9/10
·252 syf.·
2026 32. kitabı
Zehra ve Zafer.. Mutlu başlayan bir aşkın kendini tüketme hikayesi.. Sorunlarla çatırdayan toparlanamayan bir evliliğin getirdiği son.. Kendinden hep ödün vermek, fazla fedakarlık ne zaman mutluluk getirmiş ki insana? Aldatma, şiddet, güvensizlik, ilgisizlik, sevgisizlik.. Herşey var ama kendine değer vermek hep eksik...! . Yazarın kalemini önceki okuduğum kitabında da çok sevmiştim, su gibi akıp gidiyor hikaye. Bu kitap benim çok sinirimi bozdu. Zehra'nın acizliği, Zafer'in dindar görünür utanmazlığı gerçekten tam çıldırma sebebi. Kitabın adı oldukça manidar. İnsanlar bazen yanyanayken de yalnızdır. . Evlilik üzerine yanlışlarla dolu hüzünlü bir hikaye. Sürükleyici, kalbinize dokunacak bir roman arıyorsanız tavsiyemdir.
1000Kitap
İki Kişilik YalnızlıkSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20252,374 okunma
10/10
·158 syf.··
2024 98. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2024 02:59
‎​Ahmet Mithat Efendi, Tanzimat döneminin en üretken kalemlerinden biri olarak, Felsefe-i Zenan ile yalnızca bir hikâye anlatmakla kalmaz; o dönemin toplumsal yapısını, kadın-erkek ilişkilerini ve "mutluluk" kavramını derinden sorgulayan bir felsefi zemin inşa eder. Akile, Fazıla ve Zekiye gibi karakterler üzerinden kurgulanan bu eser, geleneksel aile yapısının ve kadınlara biçilen "fedakârlık" rolünün bir eleştirisi niteliğindedir. ‎ ‎​Eserdeki "Fakat her şeyin cahili olmaktansa o şey hakkında bilgi sahibi olmak yeğ değil midir?" sorusu, aslında Ahmet Mithat Efendi'nin okuruna ve toplumuna verdiği ana mesajdır. Yazar, cehaletin koruyucu bir kalkan değil, aksine bir hapishane olduğunu vurgular. Özgürleşmenin ilk adımı, insanın içinde bulunduğu durumu tüm çıplaklığıyla analiz edebilmesidir. ‎ ‎​Toplumsal dayatmaların ötesine geçebilmek, karakterlerin kendi özgür iradelerini keşfetmeleriyle mümkündür. Yazar, aşkı idealize edilen bir masal olmaktan çıkarıp rasyonel bir zemine oturtur: ‎​"Hiçbir aşk yoktur ki masallarda denildiği gibi görür görmez kalbinin derinliklerinden ve can-ı gönülden kopuşup da gelmiş olsun." ‎​Bu cümle, duyguların da bir akıl süzgecinden geçirilmesi gerektiğini savunur. Akile, Fazıla ve Zekiye’nin yaşadıkları, birer duygu tutsaklığından ziyade, kendi zihinlerini özgürlük aşkıyla doldurma çabasıdır. Nitekim karakterin ifadesiyle: "Ben zihnimi, esaretin her yönünü uzun uzadıya ölçüp tarttıktan sonra özgürlük aşkıyla doldurdum." Bu ifade, esaretin sadece fiziksel değil, zihinsel bir tercih veya bir kabulleniş olduğunu gösterir. ​Kitabın belki de en vurucu eleştirisi, insanın sahte mutluluklar peşinde koşarak kendi özgürlüğünü nasıl sınırladığı üzerinedir: ‎ ​"İnsan kısmı hürriyet hürriyet der de hürriyetin ne olduğunu dahi bilmez. Mutluluk mutluluk
Edebiyat
Felsefe-i ZenanAhmet Mithat Efendi · Sel Yayıncılık · 2012211 okunma
Reklam
Yıkımın Ortasında...
9/10
·152 syf.··
2026 64. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 20:09
Kuzeninin kaybı nedeniyle Hatay'a giden anlatıcızın, enkaz başında ailesini arayan Iraklı mülteci Ali’nin yollarını kesişmesi üzerine. Edebi açıdan bu kurgu, sadece iki insanın değil, iki farklı coğrafyanın ve trajedinin paralel bir okuması bana göre. Anlatıcının taze ve şok edici deprem yası ile Ali’nin Irak’tan gelen kronikleşmiş göç, savaş ve şiddet yası iç içe geçiyor. Yazar, bu iki ayrı acı katmanını birbirine düğümleyerek zamandan ve mekândan bağımsız, evrensel bir "yas coğrafyası" inşa etmeyi başarmış. Kimsesizler Coğrafyası, yakın tarihin en büyük acılarından birini merkezine alırken, coğrafi sınırları aşan insanlık dramlarını sanatsal bir duyarlılık ve derin bir empatiyle işleyen, belgesel-roman tadında ama estetik dilinden ödün vermeyen kıymetli bir edebi tanıklık eseri olmuş. Zekeriya Çetin
1000Kitap
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026105 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2018 78. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2018 00:00
Kitap hakkında nasıl yorum yapacağımı çok düşündüm. Şimdi yazacaklarım çekişkili gelebilir ama yapacak bir şey yok öyle hissediyorum. Polisiye gerilim okumayı çok severim, içinde korku da varsa tadından yenmez benim için. Bu kitapta hepsinden eser miktarda kullanılmış. Tam anlamıyla gerilim desem değil, polisiye desem değil, korku desem değil, varla yok arası bütün duygular ama nasıl olduysa sevdim çünkü hep bir aksiyon ve gizem var. O aksiyonlar da bazen büyük tesadüflere dayanıyor. Mesela bir grup kadın kaçırılıyor bir Allah'ın kulu da çıkıp nereye kayboldu bunlar demiyor. Ne bir soruşturma ne bir polis, hoş kaçırılanlar bile demiyor neredeyse. "-bayan sizi kaçırmam lazım - geçerli bir nedeniniz var mı? - gidince öğrenirsiniz. - peki gidelim" gibi bir şey. Yapılanların nedeni en başta belli olduğundan, neden kaçırıldıklarını bildiğiniz için okurken yadırgamıyorsunuz ama sonra düşününce durum bu. Otopark işleten, kızıyla birlikte yaşayan, para kazanmak için bir yere kadar ödün verebilen bir adam... Harita yorumlayan, antika dükkanı olan bir şehir kaşifi... Kendisinin de bir ucundan tuttuğu gizemi çözmeye çalışan gözü kara bir kadın... Rüşvet vermeyi el altından iş yaptırmayı, yapmadıkları zaman ortadan kaldırmayı maharet bilen bir iş adamı!... Onun tetikçiliğini yapan ve haritaları hayatının merkezine oturtan bir psikopat. Tüm karakterler kendi çaplarında biraz psikopat aslında. Kısaca yeraltı dünyası hesaplaşması diyebiliriz. İster etik olsun ister olmasın sondaki adalet anlaşıylarına bayıldım "ohh" dedirtti bana. Sürekli hareketli oluşundan kopmadan okudum. Bölümlere ayrılmış, her karakterin gözünden ayrı ayrı anlatılmış olmasını ayrıca sevdim. Herkesin bir hikayeye ihtiyacı vardır. Doğru olması şart değil... Elinizde varsa bekletmeyin okuyun derim. Keyifli
Haritalı AdamGeoff Nicholson · Olimpos Yayınları · 2016653 okunma
Puan vermedi·201 syf.··
2026 75. kitabı
Sokrates'in Savunması, Atina hukuku tarafından gençlerin ahlakını bozmak ve şehrin tanrılarına inanmamakla suçlanan filozofun, mahkeme heyeti önünde yaptığı tarihi ve felsefi konuşmaları aktarır. Platon, hocasının idama mahkum edilme pahasına hakikatten, adaletten ve sorgulanmayan bir hayatın yaşanmaya değer olmadığı fikrinden ödün vermeyişini destansı bir dille kayda geçirir.
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202564,6bin okunma
Puan vermedi·270 syf.··
2026 23. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 15:37
Çevirinin önemi nedir? adlı çalışma oldu benim için her şeyden evvel.. Daha fazlasını bilmek, anlamak ve yaşamak isteyen; içindeki sıkıntıyı bir türlü gideremeyen ve bunun neticesinde şeytanla yaptığı anlaşmayla bizleri de sürükleyen bir yolculuk Faust. Ruhunu şeytana satarak aslında yeniden hazlarını, arzularını ve tutkularını keşfe çıkıyor. Ancak bu keşif sırasında biz de insanın karanlık tarafıyla, kırılgan tarafıyla ve belki de kabullenmekte zorlandığımız yönleriyle karşılaşıyoruz. Daha mutlu, daha bilgili, daha güçlü ya da daha fazla hazza sahip olabilmek uğruna aslında ne kadar büyük şeylerden ödün verebileceğimizi gösteren bir eser. Bu yüzden bence zamansız bir kitap; çünkü anlattıkları bugün de hâlâ hayatımızın içinde ve oldukça tanıdık. Tabii ki böyle bir eser hakkında kısa bir paragrafla yorum yapmak çok zor. Pişmanlık, affetmek, sevgi ve insanın kendiyle hesaplaşması üzerine uzun uzun düşündüğüm yerler oldu. Ancak ben biraz çeviri kurbanı oldum. İlerlemekte zorlandım; bazı cümleleri anlamak benim için kolay olmadı ve bu durum zaman zaman odağımı kaybetmeme neden oldu. Hatta bazı bölümlerde oldukça sıkıldım. Bu yüzden Faust, en kısa zamanda farklı bir çeviriden yeniden okumam gerektiğini düşündüğüm eserlerden biri olarak kaldı.
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · Oscar Yayınları · 016,8bin okunma
Reklam
Reklam