Vaiz, "Sen, sivil kıyafetli Rahip... sen halinden memnun olanların rahibisin," diye seslendi. "Ben Muad'Dib'e değil sana meydan okumaya geldim! Dinin gerçek mi? Senin için bedeli yok, riski yok. Dinin gerçek mi? Cüzdanını şişiriyor. Dinin gerçek mi? Onun adına korkunç şeyler yapıyorsun. Dini neden çarpıttın? Cevap ver bana Rahip!"
Vaiz, "Sizi rahatsız etmeye geldim!" diye haykırdı. "Tek niyetim bu! Basmakalıp, kurumsallaşmış dininizin sahtekârlığı ve yalanlarıyla savaşmaya geldim. Böylesi tüm dinler gibi sizin kurumunuz da sizleri korkaklığa, vasatlığa, uyuşukluğa
ve halinizden memnun olmaya yönlendiriyor."
Uzun soluklu hükümetler eninde sonunda aristokratik formlara meyletmeye başlar. Tarihte bunun aksi görülmemiştir. Hükümet aristokrasiye meylettikçe, egemen sınıfın çıkarlarına giderek daha çok hizmet eder... bu sınıf ister soylu ailelerden oluşsun, ister finans imparatorluklarının oligarklarından, ister kök salmış bürokratlardan.
İnsanın, mümkünse eşi, çocuğu, parası ve hele sağlığı olmalı, ama saadetini yalnız bunlara bağlamamalı. Kendimize dükkânın arkasında, yalnız bizim için bağımsız bir köşe ayırıp orada gerçek özgürlüğümüzü, kendi sultanlığımızı kurmalıyız. Orada, yabancı hiçbir konuğa yer vermeksizin kendi kendimizle her gün baş başa verip dertleşmeliyiz.