Puan vermedi
Zorlukların anlamı: "Kar fırtınasında yürümeyi öğrenmeyen, baharın kıymetini bilemez." (Hayatın en anlamlı dersleri, en zor anlarda saklıdır.) Umutsuzluğa inat: "İnsan, içindeki ateşi koruduğu sürece hiçbir kış sonsuza dek sürmez." (Duyuşen'in tüm olumsuzluklara rağmen yılmamasının özeti.) Eğitim ve özgürlük: "Okumak, bir kuşun kafesten çıkması gibidir; ilk kanat çırpışı zordur ama sonrasında gökyüzü senindir." (Altınay'ın okula başlama anındaki duygusu.) Vefanın ağırlığı: "Bazı insanlar hayatına uğrar, bazıları ise hayatın olur. Duyuşen benim hayatım oldu." (Altınay'ın yetişkinlikte öğretmenine duyduğu minnetin en yoğun ifadesi.) Zamanın acımasızlığı: "Yıllar geçtikçe fark ettim ki, insan en çok söyleyemedikleriyle yaşar." (Altınay'ın Duyuşen'e söyleyemediği onca şeyin pişmanlığı.)
Beyaz Gemi - Toprak Ana - Deve Gözü - İlk ÖğretmenimCengiz Aytmatov · Cem Yayınevi · 2008353 okunma
Puan vermedi·191 syf.·
2026 13. kitabı
Mori'yle Salı Buluşmaları benim için beklentilerimi tam olarak karşılayan bir okuma olmadı. Kitabın verdiği mesajlar elbette kıymetli; iş hayatına fazlasıyla kapılıp yaşamayı ertelememiz, sağlığımızın değerini çoğu zaman onu kaybetme ihtimaliyle yüzleşince anlayabilmemiz, kendi hayatımızı yaşadığımızı düşünürken çevremizin ve toplumun etkisiyle şekillenmemiz gibi konular üzerine düşündürüyor. Ancak bu fikirlerin büyük çoğunluğu zaten hayatın içinde bir şekilde karşılaştığımız, zaman zaman durup üzerine düşündüğümüz meseleler. Mori'nin ALS hastalığıyla mücadele ederken eski öğrencisi Mitch'e aktardığı dersler, onun ömrü boyunca taşıdığı öğretme tutkusunun bir yansıması. Hastalığı ilerlerken bile bir öğretmen olarak kalmaya devam ediyor ve eline geçen son fırsatı öğrencisine hayat üzerine bildiklerini aktarmak için kullanıyor. Kitabın en güçlü tarafı da belki burada yatıyor: Mori'nin samimiyeti ve öğretme isteği. Bununla birlikte kitap bende derin bir etki bırakmayı başaramadı. Anlatılanlar yanlış ya da değersiz değil; aksine oldukça anlamlı. Ancak okurken bana yeni bir bakış açısı kazandırdığını ya da hayatı farklı bir yerden görmemi sağladığını hissedemedim. Daha çok zaten bildiğim, zaman zaman kendi kendime yaptığım sorgulamaların bir başkası tarafından yeniden dile getirilmesini okumuş gibi hissettim. Sonuç olarak Mori'yle Salı Buluşmaları, hayatın önemli gerçeklerini sade ve samimi bir dille hatırlatan, okunması kolay bir kitap. Ancak benim için unutulmaz bir okuma deneyimi olmaktan ziyade, "yeterli seviyede" kalan bir eser oldu. Yeni düşünceler keşfetmekten çok, bildiklerimi yeniden hatırlatan bir kitap olarak aklımda kalacak.
Öğretmenim Mori'yle Salı BuluşmalarıMitch Albom · Boyner Yayınları · 20202,791 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İleride mutlu günler bekliyor bizi...
8/10
·76 syf.··
Beğendi
·
2023 13. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2023 02:13
Aslında öğretmen bile olmayan bir öğretmenin, "Düyşen'in" hikayesi... Öğrenmek güzeldir, okumak eğlenceli, keyifli ve haz verici bir eylemdir. Ancak öğretmek, anlatmak, eğitmek bir yetenek ve arzu işidir! Düyşen tam olarak bu azim ve arzuyu taşıyor. Tam donanıma, dolu bir eğitime sahip olmamasına rağmen bu görevi severek üstleniyor. Askerde öğrendiği ne varsa, köydeki çocuklara öğretmeyi amaçlıyor. Dönemin parti kolları üyesi olan Düyşen'in öğretmenlik hikayesi oldukça dokunaklı. Hikayemizi de Düyşen'in, gözlerinde bir parıltı gördüğü, çok başarılı olacağına inandığı öğrencisi "Altınay'ın" gözüyle izleyip okuyoruz. Sovyet Rejimi iyi çalışır, gençlik kollarında her okuma yazma bilen kişi görevlendirilir, kullanılır amaç halkı kalkındırmak, uyandırmak Lenin'e bağlamak. Parti Gençlik Kollarından aldığı görevlendirme ile Düyşen de bir köydeki çocuklara okuma yazma öğretmeye gider. Bu arada adam tam bir Lenin hayranıdır. Ona olan saygısını, sevgisini kitabın çoğu yerinde görmek mümkün. Adamın fotoğrafına bile gözleri dolarak gururla bakan bir adam Düyşen. Öğrencilerini de bu minvalde eğitmeyi kafaya koymuş. Gel gelelim eğitim vermek istediği köydeki halk; ne eğitimi önemser, ne okuma yazmayı, ne de Düyşen'i... "Okumak bizim gibi halkın değil, bizi yöneteceklerin işine yarar. Öyleyse fazla kafa ağrıtma!" (s.21) Düyşen köylüden beklediği desteği göremez. Yinede pes etmez çünkü tam bir görev adamıdır. Derme çatma bir damı sınıf haline sokar. Zor bela okul yapar. Eğitime başlar, kapı kapı dolaşıp köyden öğrenci topar... Çocukları okula götürebilmek için dereden karşıya taşır... Onca çile çeker... Ne için? Daha iyi bir gelecek için! Düyşen'in karakteri çok hoşuma gitti. İdealist, kararlı, gözü pek, cesur ve temiz kalpli birisi. Okurken karakterle bağ
İlk ÖğretmenimCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202110,7bin okunma
Zahit Ayhan'a saygılarla
10/10
·76 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 23:52
Bu kitabı okuma vesile olan 10A sınıfından değerli öğrencim Zahit'e teşekkürle başlayayım. Gerçekten kendisi gibi temiz ve saf gönlü anlatan bir eser. Mücadeleci ve onurlu bir öğretmen Duyşen ile zorbalığa mahkum edilen , itilen kakılan bir kız çocuğunun hikayesi. Ama çoğu Aytmatov hikayesinde olduğu gibi kavuşmadan biten ve hüzünlü havası ile okuyucuyu etkileyen bir eser. SSCB dönemi Rusya'da Kırgız-Kazak Türkleri halkını anlatan , geleneklerin ezdiği kimsesiz çocuklara ışık tutan bir eser. Duygu yüklü. Kesinlikle tavsiye ederim.
İlk ÖğretmenimCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202110,7bin okunma
Küçük Prens
10/10
·96 syf.··
2026 8. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 17:29
Küçük Prens benim için güvenli bir liman, sığınak. Tabii ki kitabı ilk kez okuyuşum değil, bir kez daha okudum. Gelin size yorumumu anlatayım^^ Bir öğretmenim vardı demişti ki "Küçük Prens'i her okuyuşunda kitaptan farklı bir şey anlıyorsun." Kesinlikle. Küçük Prens'i okumak beni çok nostaljik hissettiriyor. Çocukluğun aslında ne muhteşem bir şey olduğunu ve büyüdükçe hayatın nasıl yüzeysel olduğunu hatırlatıyor. Kitabın ithaf kısmında bile kitabı bir yetişkine ithaf ettiği için özür dileyen bir yazarımız var. Nereden övsem bilemiyorum, yazım dili çok güzel mesela. Tarif edemesem de içimde güzel hisler yeşerten bir yazımı var. Ben her zaman çok hayalperest bir insan olmuşumdur, biraz aşırıya kaçsam da hayal kurmak benim için her şey. Sanat, edebiyat, felsefe bu tür anlam ifade eden alanları sever, sayısaldan kaçarım. Küçük Prens'te de buna benzer şeylerden bahsediliyor, gezegenlerin birinde iş adamının yaşadığı ve "çok önemli" ciddiyet isteyen işlerle meşgul olduğu ve bu durumdan da prensimizin şikayet ettiğini okuyoruz. Şöyle diyor Küçük Prens: "Koyun çiçeği yerse sanki onun için bir anda bütün yıldızlar sönmüş gibi olur! Bu da mı önemli değil yani!" İşte yetişkin zihniyeti ve çocuk dünyasını ayıran çizgiyi en belli eden sahnelerden biriydi bence. Kimi insanlar için hayatın telaşlı koşturmacaları, işleri en önemli şeyken çocuklar ve bazı insanlar için önem kavramı daha farklıdır. Bende işte bu kısımda kitabı daha çok seviyorum. Kitapta bir çok gezegene gidiyor, farklı büyüklerle tanışıyoruz. Hepsinin ortak bir yanı var. Hayal edemiyorlar. Ya kendilerine ya da işlerine öyle kapılmışlar ki gözleri başka bir şeyi görmüyor. Doğal olarak Küçük Prens'e bu tuhaf geliyor. Yıldızlara sahip olmaktan bahsediyor bir büyük, sahip olunca ne oluyor diyoruz ve o da sahip olmuş
1000Kitap
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025280,3bin okunma
Puan vermedi·76 syf.··
2026 2. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mart 2026 05:14
Küçücük, sıcacık aynı zamanda mücadelede dolu çok gerçek bir hikaye. Dönemin siyasi olaylarının da etkisi oldukça fazla. Dış dünyadan hiç haberi olmayan bir köyde yaşayan ve okuma yazma bilmeyen Düyşen'e, Sovyet Ordusu'nda az buçuk bir şeyler öğretiliyor. Ve köyündeki çocukları okutması için görevlendiriliyor. Düyşen, görev aşkıyla Lenin'e olan sevgisinden saygısından köydeki görevi için heyecanla köylülerden okul yapılması için yardım istiyor. Tabii ki köylüler hiç oralı olmuyor. Çocuklarının okuma yazmaya ihtiyacı yok onlara göre, köydeki işlerden anlasalar yeter. Okumak onları yönetecek siyasilere gerekliymiş onlara göre. Düyşen kendi başına, bir at ahırını okula çeviriyor. Çocukları topluyor. Burada sahneye okuma hevesi olan bir kız çocuğu çıkıyor. Yengesinin onu zorla evlendirmeye çalışmasına rağmen, Düyşen'in kurtarmasıyla o köyden kurtulup şehre okumaya gidiyor. Ve sonunda büyük insan olup çıkıyor. Bu kitabı kitapçıda ilk gördüğümde içimde beni ona çeken bir şeyler oldu. İlk başta çocuk kitabı sandım. Çocuk kitabı olsa da yetişkinlerin de okuması gerektiğini düşündüğüm için -diğer benzerleri gibi- satın aldım. Okuyunca da bana Cüneyt Arkın'ın Öğretmen Kemal filmini hatırlattı. Orada da Kemal, Atatürk tarafından Anadolu'ya gönderiliyor ve cahillikle mücadele ediyordu.
Edebiyat & Roman
İlk ÖğretmenimCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202110,7bin okunma