Sultan IV. Murat döneminde, Lagari Hasan Çelebi isimli mühendisin kendi tasarladığı bir "roket" ile 2.5km uçtuğu bilgisini öğrendim. Peki bu bilginin başına ne mi geldi? Hangi mevkiye, hangi makama mı ulaştı? Söyleyim; kimi kaynaklara göre Cezayir'e sürgüne gitti. Kimi kaynaklara göre de Kırım'da, Selamet Giray Han'ın yanına giderek vefat etti. Keşke bu adamların kıymetini bilseydik. Belki şu an dünyanın en gelişmiş medeniyeti olurduk.
Abbasi Halifesi Harun Reşid, Ankara'yı aldığında, Halife Me'mun ise Bizans İmparatoru III. Mihael'i mağlup ettiğinde, savaş tazminatı olarak eski el yazması kitapları istemişlerdir. Bu idareciler ilim öğrenmenin, binlerce altın ve gümüşten daha kıymetli olduğunun farkina varan talihli insanlardır.
Diyelim ki adamın son derece sadık bir karısı var. Ama yalancı kimseler onu karısının sadakatsizliğine ikna etsinler. Bu durumda adam cehennem azabı içinde yaşamaz mı? Gördüğünüz gibi bizim mutluluğumuzu ya da mutsuzluğumuzu belirleyen şey hakikat değildir. Bizler tasavvur eder, kanaat sahibi olur sonucunda da mutluluğa ya da mutsuzluğa erişiriz. Üstelik her yeni gün kanaatlerimizin ne derece aldatıcı olduğunu bize gösterir. Yani mutluluğumuz aslında hiç de sağlam temeller üzerine inşa edilmemektedir. Kaderimiz için de aynı şey geçerlidir. Zeki bir adam bunu bilir ve bu yüzden de umursamaz. Ancak aptallar mutlu oldukları için sevinirler.