10/10
·%61 (254/416 syf.)··
Beğendi
Şimdi bir anda bunu yazmak ve düşüncelerimi paylaşmak istedim. Saat 02.03. Neyse, ben şu anda Gümüş Yürek 1 okuyorum ve sayfa 140’lardayım. Ama cidden bilmiyorum… Yani müthiş ilerliyor ve beni gerçekten çok etkiliyor. O müthiş güzelliği, atmosferi, yazım şekli ve o harika arkadaşlık, dostluk ilişkileri beni okurken ağlatıyor. Cidden, kötü bir şey olmasa bile ağlamak istiyorum. Bunun bir nedeni bu yazıya ve bu sanata duyduğum hayranlık. Bir nedeni de, yazımıyla beni o dünyanın içinde hissettirmesi ama sonra orada olmamanın verdiği hayal kırıklığı ve acı. Cidden ağlıyorum. Şu an yazarken bile gözlerim doluyor. Hayranlık ve sevgiyle dolu gözlerle okuyorum kitabı. Karakterlerin hepsini inanılmaz sevdim. Nos’a aşık oldum hatta; ilk konuştuğu andan itibaren sanırım. Çünkü Nos’a kendimi inanılmaz yakın hissettim. Her açıdan değil ama onun sanata bakış açısı ve düşüncelerini, ben de bir sanatçı ve resim öğrencisi olarak çok benimsedim. Çok hoşuma gitti. Tabii ki ben Nos’tan çok daha hareketli, neşeli ve konuşkan olduğumu düşünüyorum ama bazı açılardan bana çok yakın geldi. Hele nazikliği… Off, cidden ben nazik ve kibar insanlara bayılan biriyim. Ve onun konuşması davranışları beni çok mutlu ediyor. Tabiki Marlo beni çok güldürüyor. Aynı şekilde Zaina da öyle. İkisinin tartışmaları çok komik. Eira ise beni gerçekten üzen bir karakter ama aynı zamanda çok sevdiğim müthiş biri. Onun açısından olduğu yaşadığı duruma bakınca çok canım yanıyor. Zaina’nın yaptığı gibi ona sarılmak istiyorum; hem de uzun bir sarılma. Yorumlarım şimdilik bu kadar. Bu bile bence uzun oldu. Daha birinci kitabın yarısına bile gelmedim ama canım yazarım Damla, beni şimdiden çok etkiledin. Bu kitabı yazdığın için sana teşekkür ediyorum. Seni çok seviyorum.
Gümüş Yürek 1D. N. Archeron · Guardian Yayınları · 20241,665 okunma
Dünya sen kırsan da kırmasan da kırılacak
9/10
·656 syf.··
2026 6. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 21:55
Seriye başlarken çok uzun soluklu bir macera okuyacağımı, bitmeyecek, bitirilemeyecek bir efsane, kocaman bir Zaman Çarkı efsanesi okuyacağımı biliyordum. "Bitmez bu seri, off. Dev gibi kitaplar, dolu dolu, yüzlerce sayfa. Nasıl bitsin?" diye düşünürdüm her kitaplığa baktığımda. Şimdi mi? Bitmesin hiç, sürsün, devam etsin, desen kendisini daha sıkı dokusun... Kitap mı? Bu ikinci kitapta macera tüm hızıyla devam ediyor. Müthiş bir hikaye akışı, inanılmaz güzel karakter gelişimi ve her satır, her bölüm ve kitap biterken "Şimdi ne olacak?" diye sorduğumuz bir macera. Uzun uzun kitabı, hikayeyi, karakterleri incelemeye gerek yok. Yaşattığı duygu ve içine çektiği macera müthiş. Bunu bilseniz yeter. Eh okunacak bir sürü kitap, deneyimlenecek bir çok Fantastik Kurgu macerası varken neden Zaman Çarkı? Bilmem :) bunu ben anlatamam. Ben de başlamak için çok oyalandım. Korkuttu gözümü kalın kalın kitaplar, yüzlerce sayfa, onlarca bölüm. Biraz da önceki okuduğum evrenleri bulamam, belki o tadı alamam diye korktum... Korkulacak bir şey yok. Desen kendisini dokuyacak, olması gereken olacak ve sizlerin de bu evrenle tanışmanız için bir an gelecek. Zaman Çarkı eskimeyecek. Ama size bir tavsiye; siz eskimeden bu evrene bir şans verin ;) Ve Son Not: Bu evrene bir an önce başlamam için beni dürtükleyen buradaki dostlarım (onlar kendini biliyor :D ). Sizlere çok teşekkür ederim. Keşke daha "kalın ciltlerle!" kafama vurmak suretiyle daha çok dürtükleseydiniz. :D
Büyük AvRobert Jordan · İthaki Yayınları · 20211,495 okunma
Reklam
Bir kadının yeteneği ve evliliği arasında kimlik arayışı
7/10
·80 syf.·
2025 37. kitabı
Lou Andreas-Salomé, 12 Şubat 1861'de St. Petersburg, Rus İmparatorluğu'nda bir generalin kızı olarak dünyaya gelmiş ve 5 Şubat 1937'de Almanya, Göttingen’de vefat etmiş. Rus kökenli, alman edebiyatçı ve yazardır ve aynı zamanda ilk kadın psikanalistlerdendir. Genç yaşta Almanca ve Fransızca öğrenmiş. Zürih Üniversitesi'nde teoloji, felsefe ve sanat tarihi eğitimlerini almış. Döneminin geleneklerine zıt, özgür ve bağımsız bir kişiliğiyle tanınıyor. Kendi ideallerini yaratan, felsefe ve psikoloji alanındaki çalışmalarıyla döneme damgasına vuran sıra dışı bir entelektüel diyebilirim. Hayatına giren önemli isimlerle, entelektüel ve kişisel ilişkileriyle dikkat çeken bir yaşam öyküsü var. Friedrich Nietzsche ile 1882'de tanışmış, Nietzsche evlenme teklifi etmiş ve o reddetmiş. Filozofun ona duyduğu tek taraflı aşkın bazı romanlara konu olduğu biliniyor. Bu sebeple Nietzsche'nin kadın düşmanı olmasının nedeni olarak da gösteriliyor. 1887'de dilbilimci Friedrich C. Andreas ile evlenmiş. Bu evlilik, Carl'ın ölümüne kadar sürmüş. Şair Rainer Maria Rilke ile uzun süreli duygusal ve entelektüel bir ilişki yaşamış. Ona Rusça öğrettiği, edebi çevrelerle tanıştırdığı biliniyor. Sonrasında Salomé, 50 yaşlarında psikanalize ilgi duymaya başlamış ve Viyana Psikanaliz Cemiyeti'ne kabul edilen tek kadınlardan biri olmuş. Freud ile 25 yıl boyunca mektuplaşarak devam eden, karşılıklı saygı ve sevgiye dayalı, güçlü bir entelektüel dostluğa sahip. Freud, onu "korkunç bir zekâ" olarak ifade etmiş. Salomé, genellikle felsefe, din ve kültürel çalışmalar alanlarında edebî eserler, denemeler ve monografiler kaleme almış. Çalışmalarında özellikle narsisizm ve kadın cinselliği konularına odaklanmış. "Yapıtlarında Friedrich Nietzsche (1894)", "Ruth (1895)", "Arayışlar (1898)", "Feniçka (1898)",
Edebiyat
ArayışlarLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,9bin okunma
Beni Bul Serisi 2- Beni Hatırla Kitap İncelemesi
3/10
·360 syf.··
2025 4. kitabı
Beklentimin çok çok altında bir devam kitabıydı. Hiç beğenmedim. Gereksiz ve saçma bulduğum o kadar çok şey oldu ki.. Hepsini az sonra spoiler bölümünde detaylıca anlatacağım. Kesinlikle ilk kitaba hiç yakışmayan bir devam kitabıydı. Bu kitaptansa serinin 1. kitapla bitmesini tercih ederdim. Bir sürü gereksiz yeni karakter, gereksiz/saçma yeni olaylar. Kitap polisiye gerilim olarak geçiyor ama o gerilim hissini de hissettiremiyor. Bir polisiye gerilimin en vurucu sahnesi kitap finalinde ana karakterin katille yüzleşmesi ve olayların ortaya çıkmasıdır ama kitap bu konuda maalesef çok çok kötüydü. Az sonra hepsini detaylıca anlatacağım. Yazar ilk kitapta kurduğu güzelim dünyayı bu kitapta gerçekten mahvetmiş. Gerçekten çok kötüydü yaa. Serinin bir kitabı daha var. Son kitap. Orada bir toparlanma olur mu bilmiyorum ama her şeyi bu kadar mahvettikten sonra toparlasanız ne olur ondan da emin değilim açıkçası. Gerçekten çok yazık olduğunu düşündüğüm bir evren oldu. Yazar resmen 2. kitapla kendi kurmuş olduğu güzelim evreni fena halde harcamış. Çok yazık etmiş. BURADAN İTİBAREN SPOİLER Olaylardan detaylıca bahsetmeden önce kitap kapağından bahsedeyim. Kitabı zerre beğenmedim ama serinin genel olarak kapakları bence aşırı güzel. İlk kitabın kapağını da çok beğenmiştim ve bence 2. kitabın içeriği her ne kadar rezalet olsa da kapağı çok güzel. Sadece şunu öğreniyoruz ki ana karakterimiz Wicket kızıla boyatmış olduğu saçlarını artık boyamaktan vazgeçmiş ve doğal rengi olan sarıya dönmüş. Oysa kitap kapağında yeniden kızıl saçlı hâli var. Kitabın içeriğindeki saçmalıklara bakınca bu hiç takılacak bir şey değil ama yine de belirtmek istedim :D Gelelim kitaba. Kitap ilk başta gayet güzel başladı. Suçlular cezalarını çekiyordu ve Wick'in hayatında her şey normal sayılırdı. Sadece
Edebiyat
Beni HatırlaRomily Bernard · Pegasus Yayınları · 201735 okunma
İşte, fantastik kurgu böyle yazılır!!!
10/10
·444 syf.··
2025 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2025 21:19
Unutulmuş Diyarlar evrenini anlatan kitaplar, hikayeler o kadar çok çeşitli ki, her yeni bir seride her yeni bir kitapta "oha artık daha ne olabilir ki?" diyor ve her seferinde, her yeni bir seri ve kitapta tekrar tekrar dumura uğruyor, bu eşsiz diyarlara, Unutulmuş Diyarlar'a tekrar tekrar aşık oluyorum. Bu sefer okuduğum bu kitap SelgeçidiSelgeçidi beni adeta koltuğuma mıhladı! Kitap biterken başım dönmeye, ağzım kulaklarıma varacak şekilde gülümsemeye ve her çevirdiğim sayfa ve her okuduğum satırda tüylerimin diken diken olmasına neden oldu. Bu kadarını beklemiyordum. Resmen çakıldım kaldım! Buyurun, başlıyoruz; Bu evrende, beni okurken heyecanlandıran, duygu seline kapılmama neden olan bir çok kitap var. Okurken ağladığım Hayalet KralHayalet Kral ( #273133855 ), şaşkınlıklar yaşadığım Düşen KaleDüşen Kale ( #275727975 ), ve tabi ki beni Unutulmuş Diyarlar evrenine aşık eden, (aslında değil ama!) final kitabı Son EşikSon Eşik ( #274622851 ) kitaplarının arasına fırtına gibi bir kitap daha katılıyor. SelgeçidiSelgeçidi Danışmanlar ve Krallar serisi Büyücü Avcısı -  Danışmanlar ve Krallar 1Büyücü Avcısı - Danışmanlar ve Krallar 1 kitabıyla otantik ve şaşırtıcı derecede ilginç konusuyla başlayıp, bu kitapla acayip bir atmosfere kavuşmuş ve dediğim gibi, satır satır tüylerimi diken diken ederek son sayfalarını okutmuştur! Off ki ne off, nasılda mükemmel bir hikaye. Matteo, esas oğlan, kahramanımız. İyilik timsali, doğruluğun temsilcisi, müthiş bir vatansever ve ülkenin en zeki danışmanı. Böylesine bir karakteri öyle güzel şekillendirmiş ki Elaine CunninghamElaine Cunningham , bak, kafayı yersiniz. Müthiş. Tabi ki sadece esas oğlanımız değil müthiş olan. İç içe geçmiş bir aile arayışı, savaş, güç sevdası, hıyanet, entrika, gizem, sırlar... Her bir karakter, öyle dokunuyor ki maceraya... Kitap ve konuyla ilgili tek satır
SelgeçidiElaine Cunningham · Phoenix Yayınevi · 200310 okunma
Nicole Fox - Egorov Bratva Series #1 - Tangled Innocence
9/10
·572 syf.··
2025 98. kitabı
Bu kitap da neydi böyle?! Nereden başlasam bilemiyorum! En baştan başlayayım. Wren kızımızın ablası Rosie ve kocası çocuk sahibi olmak için ölüp bitiyorlar. Bir türlü hamile kalamayınca Wren’ı taşıyıcı anne olmaya ikna ediyorlar. Wren, suni döllenme ile hamile kalırken birden ablası ve eniştesi ölüyor! Bir de bunun üzerine klinikte bir karşılıklık oluyor ve aslında başka bir adamdan hamile kaldığını öğreniyor! Üstelik bebeğin babası da patronu Dmitri çıkıyor! Şok üzerine şok! Böyle anlatınca çok klişe gelebilir kulağa, evet bir yandan bu kadar tesadüf olması kitabı klişe olmaya yaklaştırıyor; ama bu kitabın tam olarak bir klişe olmasını engelleyen şey kesinlikle yazarın üslubu! Ben yazarın kalemini çok beğendim. Kitap fazlaca slow burn; ama bununla hiç sıkıntım olmadı. Wren ve Dmitri patron asistan oldukları için tanışıyorlar ve doğal olarak birbirlerini fiziksel olarak çekici buluyorlar. Ortak bir çocuk sahibi oldukları için bebek anne karnında büyüdükçe Wren ve Dmitri de birbirlerine iyice yakınlaşmaya başlıyorlar. Yani birbirlerinden hoşlanmaya başlıyorlar. Ama o da ne?! Neler oluyor neler! Dmitri bir iş insanı olmasının yanında bir mafya lideri aynı zamanda ve üstelik kendisi kitaptaki en sevdiğim karakter olan İtalyan mafya liderinin kızı olan Bee ile nişanlı!!! Dikkat bool spoiler içeriyor!!! Aslında bu olay kitabın konusunda da yazıyor. Meğerse Dmitri; Wren’ın ablası ve eniştesini bizzat öldürmüş. Kitabın sonuna kadar bunun bir yanlış anlaşılma olmasını bekledim; ama hayır değildi! Dmitri’nin bunu yapmasında önemli bir neden olsa da Wren’ın ablası masumdu, keşke onu öldürmeseydin be! İkinci kitapta bir mucize olmasını ve ablanın hayatta olmasını diliyorum. Her ne kadar sevdiklerine ve koruması altındakilere zarar geldiği zaman gözlerinin tamamen kararması
Tangled InnocenceNicole Fox · 202422 okunma
Reklam
Reklam