Akıl küt, fikir herze,
Din öksüz, dil kepaze.
Bin yıllık koca devlet
Açıkta bir cenaze.
Iktidar, vurdum-duymaz,
Muhalefet geveze.
Anarşi, kanlı goril,
Gardiyanı şempanze.
Ne mal, ne ırz, ne de can,
Ne denge, ne şiraze!
Bas parayı, bas gitsin.
Varsın, çöksün endâze!
Boşalt, deryayı boşalt!
Bir damlacık pekmeze!
Mebus maaşı dünün,
Bugün üç kilo sebze.
Ölümüne kovalanmış bir hayvan gibi öylece yatıyor, alçak sesle kesik kesik soluyordu; korkusu, duyguları, acı ya da utanç hissiyatı kalmamıştı. İçini tarifsiz bir dermansızlık kaplamıştı; ne intikam ateşi ne de öfke vardı artık, tek hissettiği dermansızlık, tarifsiz bir dermansızlıktı; gözyaşlarıyla birlikte bütün kanı da akıp gitmişti ve orada kendi ağırlığından çökmüş cansız bedeni yatıyordu sanki. Ayağa kalkmayı denemedi bile; bunları yaşadıktan sonra kendini nereye atacağını bilmiyordu.