En tehlikeli pskolojik işaret panik değildir.
Ne öfke ne de keder.. Asıl tehlike doğal olmayan bir sakinliktir. Bir insan yarasına bakar ve hiçbir şey hiseetmiyorsa, buna hemen 'güç' deme! Çoğu zaman bu zihnin savunma hattıdır. Ruh, ego tatmin olsun diye kendini uyuşturur, bu an hayatın sessizce mekanikleştiği an'dır. Konuşursun, çalışırsın, gülersin ama içinde ki bir parça karanlığa çekilmiştir. Bu sakinliği çöküşlerden önce, kopuşlardan önce, hayattan ani kayboluşlardan önce çok kez gördüm! Çünkü duygu öldüğünde vicdan da çoğu kez peşinden gider. Vicdan sustuğunda, zihin seninle gizlice pazarlığa başlar. 'Sorun yok' der, 'hiçbir şeyin önemi yok' der..
Soğuk çözümleri, sıcak bir mantıkla sunar. İşte bu yüzden tetikte kalman gerekir. Bilinçdışı sembollerle konuşur. Evinin içinde boş odalar olan bir rüya, tanıdık ama yabancı gibi hissettiren bir yüz, gözlerin arkasında hiçbir şey yansıtmayan bir ayna..Bunlar şiirsel tesadüfler değildir, bunlar uyarıcıdır. Sağlıklı bir zihin acıyı hisseder ve orada kalabilir. Tehlikeli bir zihin ise hiçbir şey hissetmez ve buna 'huzur' adını verir. O yüzden bu sakinliği kutlama ve onunla otur, yani eğer bu sakinliği fark ediyorsan, bu uyuşmuş hissizleşmiş iç iklimi, kendine şunu sor; 'neyi diri diri gömdüm!' Çünkü hissetmeyi reddetiğin şey; yok olmaz, bekler. Ve geri döner, bu kez duygu olarak değil, Kader olarak