“Bir oğlum olsaydı, ben de kötürüm olsaydım, dilim de dönmeseydi; elini elim, ayağını, ayağım, dilini dilim diye kullansaydı da oğlum, kendisinde ayrı bir hayata yer vermeseydi, yine senin kadar yakınım olamazdı.”
“Başına felaket geldikten sonra üzülmeye dertli olmak denmez zaten, böyle ince ve sürekli bir sızı duymaktır dertli olmak, başkasının aldırmayacağı şeye küsmektir…”
“Ben acaba neden böyleyim ve diğerleri neden böyleler, herkes neden böyle? Bu böylelik kimden miras, nerden atlama, kime atlayacağını ve mirası bırakacağını daha doğmadan nerden biliyor ve bırakan bıraktığını nerden tanıyor, biliyor, kendi illetini ya da zarafetini ona teslim edip yeryüzünde kaybolmasın diye geçip gidiyor?”