"Muavin, içecek ve kek servisine başladı; illaki koltuklar artık kalkar. Aman Allah’ım sıra bizimkilere geldi. İçecekleri, yatar vaziyette aldılar, keki de."
Şehirlerarası yolculuklarda güvenli olması açısından tavsiyeye uyup şoför tarafından ikinci sıradaki koltuğu almaya çalışıyorum. Ama bu defa ön kısımlar hayli dolu idi. Yanımın boş kalma isteği ve stratejisiyle bu sefer de en arkadan almayı tercih ettim; arka beşlinin bir önü. Otobüs kalkmak üzere, anonslar yapılıyor, muavinler telaşla, yolcuları toparlamaya çalışıyorlar.
Yanıma aldığım kitapları bir an önce okumaya başlamak için otobüse bindim. Rahat seyahat yapmak maksadıyla kendim için özel olarak ayırttığım koltuğuma doğru ilerledim. Bakalım, tek kalabilecek miyim? Evet, şükür, benim sırada koltuklar boş gözüküyor. Koltuklar boş ama ön koltuklarda bir çift var ve koltuklarını geriye yaslamışlar. Hayır, yaslamamışlar, resmen yatırmışlar.
Endişeye mahal yok; nasıl olsa benim oraya geldiğimi ve arkaya oturacağımı görünce koltuklarını dik konuma getireceklerdir. Ee, benim geldiğimi ve off-puf yaparak zorla, kıvrıla kıvrıla yerime oturduğumu gördüler. Herhalde benim koltuğu çok sıkıştırdıklarının farkında değiller. Neyse!
Cam kenarına geçtim. Ön koltuk, üzerime doğru yatık olduğu için önümdeki kadının kafasıyla burnum arasındaki mesafe beş santim, belki de dört. Bu nahoş durumdan rahatsız olup koridor tarafına geçtim. Burada da öndeki beyin, uzun dalgalı saçları sallandıkça adeta yüzümü fırçalayacak oluyor. Belki ikaz etmem gerekiyor. Fakat benim ikazıma ne gerek var, kendileri bunu düşünemiyorlar mı? Toplu taşıma açlarında bu tür durumlara dikkat etmeleri gerektiğini, insanların haklarına saygılı olmayı bilmiyorlar mı? Tabii ki bunu kendileri düşünmeli ve toplu yaşam alanlarında dikkatli davranmaları icap