Öncelikle kitap kulübüm için okudum ve burada çok detaylı yorum yapmama deyecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Bir sosyolog olarak okuyup yorumlayınca amacı, sonucu belli bir kitaba dönüşüyor. Tam anlamıyla edebi bir yazım olmadığını da belirtmeliyim. Feminist düşünceyi gerçekten anlayan kişiler için çok yavan kalan ama feminizme küstürülmüş ya da feminizmden korkutulmuş kişilere hitap edebilecek birinci dalga feminist bir kitap. Yani yazıldığı dönem için çok uç elbette ve maalesef bazı kafa yapılarının 100 küsür sene sonra bile değişmediğinin kanıtı gibi. Ayrıca daha önce hiç bir karakterden Terry'den nefret ettiğim kadar nefret etmedim.
Üstünde de yazdığı gibi Lovecraft ile Latin Amerika dizilerinin ve Uğultulu Tepelerin çocuğu gibi bir kitaptı. Korku dozu yavaş arttı ama ciddi arttı. Karakterler klişelikten uzak ve ilginçti, olaylar biraz klişe olmakla birlikte tatmin edici bir yazım ve sonla beni rahatsız etmedi. Ve ilk defa bir korku hikayesinde hoş bir aşk hikayesi de okudum. Keyifli bir kitap, yakın zamanda unutamayacağım ve belli bir atmosfer yaratmada muazzam bir iş çıkarmış.
Babası Noemí'ye okulunu ciddiye almaktansa görüntüsüne ve partilere gereğinden fazla önem verdiğini söylerdi; bir kadın iki şeyi aynı anda yapmayı beceremezmiş gibi.