İnsanların nefretle yok etmek istediği yaratıkları Robert sevecekti. Nefret edileni sevecek ve insanlardan nefret edecekti. İnsanlardan nefret etmesine rağmen bu nefretini saklamanın harika bir yolunu da buldu. Karşılaştığı herkese çok iyi davranmaya karar verdi. Böyle yaptıkça kimse onun stratejisini anlayamadı.
“İçinde yaşadığa çevredeki insanlardan ne kadar farklı ve bir sokak faresi kadar acınası bir durumda olduğunu hayat her fırsatta yüzüne vuruyordu. Arkadaşlarının en önemli sorunu o gün ne giyecekleriydi. Onun böyle dertleri yoktu çünkü ne giyeceği zaten belliydi.”
“Bu acayip ve anlaşılmaz hareketleri izlerken, birden üzerimde kesin bir yabancılık, ama gene de tuhaf bir aşinalık gibi rahatsız edici ve çelişkili izlenim bırakan şeyin ne olduğunu ilk kez anladım. Bu gizemli ayine kapılan üç yaratık şekil olarak insandılar, ama üzerlerinde tanıdık bir hayvana ait son derece tuhaf bir hava sezilen insanlardılar. Bu yaratıklardan her birinin, insana benzeyen şekillerine, üstlerindeki paçavralara ve bedenlerinin kaba bir şekilde insanı andırmasına rağmen, içlerine işleyen, hareketlerine, yüzlerinin ifadesine, tüm varlıklarına hakim olan bir şey vardı, artık inkâr edemeyeceğim bir şekilde domuzu andıran bir şey, domuzca bir damga, o hayvanı andıran apaçık bir iz vardı.”
İnsanlık nihayet evrenin herkesin herkesi avladığı karanlık bir orman olduğunu anladığında, bir zamanlar kamp ateşinin başında birileri çağrısına cevap versin diye ağlayan çocuk ateşi söndürdü ve karanlıkta titremeye başladı. Kıvılcımdan dahi korkar hale gelmişti.