“…bende öyle bir soğukluk meydana geldi ki: hiçbir şeye karşı bende bir meyil kalmadı; keza bir şevk de kalmadı. Tenbellik erbabının yolunda olduğu gibi; herhangi bir amelle meşgul olamıyorum.”
kişiler “öteki yarı”larını hep arayacaklardır —bu aramanın da boşa çıkmadığı; iki “öteki yarı”nın gerçekten bulunduğu, buluştuğu —çok ender— durumlarda bile, ‘bir’leşme gerçekten olabilse bile, işte, gene, geçici olacaktır.
İki kişi, bir kişi, olamaz(lar)…
“İki kişinin, hiç ayrılmamak bir yana, daha özlemin istediği temel anlamda biraraya gelmeleri, olanaksızdır: Her kişi için ayrı bir saat çalışır, başka bir yıldız döner, farklı bir pusula yön gösterir —iki kişi, ancak çok kısa zaman aralıklarında biribirlerine giden yolu yürüyebilip, biribirlerine ulaşabilirler, ‘bir’ —olma konumuna gelip biribirlerine dokunabilirler; ama, bu ‘bir’leşme anları, aldatıcı olmadıkları zaman bile, geçicidir kaçınılmazcasına —iki kişi, tam, temelden ve bütünüyle, tümüyle, biribirlerinin ‘içine gire’mezler; biribirlerinin; ‘bir’i’bir’i, olamazlar.”