Kâmil

Kâmil
@ofluoglu
Sabır En Büyük Erdemdir... Kimseyi sevmek zorunda değilsiniz. Ama yaşama hakkına saygı göstermelisiniz... Saygı gösterin ki saygı görebilesiniz...
Sırf merakımdan soruyorum. Kanuni Sultan Süleyman dan sonra Osmanlı İmparatorluğu yıkılıncaya kadar geçen 452 yılda kaç tane bilimsel eser basılmış, kaç tane dini eser basılmış. Osmanlı tarihini bilen birisi beni aydınlatırsa minnettar olacağım.
Kâmil
Konuyu carpıtmak istemiyorum. Soruyu değiştirip tekrar soruyorum. Aynı dönemde kaç kitap basılmış. El yazmaları maalesef topluma hitap edemeyecek kadar az olduğu için onları tasnif dışı tutarsak. Dini olmayan eser sayısı 143 diye bir kaynaktan bilgi geçti elime. Doğruluğunu teyit etmek istiyorum.
Reklam
Bir topluluk bir diğerini zorbalıkla yoksun kılabilir ve kendileri için hukuki, iktisadi ve toplumsal ayrıcalıklar kabul ettirebilir. ancak, bu durumun sürdürülmesi kolay değildir. tarih boyunca zorbalar, kaynakların başını tutuyorlar ve çoğunluğu yoksun bırakıyorlardı. fakat sürekli zorbalıkla durumun sürdürülmesi de mümkün değildir. işte şirk dini bu görevi üstlenmiştir. görevi, yoksun bırakılan insanların baş eğmesini ve durumun tanrı iradesi olduğuna inanmalarını sağlamaktır."
Din
Kâmil
Bazen düşünüyorum da Türkiye NATO'YA girmeseydi, yine de bağımsızlığını kaybeder miydi acaba? diye.. Amerika, bütün dünyanın yönetim hegemonyasını devam ettirmek için o ülkelere kabile kültürü seviyesini layık görüp gelişmelerini engellemek maksadıyla her türlü oyunu oynamasaydı tez zamanda yıkılır gider miydi? Yoksa ülkelerin refah seviyesinden istifade ederek kendi zenginliğini daha da ileri götürür müydü? Bu zorbalığı devam ettirirken akıtılan kan ve gözyaşı en nihayetinde ayaklarına dolanıp onu da bir gün tökezletecektir. Ama Allah verede o gün geldiğinde hålå ayakta duruyor olalım.
Mutluluğu ve gerçeği arayın, gerisi size verilecektir! Oysa insanoğlu sadece gerisini arıyor; Dolayısıyla bulamıyor.
Kâmil
Bana göre; Rusların felsefi düşünce yapısı uzak Doğu felsefi düşüncesi ile yarışacak düzeyde...
Muhteşem kesinlikle tavsiye ediyorum. ÜŞENMEDEN OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM ! BÜTÜN ANNE BABALARIN VE ÖĞRETMENLERİN OKUMASI GEREKEN BİR HİKAYE Bir gün seminere başlamadan önce kısa boylu güler yüzlü birisi geldi, Hocam elinizi öpmek istiyorum, dedi. Ben el öptürmekten pek hoşlanmadığım için, yanaktan öpüşelim, dedim, öpüştük. Aramızda şöyle bir konuşma yer aldı: - Hayrola, neden elimi öpmek istedin? - Hocam, üç yıl önce sizin bir seminerinize katıldım. Hayatım değişti. O seminerden sonra daha mutlu bir ailem var ve size teşekkür etmek istiyorum; onun için elinizi öpmek istedim. - Ne oldu, nasıl oldu? - Üç yıl önce şirketimizin organize ettiği iki günlük bir seminerde bizimle beraberdiniz. O seminerin bitişine doğru dediniz ki, "Bir insanın ana vatanı çocukluğudur. Çocukluğunu doya doya yaşayamamış bir insanın mutlu olması çok zordur. Bir annenin, bir babanın en önemli görevi, çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır."Bir süre sustu, bir şey hatırlamak ister gibi düşündü, sonra konuşmaya devam etti: - Hatta daha da ilerisi için söylediniz; dediniz ki, "Bir ulusun en önemli görevi çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır." Ben bir baba olarak sizi duyduğum zaman kendi kendime düşündüm: Ben bir baba olarak çocuğumun çocukluğunu doya doya yaşamasına fırsatlar yaratıyor muyum? Böyle bir sorunun o zamana kadar hiç aklıma gelmediğini fark ettim. Ben ne yapıyorum, diye düşündüm. Benim yaptığım sanırım birçok babanın yaptığının aynısıydı. Dokuz yaşındaki oğlum ben işten eve gelince beni görmemeye, benden kaçmaya çalışıyordu. Neden kaçmaya çalışıyordu, biliyor musunuz, Hocam? - Hayır, neden? - Çünkü onu görünce hemen şu soruyu soruyordum. "Oğlum bugün ödevini yaptın mı?" Tuhaf tuhaf bakıyor, gözünü kaçırıyor, daha
Kâmil
Şey aslında o bana ait değildi... Aldığım yerden birebir kopyaladım. Kusura bakmayın