmek zorundayım—
Edebiyat
kişinin dünyası anlamsız olunca, yaşamı büzüşür, güdükleşir, hiçleşir; yaşamı anlamsız olunca da, dünyası daralır, küçülür, boşalır —anlamı olmayan dünyan, hiçleşmiş yaşamın; anlamı olmayan yaşamın da, boşalmış dünyandır. Dünyanın da anlamıdır, anlamı, yaşamın(ın).
Düşünce
Yaşamının anlamı, ancak, kişi, bir an durup, “Ne istiyorum ki?…” diye sorabildiğinde, biçimlenmeğe başlar. Yani, ancak eksikliği çekiliyorsa, yokluğu duyulabilmişse, varedilebilir— kurulabilir; yoksa, yoktur. Bu bakımdan, insanların büyük çoğunluğu anlamsız —anlam yoksunu— yaşamlar yaşarlar, çünkü yaşamlarındaki anlam eksikliğini hiç duymamışlardır. Ancak bazı insanlar duyar bu eksikliği: onlar için yaşamlarının tek bir bütünlüklü anlamının olmaması, çekilemezdir —bu yüzden, kurmağa, yaratmağa, varetmeğe girişirler böyle bir anlamı. Bunu da bazen —bazıları— başarabilir; ama herhalde, başaramayanlar da çoktur. Başaramayacakları —ya da, artık başaramayacakları— açıklık kazananlar için de, son bir —yoğun— anlam yaratma yolu kalır… Yokluğu da içerilir, anlamında, yaşamının, kişinin.
Düşünce