Herkese selamlar
Bugun size kalemini cok sevdigim sevgili @pinarsalmnn in yeni serisinin ilk kitabi olan #kızılgerdan yorumu ile geldim. Seri uzun zamandır radarimdaydi, ancak bagimsiz okunuyor da olsa devam kitabındaki karakterleri ilk kitapta merak edecegim korkusuna baslayamiyordum. Nihayet ikinci kitap çıkmışken baslamak lazim dedim ve iyi ki de oyle yapmisim. Cok severek okudum. Hic bir sey olmasa bile Ali Cihan icin okunur, erilir, bitirir yani
Sakli serisinin bende yarattığı duygu yoğunluğunu elbette bu kitapta bulamadım. Cunku istemsizce Balca ile Erva kıyaslaması yaptim. Her ne kadar ikisinin farkli karakterlere ve farkli hikayelere sahip oldugunu bilsemde kafamdan bir turlu Erva'nin askinin büyüklüğünü gideremedim. Dolayisiyla pozitif ayrımcılık ile Erva'dan sebep Balca'ya oyle cok bağlanamadım. Bunda biraz da Balca'nin kafasına buyruk yani beni cekmedi. Tamam cok esaslı, hakikatli, inandıkları doğrultusunda hareket eden biriydi. Ama iste...!
Fakat Ali Cihan oyle mıydı? Ayyy adama ba-yil-dimmmmm. Bu kitapta da favori karakterim Ali Cihan oldu Nasil guzel sevdi, korudu, sahiplendi. Adamin tipiyle tarzi cok uyumluydu bence, guzel yazilmisti. Gerçek hayatta boylesi olsa bir yere kapatilmali
Balca ve Ali Cihan'in 7 yıllık görmeden platonik aşklarının uzerine bir karsilasma anlari var, Ali Cihan'in Balca'nin karsisina bir cikisi var, offff
Kitabin iki yönlü anlatimi, yer yer betimlemelerinin bulunmasi, surekli bir aksiyon halinde olmasi kisimlarini sevdim. Biraz uzundu ama artik bu durum bence yerli yazarlarimizin drami bolca hissettirme aliskanligindan. Dizilerde de, sinemada da, kitaplarda da bu hep boyle, alistik yani
Simdi sirada Gok Kuzgun var. Balca'nin abisi Yalvac ile hayatinin şokunu yasadigi arkadaşı Nazli'nin anlasmali evlendigi hikayeyi konu
Kızıl GerdanPınar Salman · Pukka Yayınları · 2025205 okunma
Wattpad hikayem 2022 yılına dayanıyor.. 700 küsür takipçili gününün 23 saatini Wattpad'de geçiren o dönemde yemek yemekten kesilen, ailesiyle sosyalleşmeyen, tek hayatı kitap okumak, kitabın yorumlarında ki tuttu-tutmadı oyanayan, kitaptaki bi olaya hunharca ağlarken acaba benim gibi de ağlamışlar mı diye düşünüp yorumlara girince gülmekten neye ağladığımı unutturan o minnoş watty ailem.. binlerce dilek halkım olsa yine o zaman dönmek isterim..
'24 yılında bi sabah yine wattye girdim bi baktım dm kısmı kapanmış olsun olur öyle şeyler dedim devam ettim yoluma.. bi'kaç ay sonra ise tamamen kapattılar..
şeyy geri açabilir misiniz orda kurgusal kocalarım, sanal arkadaşlarım ve 16,17,18.yaşım kaldı da.. arada VPN ile giriyorum ama hani olur ya köyde eski yıkık bi eve gidersiniz, yıkık döküktür ama duvarlarda onlarca yazı vardır, yaşanmışlık vardır, insanların iz'leri vardır ama artık terk edilmiştir geriye kimse kalmamıştır işte bu his o his..
Raife namıdiğer (aslı arslan) ilk kitabı sokak nöbetçileriyle '21 yılında tanıştım. SN'ni 700 küsür sayfadan oluşan kitabı gece 9 sularında başlayıp sabahın ilk ışıklarıyla bitirmiştim.. okuduğum ilk watty kitabıydı ve ilk tanıştığım watty yazarı Raife'ydi..
Gelelim BL namıdiğer (beyaz leke) '24 yılında başladım bir gecede yine bütün yayımlanan bölümleri okumuştum sonra raifenin aksayan bölüm atamama olaylarından sonra ufak (2yıl) ara verdim. tabii araya yks, üniversite vs girdi ondan.
kitap hakkında durmadan spoiler yedim durmadan ama yine de inat ettim ve evet şu an kitabın sonunda buluşuyoruz..
Pilot TDÇ (Tugay Demir Çeviker) ve sevgili avukatı Eftalya Atalar (anlamı çiçek olan Eftalya)..
önce kitap hakkındaki eleştirilerimle başlayacağım.
Bazı noktaları ben kurguyum diye çığlık atıyor tamam bende biliyorum kurgu ama hani çok
Beyaz Leke - 2Aslı Arslan · İndigo Kitap · 20252,853 okunma
Yaşanmış bir hayat hikâyesinden yola çıkılarak kaleme alınmış bir eser "Birben".
Çocukluk hayallerinden unutmanın kıyısına uzanan sarsıcı yaşam yolculuğunu anlatıyor yazar. Aydın, ileri görüşlü bir babanın desteğine rağmen annesinin dar kalıpları yüzünden balerin olma hayalini gerçekleştiremeyen Birben, hayatının en büyük kırılmalarından birini Rıfat’la yaptığı evlilikte yaşıyor.
Rıfat’la yaptığı evlilikte maruz kaldığı şiddet, baskı ve derin travmalara rağmen oğlunun varlığına tutunarak ayakta kalmaya çalışan Birben, yaşadıklarının izlerini ömrü boyunca taşımak zorunda kalıyor.
Gerçekleşmeyen hayallerinin izini oğlunda bulan Birben, oğlu Onur’un yurt dışına gitmesiyle yeniden yalnız kalıyor. Geçmişin yükü ve yaşadığı acılar zamanla ona demans başlangıcı olarak geri dönüyor. Bunun üzerine huzurevine yerleşerek hayatında yeni bir döneme adım atıyor.
Aslına bakacak olursak en çok annesine ve sonra da Birben'e epey kızıp söylendim. Annesinin geri kafalı hali beni çileden çıkarırken Birben'in kabullenişleri offff dedirtti.
Hayat kısa. Ne dün var ne yarın.
Sadece ve sadece bugün var. Yani an. “Anı yaşamanın” kıymetini hatırlatan etkileyici bir roman.
Biriken travmaların, bastırılan acıların insanda bıraktığı o görünmez yaraları çok çarpıcı bir şekilde kaleme almış sevgili Meral Akman. Birben’in hikâyesi, unutmanın kıyısına gelmeden yaşamı gerçekten hissetmenin ne kadar önemli olduğunu göstermesi açısından kıymetli.
BirbenMeral Akman
BA YIL DIM Ne diyebilirim ki bu yazarı yazdığı kitapları ve karakterlerini seviyorum.. Wes Bennect'in yanına bir harika karakter daha eklendi Alec
Hokey temalı olmasına ayrıca bayıldım her detayı çok güzeldi sadece o saçma ayrılık kısmı olmasaydı daha mutlu olabilirdim ama romantik kitaplarda maalesef oluyor... Alec ve Dani'nin arasındaki iletişim o elektrik OFFFF çok iyilerdi.. Sen iyisin Dani ama sevgilinde adam çıktı...
Bu kitabı ilk defa bir sene önce okumaya çalışmıştım, yetmiş sayfa okuyup bırakmıştım ve ara sıra "Okusam mı, okumasam mı?" diye diye en sonunda okumayı başardım. Övgü'yü tanıdıkça bu kitabı seveceğim konusunda daha emin oldum ve gerçekten de sevdim!!!
Kitabı okumaya başladığınızda dikkatinizi çeken ilk şey yazarın üslubu oluyor ve bence gayet güzeldi, özellikle de bu kitabın yazarın ilk kitabı olduğunu düşündüğümüzde. Basit olmadığı gibi gereksiz derecede ağdalı da değildi, gereksiz betimlemeler yoktu. Gerektiğinde ise oldukça açık ve sert olabiliyordu. Övgü iğrenç bir sahneyi tüm çıplaklığıyla yazmaktan ya da küfür kullanmaktan asla çekinmemiş ki verdiği en doğru kararlardan biri de bu olmuş çünkü bu dünyaya ve karakterlere ancak bu yakışırdı.
Gözüme çarpan tek bir şey oldu sadece: Kimi noktalarda özne eksikliği vardı bence, özellikle de diyaloglarda. Mesela X karakteri bir şey dedi diyelim, sonrasında Y karakteri bir şey diyor ancak "...dedi Y" yazmak yerine sadece "...dedi" yazıyor. Tabii siz okurken söylenen şeyden kimin söylediğini anlıyordunuz ancak yine de o karakter geçişlerinde minik bir sorun vardı ve kimi noktalarda biraz kafam karışmıştı.
Kitabın dünyası oldukça güzel görünüyor. Çok özgün bir fikir olduğunu düşünüyorum. Korsan kurgularını çok fazla gördük elbette ancak sular altında kalmış bir dünyayla ilgili bir distopyaya rastlamadım daha önce hiç ve kitabı okuduğumda da gördüm ki oldukça güzel bir fikirmiş.
Farklı halkların farklı kültürleri, yaşayış biçimleri, inançları, dinleri var ve bunların yine üzerine düşünülerek oluşturulduğu çok belli. Ark ve Kaya halkını da Gezgin Şehir kadar görebilseydik üç halkın arasındaki farklılıkları görmek çok daha zevkli olurdu ancak maalesef kurgunun kendisi buna uygun değildi.
Karakterlerin isimleri bir noktada