Şeylerin zaruri olarak kutsallaştırılması. Herkesin her lafının altında imrenme, kıskançlık, kıyas arama."Kızlardan biri Loire şatolarını gezmiş," dediğimde, anında kızgınlıkla,"Oo bakıyorum senin oraya gidecek çok zamanın var! Elindekiyle mutlu olmayı öğren." Sürekli, dipsiz bir eksiklik, yokluk.
O günlerde ilim, hazır bulunanın değil, arananın adıydı. Bir yerden al, başka yerden öğren; araştırmacı ol! Fotokopi makineleri de yoktu; ilim istiyorsan, yazmak zorundaydın! Kaleminle, elinle, sabrınla...
bir duygu var mı böyle derin, böyle geniş
sevmek bir ölüş, belki de tekrar diriliş
bitmez kederim, bil ki tükenmez derdim
aç kalbimi öğren, seni sevmek ne imiş.