34- Renata Salecl – Kabalık Çağı
Puan vermedi·
34- Renata Salecl – Kabalık Çağı Nezaketin Maskesi Neden Düştü? Renata Salecl’in Kabalık Çağı kitabı, ilk bakışta gündelik hayatta giderek daha fazla karşılaştığımız saygısızlık, öfke ve tahammülsüzlük üzerine yazılmış gibi görünür. Ancak kitap ilerledikçe mesele yalnızca insanların daha kaba davranması değildir. Salecl, kabalığı bireysel bir karakter kusuru olarak değil; neoliberal kapitalizmin, rekabet kültürünün ve performans baskısının ürettiği toplumsal bir belirti olarak ele alır. Kitabın temel sorusu oldukça basittir: Neden birbirimize karşı daha tahammülsüz hale geldik? Bu soruya verilen yanıt ise yalnızca görgü kurallarıyla açıklanamayacak kadar kapsamlıdır. Salecl’e göre kabalık, insanların iç dünyalarındaki kaygılarla, toplumsal düzenin beklentileriyle ve ekonomik sistemin yarattığı rekabet ortamıyla yakından ilişkilidir. Mutlu Olmak Zorunda Mıyız? Kitabın dikkat çekici bölümlerinden biri, günümüzde mutluluğun nasıl bir zorunluluğa dönüştüğünü tartıştığı kısımdır. Salecl, modern insanın yalnızca başarılı değil, aynı zamanda sürekli mutlu görünmek zorunda bırakıldığını savunur. Kişisel gelişim kültürü, motivasyon konuşmaları ve sosyal medya paylaşımları bireye sürekli aynı mesajı verir: “Yeterince istersen başarabilirsin.” Bu söylem ilk bakışta olumlu görünse de Salecl bunun karanlık bir tarafı olduğunu gösterir. Eğer başarı tamamen bireyin çabasına bağlanıyorsa, başarısızlık da kaçınılmaz olarak bireyin suçu haline gelir. Böylece yapısal sorunlar görünmez olurken insanlar kendi yetersizlikleriyle mücadele etmeye başlar. Bu noktada kitap, çağdaş mutluluk söylemlerine önemli bir eleştiri getiriyor. Narsisizm ve Kendini Pazarlama Baskısı Salecl’e göre günümüz insanı yalnızca yaşamakla yetinmiyor; kendisini sürekli pazarlamak zorunda hissediyor. Sosyal medya
İnceleme
Kabalık ÇağıRenata Salecl · Metis Yayınları · 20266 okunma
Puan vermedi·468 syf.··
2026 41. kitabı
Görünene mi inanmalıyız, yoksa kimsenin konuşmaya cesaret edemediği o fısıltılara mı? 2 yaşındaki Henry Clark, bir sabah yatağında bulunamaz. Geriye kanlı bi battaniye bırakıp kaybolunca tüm işaretler anneyi gösterir. Üstelik komşuları da anne hakkında hiç iç açıcı şeyler söylemez. Baba Stephen iş seyahatindedir. Eşinin öfke sorunu olduğunu iddia edince Anne Colleen mecburen kendine avukat olarak Moxie ile onun yardımcısı, özel dedektif Charlie Parker' tutar. Bu uzun araştırmalar sonucu kaybolan ve öldürülen çocuklarla iletişim kurabilen Sabine, dedektife küçük çocuğun kalbi ile ilgili çok gizli ve özel şeyleri anlatacağını söyleyerek olayların yönünü belirler. Dedektif Parker'ın kendi çocuğunu da kaybetmesi anne Colleen ile aynı duyguları hissedip yardım etme düşüncesini ağırlık kazandırır. Bazı sorular cevapsız kalsa da korku ve gerilimi psikolojik derinlikle derinden hissetmemek elde değil. Karanlık atmosferi, beklenmedik gelişmeler ve sürükleyici bi anlatımının olması kitabı elimden bırakmayışıma sebep oldu. Siz de sayfaları çevirirken heyecanlanmak, nefesinizin kesilmesini, karakterlerin psikolojik derinliklerine girmek istiyorsanız okuyun derim fa Bu kitabı Ayşe Nur moderatörlüğünde The Kitap Yayınları ve @iremhattat a çok teşekkür ediyorum
Karanlığın FısıltılarıJohn Connolly · The Kitap · 202692 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·176 syf.··
2026 45. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 09:23
Kireç Ocağı, aslında bir insanın yıkılışını değil, düşüncenin toplumla karşılaşınca nasıl öğütüldüğünü anlatıyor. Konrad'ın sözlerinde görünen delilik, belki de dünyanın akıllılığına duyulan en büyük itirazdır. Çocukluğunu cehennem gibi hatırlayan, insanlarla kirlenildiğini söyleyen, düşüncenin susturulduğu bir düzene öfke duyan Konrad; yalnızca kendisini değil, çağını da yargılar. Roman boyunca insanın en büyük mahkûmiyetinin dört duvar değil, anlaşılmamak olduğu hissediliyor. Çünkü toplum çoğu zaman hakikati söyleyeni dinlemek yerine susturmayı tercih eder; düşünceyi çürütmektense düşünürü "deli" ilan etmek daha kolaydır. En tehlikeli olan da budur: Kulakların duymayı, beyinlerin düşünmeyi bıraktığı yerde sessizlik erdem, itaat ise akıl sanılır. Belki de Bernhard'ın en acımasız cümlesi şudur: İnsan, çoğu zaman başkalarıyla değil, başkalarının beklentileriyle kirlenir. Bu yüzden Kireç Ocağı, bir cinayetin değil; hakikatin, düşüncenin ve insan ruhunun yavaş yavaş boğuluşunun romanıdır. Sayfalar ilerledikçe anlıyoruz ki bazen en büyük kireç ocağı taşları değil, insanın kendi zihnidir; içine düşen her düşünceyi ya taşa çevirir ya da toza.
Duygu ve Düşünce
Kireç OcağıThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2025412 okunma
7/10
·264 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:00
Kusursuzca Kusurlu serisinin üçüncü kitabı Saklı Gerçekler’i de bitirdim. Bu seriye başlarken normalde okumaya alışık olduğum türden çok uzak bir yere girdiğimi düşünüyordum. İlk kitapta biraz şaşırdım, ikinci kitapta serinin havasına alışmaya başladım. Üçüncü kitapta ise artık Neva Altaj’dan ne beklemem gerektiğini daha iyi biliyordum: hızlı akan, karanlık atmosferli, romantik gerilimi yüksek, mafyatik drama. Saklı Gerçekler, Angelina ve Sergei’nin hikayesi. Sergei’yi önceki kitaplardan beri merak ediyordum. Serinin içinde daha dengesiz, daha karanlık ve daha dikkat çeken bir enerjisi vardı. Bu kitapta da karakter olarak ilgimi çekti. Özellikle geçmişinden taşıdığı ağırlık, öfke patlamaları ve kontrolünü kaybetme hali kitabın en dikkat çekici taraflarından biriydi bence. Ama tam da bu yüzden beklentim daha yüksekti. Sergei karakteri daha güçlü işlenebilirdi. Onun neden böyle biri olduğunu, geçmişinin onu nasıl bu hale getirdiğini, içindeki o karanlığın nereden beslendiğini daha detaylı okumak isterdim. Kitap bu kapıyı aralıyor ama benim istediğim kadar içeri girmiyor. Bence karakterin potansiyeli vardı, sadece biraz hızlı geçilmiş gibi hissettirdi. Angelina tarafında da benzer bir eksiklik yaşadım. Onun içinde bulunduğu durum, korkuları ve hayatta kalma çabası hikayenin önemli bir parçası ama karakter olarak beni tamamen yakalayamadı. Sergei gibi yoğun bir karakterin karşısında daha güçlü, daha akılda kalıcı bir kadın karakter okumak isterdim. Bu yüzden ikilinin arasındaki çekimi yer yer hissetsem de duygusal bağ tarafı beni tam olarak ikna etmedi. Kitabın akıcılığına laf edemem. Neva Altaj’ın bu seride en iyi yaptığı şeylerden biri bu zaten. Sayfalar hızlı ilerliyor, olaylar bekletmeden akıyor ve kitap kendini okutuyor. Fakat bu kitapta bazı şeylerin fazla hızlı
Saklı GerçeklerNeva Altaj · Artemis Yayınları · 20251,891 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 6. kitabı
Bu kitap; çocukluklarında duygusal olarak yetersiz, bencil veya mesafeli ebeveynlerle büyüyen bireylerin yetişkinlikte yaşadığı derin yalnızlık, suçluluk ve ilişki sorunlarını ele alıyor. Kitap, bu ebeveynlerin yarattığı görünmez duygusal hasarları görünür kılar ve bireyin kendi hayatını geri kazanması için somut yollar sunar. Peki, duygusal olgunlaşmamışlık nedir? Ebeveynlerin kronik bir empati yoksunluğu çekmesi ve kendi duygusal ihtiyaçlarını çocuklarınınkinin önüne koymasıdır. Bunlar hayal kırıklığıyla başa çıkamazlar ve hızla öfkelenirler. Dünyayı sadece kendi perspektiflerinden görürler. Başkalarının (özellikle de çocuklarının) derin duygularını anlayamazlar. Gerçekleri değil, kendi anlık duygularını referans alırlar. Bu tür ebeveynlerle büyüyen çocuklar, fiziksel olarak güvende olsalar bile "duygusal bir yalnızlık" içinde büyürler. Kendilerini görünmez, değersiz ve sevilmez hissederler. Çocuklar, bu zorlayıcı ortamda hayatta kalabilmek ve sevilmek için iki ana rolden birini seçerler. Birincisi içselleştirenlerdir. Bu çocuklar sorunları kendi içlerinde çözerler. Duygusal olarak hassas, derin düşünen ve algıları açık çocuklardır. "Eğer daha iyi, daha uslu olursam beni severler" yanılgısına düşerler. Kendi ihtiyaçlarını görmezden gelip başkalarını memnun etmeye odaklanırlar. Yetişkinlikte tükenmişlik ve depresyona yatkındırlar. İkincisi dışsallaştırlanlardır. Bu çocuklar sorunları dışarıya yansıtırlar. Eyleme dökme eğilimindedirler. Gerçeklikle yüzleşmek yerine dikkat dağıtıcı şeylere (bağımlılıklar, öfke patlamaları) sığınırlar. Sorunlarının kaynağını hep dışarıda ararlar ve kendilerini geliştirmekte zorlanırlar. Gibson, yetişkin çocukların özgürleşmesinin önündeki en büyük engelin iki psikolojik mekanizma olduğunu söyler. Bunlardan biri iyileşme
Psikoloji
Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin ÇocuklarıLindsay C. Gibson · Sola Unitas · 20192,379 okunma
Öfke Dansı
Puan vermedi·199 syf.··
2026 11. kitabı
·
75 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:39
Öfke Dansı – Dr. Harriet Lerner Bazı kitaplar yalnızca bilgi vermez, insanın kendisine ve ilişkilerine farklı bir gözle bakmasını sağlar. Öfke Dansı benim için böyle kitaplardan biri oldu. Kitap, öfkenin bastırılması gereken bir duygu olmadığını; doğru şekilde dinlendiğinde ve yönlendirildiğinde değişim için güçlü bir rehber olabileceğini anlatıyor. Özellikle anne, baba, eş, çocuk ve iş arkadaşları gibi yakın ilişkilerimizde tekrar ettiğimiz davranış kalıplarını fark etmeye ve bunları değiştirmeye odaklanıyor. Kitapta dikkatimi çeken konulardan biri de kuşaklar arası ilişki meselesiydi. Anneannelerimizin, annelerimizin ve bizim sorunlarla nasıl başa çıktığımızı karşılaştırırken bazı davranışların nesilden nesile nasıl aktarıldığını gösteriyor. Böylece sadece kendi davranışlarımızı değil, bunların nereden geldiğini de sorgulamaya başlıyoruz. Kitap bana şu soruyu düşündürdü: "Öfkelenmemin asıl sebebi ne ve bu öfke bana ne anlatmaya çalışıyor?" Yazarın son bölümlerde üzerinde durduğu nokta ise değişimin cesaret gerektirdiği. İlişkilerde yeni adımlar atmanın, alışılmış kalıpları kırmanın ve gerektiğinde sınır koymanın kolay olmadığını; bunun için yürekli ve kararlı olmak gerektiğini vurguluyor. Kitaptan aklımda kalan en güçlü düşüncelerden biri şu oldu: Öfkeyi yok etmeye çalışmak yerine onu dikkatle dinlemek ve değişimin hizmetine sunmak. Çünkü gerçek değişim, rahatsız olduğumuz şeyleri fark edip onların üzerine cesaretle gidebildiğimizde başlıyor. Bu kitabı özellikle ilişkilerini daha iyi anlamak, kendini tanımak ve öfke duygusuna farklı bir açıdan bakmak isteyenlere öneririm. Ancak daha çok hikâye veya roman tarzı kitaplar okumayı sevenler için yer yer ağır gelebilir. Puanım: 9/10 Sizce öfke her zaman kötü bir duygu mudur, yoksa bazen değişimin başlangıcı
Psikoloji
Öfke DansıHarriet Lerner · Varlık Yayınları · 20254,889 okunma