Özfarkındalığım ne zaman kabarıp taşsa ya da anksiyete, üzüntü, asabiyet veya korku beni aşağı çekse, kendi kendime şunu düşünürüm: Bakışımı başka yöne çevirmeliyim.
Sanırım bu daimi içsel çekişmenin beni hiçbir zaman iyi hissettirmeyeceğini fark ettim. Ve de bütün dünyanın güdü ve amaçlarının omuzlarıma yük bindirmesinin ne kadar yorucu olduğunu!
O yüzden bakışımı başka yöne çeviriyorum. Umutsuzluktan umuda doğru. Rahatsızlıktan rahatlığa. Çoğunluktan azınlığa. İşe yarar olup da beni paslandıran şeylerden işe yaramaz olup beni güzelleştiren şeylere.
Bir kere bakışımı çevirdim mi hayatın daha ilginç yönlerini görüyorum. Bakışım da davranışımı yönlendiriyor. Davranışım da hayatımı değiştiriyor. Tümüyle kendi başıma değişemeyeceğimin farkındayım; beni değiştiren, bakışımın tesadüfen çevrildiği evrendeki pek çok şey. Bakışımı çevirerek hayatın dip noktalarının, sayısız farkındalıkla doldurulabileceğini öğrendim.
Ne garip şeydir bilgi! Zihne kayadaki yosun misali yerleşti mi, bir daha ayrılmaz oradan. Tüm düşünce ve duyguları silkeleyip atmayı arzuladığım oldu, fakat öğrendim ki acı hissini yenmenin tek bir yolu vardır ve o da ölümdür...
Ondan sonra öğrendim ki hiçbir hayvan işkencenin ve vahşetin verdiği zevke dayanarak başka hayvanları parçalamamıştır. Hayvanlar bekaları için her türlü canavarlığı yapabilirler fakat hiçbir zaman bu sadece bir eğlence değildir.
ben kendimi yeniden yaratmanın sırrını ararken, benim gibi olmayan her şeyin üstünde yürümeyi öğrendim. sonunda yolumu kaybedip, başka yaşamlarım yolcusu oldum.