“Dünya tüm rengini yitirip silikleşti. Her şeyi bir sis perdesi ardında görüyordu sanki. Başı dönüyordu; iştahı yoktu ve hiçbir şeyle teselli bulamıyordu.
•
Ölmek istiyordu. İstiyordu ki birkaç saat sonra deniz suyu onun vücudunu işe yaramaz şeyler gibi kıyıya atsın ve tekrar büyüleyici ve gamlı uğultusuna başlasın. Gizemli bir kuvvet onu, tüm bedbahtlıkları yıkayan ve yaşamın mevhum arzularını yanında alıp götüren kendine çekiyordu. Dalgaların sesi kulağında uğulduyordu. “Gel…gel…” Denizin koyu renkli suyu kendine çağırıyordu onu.”
“O yazarların, özlemini çektikleri, canlı, dolu dolu bir biçimin dirimiydi. Biz ölülerle uğraşıyoruz şimdi. Karanlıklar, sessizlikler, biçimsizliklerle.”
Bilge Karasu
“Özgür olup olmadığım niye önemlidir? —Her istediğimi yapabilseydim; beni eylemlerimde belirleyen hiçbir belirgin şey olmasaydı, ne önemi olurdu bunun: bir ‘avare kasnak’, bir ‘boşa dönen tekerlek’ olmaz mıydım— öte yandan, beni bütün ve her bir eylem(ler)imde hep belirleyen birşey(ler) olsaydı, o zaman da, zaten, daha, özgür olup olmadığımı sormam —özgür olmağa; birşeylerden bağımsız olmağa çalışmam— bile, anlamsız olmaz mıydı?…”
Nietzsche
“Eylem bir aşmadır: kişinin, ya koşullarını, ya da, daha önemlisi, kendisini, aşması—çünkü eylem, aynı zamanda, zorlanmadır: kişinin, ya koşullarınca, ya da, daha önemlisi, kendisince, zorlanması… Böylece, ‘erdemli’ / ‘ahlaklı’ eylem bir başarı, ‘erdemsiz’ ‘ahlaksız’ eylem de bir başarısızlıktır— her iki durumda da ulaşılmasına çabalanmış birşey; birinde başarılı olunan, ötekinde başarısız kalınan, bir uğraşın sonucu…”