Off yaa ağliyom şuan
Minel," dedi Korel kısık bir sesle hatta fısıldayarak. "Bir kez olsun beni dinlemeyi seçemez misin?" Sadece şimdi için değil, bütün zamanlarımız içindi. "Bir kez olsun, Minel, bir kez olsun cümlelerimi yarıda kesmeden beni dinleyemez misin?" Yeniden yutkundu ve başını omzuna doğru yatırdı. "Bunu bana herkes yaptı; babam, Korhan, annem, okuldaki öğretmen, hiçbir zaman dostum olmayanlar, çoğu zaman Gürkan ve sen..." Derin bir nefes aldı. "Herkes bunu bana yaptı ama en çok senin yaptığın beni etkiledi çünkü ben, senin bütün cümlelerinden anlam çıkarabilecekken sen benim cümlelerimi bile dinlemek istemedin. Geçmişte, şu anda ve..." Sustu, gelecekte demedi, bunu söylemek istemedi.
off yaa
Ayağını gazdan çekmeden son sürat ilerlerken gözyaşlarından yolu bile göremiyordu. “Koruyamadım.” Islak gözlerinden birbiri ardına yaşlar akarken darmadağın olmuş bir sesle, “Koruyamadım,” diye fısıldadı. Melek’i herkesten korumuştu ama illet bir hastalığa yenilmişti. Öldü. Kızı gözlerinin önünde ölmüştü. “Neden lan! Neden, neden, neden!” Bağırarak üst üste direksiyona vurduğunda haykırırcasına sesli bir şekilde ağlamaya başladı. Gözyaşlarının sesi o kadar gürdü ki omuzları şiddetle sarsılıyordu. “Neden, Melek neden!” Onu yaşatmayı her şeyden çok isterken onun son anlarına tanık olmamalıydı. Ondan ninni söylemesini istemişti, hepsini dinlemeden uyumayacağına söz vermişti ama ninninin yarısına gelmeden Melek’in gözleri kapanmıştı. Gurur ona o ninniyi söylemişti, hem de birkaç kez baştan başlayıp söylemişti. Melek belki uyanır diye bunu yapmıştı ama Melek bir daha hiç uyanmamıştı. Kızının cansız bedenini Karun’a emanet ederek çıkmıştı o hastaneden. Gaz ibresini sona getirmeden hemen önce Farah’ı aradı. Bir eli direksiyonun üzerinde hareketsiz dururken diğer elinde telefonu tutuyordu. Farah’ın açmasını çok bekledi ama açılmadı o telefon. Gaza biraz daha yüklenerek tekrar onu aradı. “Aç hadi!” Boğuk sesinden büyük bir yakarış vardı. “Farah yalvarırım aç şu telefonu.” “Sadece bir kez aç!” Hiç olmadığı kadar Farah’a ihtiyacı vardı ama artık ona gidemezdi. Belki sesini duyabilirdi… Son kez. Bıkıp usanmadan defalarca kez Farah’ı aradı. Belki özür dilemek için belki de veda etmek için ya da sadece sesini duymak için… Sebep ne olursa olsun bu gece duymak istediği tek şey Farah’ın sesiydi. Ancak o aradıkça Farah inatla çağrıyı meşgule atmıştı. Beş başarısız denemenin ardından Gurur vazgeçerek telefonu camdan dışarıya fırlattı. Ne kadar ararsa arasın açmayacaktı. Farah’ın
Reklam
Metin Kaçan sen nasıl bir şeysin ama yaa..off niye öldün ki sen:(
Birazdan özgürlük diye, yaşam diye haykıracaksın! Boş bunlar, her şey boş! Çünkü kalbindeki atardamarlardan biri çalışmıyor. Sağlık problemlerin, alaycı korkuların, yatay yalnızlıkların var. Ağlayabilirsin, yalnız gözünde o okyanusların tuzundan kaldıysa. Zannetmiyorum... Bir tek iyilikte bulunmak istiyorum: Parantezsiz sev, çıplak sev, gülün sümbüle şarkı söylediği gibi sev!
Kokoş kankamın isyani!
"Eyelinerim bozulmuş mu? İki saat uğraşmıştım ben onun için yaa off."
Sayfa 189 - Ayşegül·Kitabı okudu
Alıntı
"Cheesed off" Bezdum da ;⁠) Beklemekten şişme duygusu
İngilizce olan kalıp Hava kuvvetleri'nin pilotları için yanmış peynir ve can sıkıntısı arasında bir yakınlık olup hangarda bir görev beklerken hissettikleri bezginlik halidir. Ama başlarda bu his, pilotlarin kendilerini paslanmış motorlara benzettikleri için 'browned off'muş. Saçma olsa da.. kısaca bezginlik işte yaa
Sayfa 54·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam