Şu anda hayatımın öyle bir dönemindeyim ki ne uzun uzun konuşmak istiyorum ne de kimseyle karşı karşıya gelmek... Kimsenin karşısında kendimi savunmak da istemiyorum; kendimi açıklamaya çalışarak ruhumu yormuyorum artık. Sevgi geri gelir mi, gelmez mi umrumda bile değil; çünkü ben o dönemi geride bıraktım, her şey için savaştığım o dönemi. Bugünse bambaşka bir yerdeyim; artık daha sakin ve daha olgun bir yerde... Hakkımda ne söylendiği beni ilgilendirmiyor artık; insanların beni nasıl gördüğü de hakkımda ne düşündükleri de... Kendimi iyi tanımam yetiyor bana; niyetimin samimiyetini ve kalbimin temizliğini bilmem yetiyor.
Müzik
Vazgeçmek diye bir şey var, Hani dünyaları gözünün önüne serseler, Gözünde yoktur. Hani tüm metre karelere sahip olsan da, Gözünün ucuyla bakasın yoktur, Hani bazı şeyleri çok istersin ama zamanla bir bir yok olurlar yüreğinde, Hani geceleri düşündüğün şeyler artık aklına bile gelmez, Hani insanın yüreğinde de mevsimler vardır. İstekleri, hayalleri, zamana bıraktıkları, Ama sonra işte vazgeçersin, bahar gibi filizlenirler, ama sonbahar yaprakları gibi sessizce dökülürler. Hani hayatında üzen şeylerin izi bile kalmaz, Vazgeçmek işte tam olarak böyle bir şey. İşte öyleyim, Ne gözümde var, Nede gönlümde senden gayrı hiçbirşey. Hayatta iki vazgeçilmezim var, Birisisin! Ne vazgeçerim nede vazgeçmek isterim. Seni ne kadar sevdiğimi ve benim için ne kadar kıymetli olduğunu çok iyi biliyorsun. Bir gün çıkıp da Sen benim için değersizsin desem, gözleriminde, dilimin de yalan söylediğini anlarsın. Çünkü insan sevmediğinin gözlerine böyle bakamaz. İnsan değersiz gördüğünün sesini özlemez, kokusunu içine çektiğinde dünyayı unutmaz. Ben seni severken içim titriyor. Yanındayken zamanın geçmesini istemiyorum. Bir yere gitmek istemiyorum. Sanki dünya dönsün ama biz olduğumuz yerde kalalım istiyorum. Kalalım öylece herkes bir bir gitsin ama sona biz kalalım.
Reklam
4 Varis Son Kral… Yakında!!
Yedi yüz yıl boyunca savaşın ve kaosun uğramadığı Eldarya gezegeni, bir gecede değişti. Krallığın temelini oluşturan dört kutsal güç; Yıldırım, Ateş, Karanlık ve Aydınlık, yüzyıllardır denge içinde yaşamıştı. Ta ki kralın ölümüyle birlikte bu denge parçalanana kadar… Taht boş kalmış, halk korkuya kapılmıştı. Ancak asıl sorun kralın ölümü değildi. Savaşın başlamasına neden olan gizemli kişi hâlâ ortaya çıkmamıştı. Krallığın en güçlü dört koruyucusu, tahtın gerçek sahibi olmak için mücadeleye girişirken kadim bir sır gün yüzüne çıkar: Tahtı ele geçirmek isteyenler kendi varislerini bulmak zorundadır. Çünkü eski bir kehanete göre gerçek kral, ancak dört varis bir araya geldiğinde ortaya çıkacaktır. Yıldırımların gölgesinde saklanan sırlar, alevlerin içinde büyüyen öfke, karanlığın fısıldadığı ihanetler ve aydınlığın koruduğu gerçekler… Dostluklar düşmanlığa, kardeşlikler ihanete dönüşürken herkes aynı sorunun peşindedir: Tahta kim geçecek? Varisler yalnızca krallığın geleceğini değil, dünyanın sonunu da belirleyecektir. Dört güç. Dört varis. Bir taht. Ve yaklaşan son savaş…
1000Kitap
Öfke karanlıktır; sabır ise aydınlık.
1000Kitap
İnsanlar o kadar nefret ve kin dolu ki. Gerçekten çok korkunç...
Eskiden her şeye yetişmeye, her söze cevap vermeye çalışırdım. Sonra fark ettim ki bazı fırtınalarla mücadele etmemek, onların dinmesini beklemek gerekirmiş. İnsan bazen susarak, bazen geri çekilerek, bazen de içindeki yangını kimseye göstermeden söndürerek büyüyor. Çünkü öfke karşısında sükûnetini, kırgınlık karşısında nezaketini, belirsizlik karşısında umudunu koruyabilen kişi aslında en büyük zaferleri kendi içinde kazanıyor. İnsan, sakin kaldığı her şeyin galibi oluyormuş.
Reklam
Reklam