Evet hemde kelimenin tam anlamıyla. Sizi darmadağın edecek, yer yer kahkahalar artırırken yer yer hüngür hüngür ağlatacak, aile bağları ve güven üzerine sarsıcı bir roman.
Bu romanı uzun uzun abartmak istiyorum. Gerçek bir edebî eser.
Malibu sahillerinde geçen, başrolünde dört seksi sörfçü kardeşin ve ünlü bir şarkıcı babanın yer aldığı roman iki bölümden oluşuyor. Birinci kısım daha çok flashback ile ilerliyor ve bizi bu dört kardeşin ta doğumundan öncesine anne babaları Mick ve June hayatlarına götürüyor. İkinci kısım ise kitaba da ismini veren Malibu'daki partiyi konu alıyor.
Birinci kısım benim için romanın tamamından daha büyüktü. Bu bölüm sizi ağlatır uyarmadı demeyin. Ama eğer bu romanın bir özeti olsaydı.
"Belki de anne babalarımızın yaşamları içimize işlemiştir, belli de kader denen şey, onların hatalarını tekrarlama isteğidir."
Oda bu söz olurdu.
Karakterlere gelirsek;
MİKE; benim hayalkırıklığımdı. Hele 118'ince sayfada onu gerçekten parçalarına ayırmak isteyebilirsiniz.
JUNE; Beni uzun zaman sonra ağlatan tek karakter oldu. Onu o kadar sevdim ki bir yanım onu böyle sımsıkı kucaklaşmak isterken bir yanım sarsıp kendine getirmek istiyordu.
"Çok çalışmıştı, çok yorgundu ve yalnızdı. Onu hiçbir tam olarak anlamamış anne babasını, onu hiçbir zaman gerçekten sevmemiş adamı, kendisi için inşa ettiğini düşündüğü geleceği, eskiden olduğu o genç kızı özledi."
Ve en çokta;
"Ben bundan daha fazlası olacağım.
Ben onun bırakıp gittiği bir kadından daha fazlasıyım."
(S.95.)
Sözünü gerçekleştirememesine üzüldüm. June sen gerçekten de bundan daha fazlasıydın. Sen 136'ıncı sayfada izlediğim hayran olunası kadınsın ama keşke bunu kendinde görebilseydin.
NİNA; Sanırım onu özetlemeye Hud'un bir cümlesi yeter.
"Nina asla hayır demez, kesinlikle kimsenin yoluna çıkmaz,