Yani Rinacım tamam işime geldi mi çoğu şeyi görmezden gelebiliyorum dedim ama bu kadarı da biraz fazla değil miydi sence de. Smut sahneler çok fazlaydı ve içerikleri de aşırı dozluydu. Atlayarak okumama rağmen arada sahnelere gözüm kaydı ve (neticede iradem de bir yere kadar) kemerle boğmak nedir ya, gerçekten ama yok artık, birde bundan keyif alınması çüşş, pesss, ohaa falan filan yani.:(((
Ayrıca Sashacım da bu kitapta ölmelere ve kendini yem etmelere doyamadı bir türlü. Onu almayın beni alın, aman onu öldürmeyin beni öldürün,…
Aşkın gözü kördür derler ama Sashanın aşkı onu ondan aldı, aklı maklı, sağduyusu hiçbirşeyi kalmadı. Kendine gel bi kızım ya ne bu böyle buldumcuk deliliği.
Çok güzel bir kurgunun ve akıcı, keyifli bir işleyişin sapkınlık seviyesindeki gereksiz itici güçlere ihtiyaç duymasını gerçekten hiç ama hiç anlayamıyorum. Sayın yayınevleri ve sayın yazarlar kitaplarda sansürlü ve sansürsüz basım seçeneği oluşturmanızı istiyorum. Kim hangisini istiyorsa onu alsın, okusun ve mutlu olsun. Bu kadar basit.
Neyse kitaba gelecek olursam çok canımı sıktığı aşikar, geçiş kitabı olucam derken yazarcım tabiri caizse geçirmişte geçirmiş. O son dakika bitiş golleri olmasaydı kitaba dört bile verebilirdim, o derece yani.
Tüm bunların yanında; Rina bir kitabını nasıl bitirip diğer kitabını nasıl hemen aldırtacağını çok ama çok iyi biliyor. Kitabı bitirir bitirmez hemen son kitabın birkaç bölümü okudum ve biraz sakinleştim, anca ondan sonra yorum yazma işine girişebildim.
İyiyim, iyiyiz, iyiler, sıkıntı yok, ok…
Daha da ne diyeyim, buraya kadar okuduysanız çok teşekkürler.:)))
Kitabı okurken azıcık şişmişim galiba, çok sorry. Hepsini ortaya saçıp kurtulmam lazımdı.
Velhasılı, bu kitabı pek sevmemiş olsamda, seriye kaldığım yerden anında devam ediyorum. Öylede tutarlı