10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 74. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 13:21
꧁༺𝑷𝑨𝒀𝑬𝑳𝑳𝑳 ~ 𝑮𝒆𝒍𝒊𝒏𝒄𝒊𝒌 𝑩𝒖𝒍𝒗𝒂𝒓ı ༻꧂ Selammm,bugün sizlere her kitabını aşkla okuduğum sevgili yazarımın payelll in son bebeği #gelincikbulvarı ile geldim. Kitabın kapağını açıp okumaya başladığım andan itibaren beni içine çeken kurgusu, sanki yanımda benimle aynı sokaklarda komşu gibi hissettiğim karakterlerine bayıldım. Ben #limonluaşkta da böyle olmuştum. Bitmesin diye yavaş yavaş okudum. Belgin in üzücü geçmişi yanında o mükemmel sağlam karakteri var ya.. Tam kadın! Ama hepsini ayrı ayrı çok sevdim. Nalan, Ferdi, Yasemin, Eymen,Nilüfer,Emin ve tabikii Asaf.. Ne güzel sevdi ama! Otuz sene beklemiş almamış kalbine kimseleri of off ;)) Ya Ferdi onun sınavı daha ayrı ,sen hem abi ol hem arkadaş, yetmemiş birde enişte :)) yazarken bile gülüyorum !! Birde anneler var, hepsi birbirinden şeker. Bence çok dramatik olan o geçmişi en katlanılır eden etken Belgin'in iki ailesininde pırlanta gibi olması oldu. Belki büyük bir kayıp yaşanmış olsa da çokça sevgi ile büyüyen Belgin sonunda öyle büyük ve eşsiz bir aileye sahip olmanın mutluluğunu güzel yaşadı. Kalemine hayran olduğum yazarım, yüreğine sağlık. Sen yaz hep biz okuyalım ~♡ Duygularımı tamamen ifade ettikten sonra sizler için hemen kısaca konusuna geçiyorum! Belgin babasının vefatı ardından öğrendikleri ile annesi ve kız kardeşini alır, Bursa'daki evini kapatıp İstanbul'a taşınır. Belgin ve ailesi Bursa'nın Jet sosyetesinden olup azımsanmayacak varlığa sahiplerdir. Kız kardeşi öğretmen, Belgin ise diş hekimidir. Çengelköy'ün Gelincik Bulvarı sokağına taşınmalarının sebebi ise Belgin'in gerçek ailesini tanımak istemesidir. Yıllar önce yaşanan olayın nedenini, niçinini, sorgulamadan herkesten habersiz önce onları tanımak istemiştir. Annesi, babası, bir abisi ve kız kardeşi vardır burada. Daha geldikleri ilk anda ise
Gelincik BulvarıPayelll · Parola Yayınları · 202656 okunma
La familia es todo
8/10
·141 syf.··
2026 31. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 16:00
Evvvet Yaprak Dökümü ve ülkece dizisinden tanıdığımız Tekin ailesi. Açıkçası kitap listemde değildi. Hakim olduğum olayları okumak sıkıcı olur demiştim ama aşırı sevdim. Biraz kitaptan bahsedip sonrasında kitap ve dizi farklarına değinmek istiyorum. İncelemeye başlamadan evvel genel olarak eski kitaplar için de şunu söylemek isterim: bence bu tür kitapları içeriği rahatsız edici diye eleştirmemeliyiz. Çoğu yazar zaten dönemi eleştiriyor. Yanlış Batılılaşma, görücü usulü evliliğin yanlışlığı, aile yapısı, hurafeler... Yazarlar bunları romantize etmiyor, yapmayın, yoksa sonunuz böyle olur diyor. Ali Rıza Beyimiz, Altın Yaprak Anonim Şirketi’nde iyi bir memur. Fakat iş yerinde tanık olduğu bir ahlaksızlığın çözülmemesi sonucu şunları söyleyerek: "Fakat, bu vakadan sonra nasıl burada kalabilirim? Biraz evvelki sözlerimi hatırlayınız. 'Oğlum böyle bir iş tutsaydı onu reddederdim, artık yüz yüze gelmezdim' demiştim, değil mi? Siz de başka bir evladımsınız. Demek sizi de reddetmeye mecburum." İşten istifa ediyor. Eve dönünce bakıyor ki bir kutlama bir sevinç ayol diyor noluyor. En büyük çocuğu Şevket aylık 100 lira maaşla bankada işe girmiş. Neyse fazla anlatmayalım. Ali Rıza'nın evdeki otoritesinin yıkılması ve devam eden olaylar silsilesi sonrası devlet kuruyormuşçasına kurduğu ailesinin ağaç yaprakları gibi bir bir dökülmesini izliyoruz. Zaten kitabın özeti başta bir gencin Ali Rıza'ya söylediği sözlerden ibaret: "Babasınız, çocuklarınız var, paranız yok değil mi? Evlatlarınız âhir ömrünüzde size bir feci yaprak dökümü manzarası seyrettirmekten gayri saadet vermezler." ​Kitabı sevmemin sebebi ahlak bekçiliği yapan insanları suratına çat diye çarpmak istemem. Ali Rıza... Ahlaklı olsunlar diye eve kapattığı kızlarının yaptıklarını, kınadığı şeylerin hepsinin
Yaprak DökümüReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 199936,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·88 syf.··
2026 7. kitabı
The Old Man and the Sea by Ernest Hemingway tells a story that feels simple at first, almost like something you could explain in a few sentences. An old fisherman goes out to sea, catches a great fish, and loses it on the way back. But as the story unfolds, it becomes clear that this is not really a story about fishing at all. It is about endurance, dignity, and what it means to struggle in a world that does not always reward effort. The novella centers on Santiago, an old Cuban fisherman who has gone eighty-four days without catching a fish. In his village, he is seen as unlucky, even defeated. Only a young boy, Manolin, continues to believe in him, although he is no longer allowed to fish with Santiago. This quiet isolation shapes the emotional atmosphere of the story. Santiago is not just physically alone at sea; he is also set apart from the people around him, living on the edge of relevance. When he finally sets out far into the Gulf Stream, determined to break his unlucky streak, he hooks a giant marlin. What follows is a long, exhausting struggle that lasts for days. The fish pulls his small boat deep into the open sea, and Santiago, despite his age and pain, refuses to give up. What is striking here is not just the physical challenge, but the way Santiago thinks about the fish. He does not hate it. He respects it, admires it, even feels a kind of kinship with it. At times, he speaks to it as if it were an equal. This changes the nature of the conflict. It is not a simple battle between man and nature, but something more complex, almost like a test of worth between two noble beings. When Santiago finally kills the marlin, it feels like a moment of triumph, but that triumph does not last. Sharks are drawn to the blood of the fish and begin to attack it.
Edebiyat
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541bin okunma
8/10
·1088 syf.··
2026 7. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 04:06
Selamlar. Ben kitabın genel olarak abartıldığını düşünüyorum. Savaşın bütün trajedisini yansıtan bir hikaye olarak deneyime puanım 10/10 ancak kitabın işleyişi, evren, karakterler, anlatım gibi kriterleri değerlendirdiğimde puanım 8/10’e düşüyor. Yorum kısmına geçmeden önce kitabı nasıl okuduğumu anlatarak başlamak istiyorum. Ben kitapları postitleyen biriyim. Bu kitabı okurken de bir renk postiti bilgi içeren bölümlere ayırdım. Yazar evren, olayların geçmişi, politika, güç itemleri, simya mantığı gibi gibi konularda bütün bilgileri hikaye akışında parça parça veriyor. Seri bir şekilde okuyup geçtiğinizde arada önemli bilgileri kaçırıyorsunuz. Yazarın akışta verdiği neredeyse her minik bilgi parçası kitabın ilerleyen bölümlerinde önemli bir detay haline geliyor. Birinci bölümü bitirdiğimde -300. sayfada - o kadarda önemsemediğim bilgi parçalarının başıma bela olacağını anlayıp kitabı baştan taradım ve bu bilgi parçalarını tekrar okuyup geri dönebilmek için postitledim. Size de en baştan okurken okuduğunuz her yeni bilgiyi postitlemenizi tavsiye ediyorum ki çok fazla katmanı olan bu kitaptan maksimum keyfi alabilin. Kitapla ilgili söyleyeceğim bir sürü negatif şey var ama kitabın geçtiği savaş atmosferi o kadar iyiydi ki kitabın sonuna kadar merak ederek okudum. Kitap genel anlamda çok katmanlı. Ciddi bir politik altyapı işlemiş yazar. Sönmeyen Alev ülkeyi yöneten bir tarikat aslında. Bir tarafta Paladia’yı yöneten Sönmeyen Alev diğer tarafta da ülkenin sanayisini yönet metal loncaları var. Dini temsil eden ve kutsandıkları için ülkeyi sonsuza kadar yönetmeye hakları olduğunu düşünen Holdfast ailesi ve Sonsuz Alev’le ülkenin ekonomisi ve sanayisini elinde tutan metal loncalarının arası nesillerdir gergin. Morrough’nun gelmesiyle birlikte loncalar Morrough’un arafında
AlchemisedSenLinYu · Nox Yayınları · 2026260 okunma
9/10
·510 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 23:36
Biraz spoilerlı bir yorum olacak. Serinin son kitabı beklentilerimin üstündeydi. Açıkçası, ikinci kitap olan Kușatma ve Fırtına’dan sonra sinirimden, bu kitabı sadece seriyi bitirip Kargalar Meclisi’ne başlamak için okumaya başladım. Ama kesinlikle bambaşka bir kitaptı. İlk olarak, kitap o kadar akıcıydı ki elimden bir an olsun bırakmak istemedim. Alina karakteri de kesinlikle ikinci kitaba kıyasla çok daha çekilebilirdi. Neredeyse hiçbir savaş planının gerçekleşmemesi sinir bozucuydu (yani insan biraz da “ya beklediğimiz gibi gitmezse?” diye düşünür, of) ama olayların heyecanı ve akışı sayesinde bunun üzerine çok da düşünemedim. Ayrıca Morozova’nın hikâyesi ve Malyen’in asıl amacının ortaya çıkışı gibi olaylar gerçekten çok ama çok iyiydi. Ne olursa olsun, sonu o kadar kalbimi kırdı ki ben asla böyle bir son hayal etmemiştim. Malyen ve Alina, ilk kitaptan beri ara ara konuştukları ve istedikleri gibi, normal insanlar oldular. Yani Alina’yı neredeyse hiç güçlerini tam anlamıyla kullanırken görememişken, bir de güçlerini tamamen kaybetti. Alina karakteri bir noktada illa ki güçlerini özleyecek. Malyen de öyle. Tek merak ettiğim şey, acaba diğer kitaplarda onları bir daha görebilecek miyiz, yoksa gerçekten sonları bu mu? Yani off… Tek mutlu olduğum son sanırım Nikolai’inki oldu. Evet, o da tam olarak iyileşemedi ama ay, o kadar da kötü değildi ya; nerelerden döndü sonuçta. Toparlamak gerekirse, kitap gerçekten heyecan dolu bir kitaptı ve (dizisini uzun süre önce izlemiş olmama rağmen) şaşkınlıktan ağzımı kapatamadım. Sonu beni çok mutlu etmese de kitabı genel olarak çok beğendim.
Çöküş ve YükselişLeigh Bardugo · Martı Yayınları · 20154,792 okunma
Gy3... Veda etmek istemiyorum...
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2025 00:00
Bu kitap... Bu seri... Kitabı bitireli oldu ama ne yazacağıma dair hala bir fikrim yok aslında. Gümüş Yürek 3 elime aldığım andan gözlerimi dolduran ve bitirmeye hazır olmadığımı bildiğim bir kitaptı ve şuan bitireli çok olmasına rağmen hala kitabı kendi aklımda bitirip bir kenara bırakıp terketmeye hazır hissetmiyorum hissetmek istemiyorum açıkçası.Benim için safe place diyebileceğim bir seri oldu öncelikle bunun için Damla ablaya ne kadar teşekkür etsem az aslında. Kitaba gelirsek... Öncelikle seri ne kadar fantastik olsa dahi karakterlerin hepsinin bir o kadar gerçekçi olmasını o kadar seviyorum kiiii hepsinde bir parçam var sankiii. Bast'in karakter gelişimi o kadar harikaydı ki cidden neyden neye dönüştü yaa diyip gururlandım aslında ahsjdjd. Ayrıca Maça ve Bast hakkında gerçekleri öğrendiğimiz sahne... Off baya kötü olmuştum orda özellikle de Bast'in Eira'nın yanında yüzünü ona gömerek ağlaması... Aşırı kalp kırıcıydı ve Martes'e döndükten sonra bile Bast'in tek başına kalması kalbimi kırmadı desem yalan olur o sahnelerde sadece ona sarılmak istedim aslında... VE VE VE Marlo'nun Maça'nın kamarasının önünde buz gibi havada günlerce yatması. MARLO'NUN MAÇA'NIN KAMARASININ ÖNÜNDE BUZ GİBİ HAVADA GÜNLERCE YATMASI! Of of of o kadar güzel kii! Ölüp bitiyorum o ikiliye zateenn!! Ve o sahne... NOS! NOS! NOS! İkinci kitaptan sonra umudumu tamamen kesmiştim ve son ana kadar geleceğine hiç inanamıyordum aslında... Öyle bir sahneydi ki! Hüngür hüngür ağlamak istedim tamam belki ağladım ama... Kelimeler bulamıyorum anlatacak yani Nos ve Eira... Tamamen aşklarına aşığım dediğim ikililerden. O kadar saf o kadar masum o kadar güzel seviyorlarki... O tablo sahnesi... İki tabloyu da çizmesi... Yani bir sahne hem ağlatıp hem gülümsetip hem kalp kırıp hem bambaşka hisler verebilir
Gümüş Yürek 3D. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025296 okunma
Reklam
Reklam