Puan vermedi·210 syf.·
2026 398. kitabı
1920'lerin İngilteresinde geçer ve Laura, ailesinin gölgesinde yaşamış bir kadının, kırkından sonra kendi başına yaşamaya başlamasıyla başlar. Feminizm, fantastik ve içsel dönüşüm temaları ile dikkat çeker ve Laura'nın özgürleşme çabalarını ve içsel bir yolculuğa çıkma tutkusunu ele alır., Lolly Willowes adını veren laura “lolly” hala ebeveynlerinin bu dünyadan ayrılmasından sonra abisinin evine yerleşen, üst tabakadan nazik bir kız kurusudur. bir anda verdiği karar neticesinde abisi ve onun ailesinin yanından ayrılır, kırsal bölgede bir kulübeye taşınır. bu karar dönemine göre oldukça iddialıdır; o zamanlarda yalnız bir kadının tek başına bir eve taşınması kabul edilebilir bir olgu değildir. Yerleştiği köyün sakinleri geceleri gizemli yürüyüşlere çıkmaktadır. lolly hala bu ritüelin üzerindeki esrarı kaldırınca; verdiği kararın ardında kırsala duyduğu özlem ya da içsel bir yolculuğa çıkma tutkusundan başka bir itki olduğunu keşfeder. feminizm, üstü kapalı lezbiyenlik ve satanizm detaylarıyla harmanlanmış; dönemin koşulları ve politik görüşlerini ince bir zekayla alaya alan ilginç bir roman. modern feminizm kitaplarının temelini oluşturan eksik bir tuğla" gibi Ohalde #OKUYUN Lolly Willowes
Edebiyat & Roman
Lolly WillowesSylvia Townsend Warner · Mona · 201628 okunma
Özerklikten Sadakate: Türk Akademisinin Çöküşü
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 20:02
Türkiye’de Üniversitenin Dönüşümü Üzerine Bir İnceleme; Özerklikten İdeolojik Kuşatmaya, Bilimden Sadakate Türkiye’de üniversite meselesi yalnızca eğitim politikalarıyla ilgili değildir; aynı zamanda siyasal iktidarın toplum tasavvuruyla, gençlik anlayışıyla ve geleceğe dair kurmak istediği düzenle doğrudan ilişkilidir. Verilen alıntılar, özellikle 2006 sonrası yükseköğretim sisteminde yaşanan dönüşümü yalnızca niceliksel bir genişleme olarak değil, üniversitenin ruhunu değiştiren ideolojik bir yeniden yapılanma olarak ele almaktadır. Kitapta üniversite; özgürlüğün, eleştirel düşüncenin ve bilimsel özerkliğin mekanı olmaktan çıkarılarak siyasal ve kültürel denetimin aracı haline getirilen bir kurum olarak resmedilir. İnceleme boyunca öne çıkan temel meseleler; üniversitenin özerkliğinin aşınması, liyakat sisteminin çöküşü, akademinin siyasallaşması, dinin kampüs yaşamındaki genişleyen etkisi, taşra üniversitelerinin yapısal sorunları, gençlik üzerindeki ideolojik mühendislik faaliyetleri ve bütün bunların Türkiye’nin bilimsel geleceği üzerindeki etkileridir. Üniversite Kavramı: Özgürlüğün ve Çoğulluğun Mekanı; Metnin başlangıcında üniversite, insanlığın yüzlerce yıllık bilgi birikimini taşıyan bir alan olarak tanımlanır. Bu yaklaşım, modern üniversite fikrinin klasik anlayışına dayanır: Üniversite yalnızca meslek edindiren bir kurum değil; bireyin düşünsel dönüşüm yaşadığı, farklı fikirlerle karşılaştığı, dogmaları sorguladığı bir özgürlük alanıdır. Burada özellikle şu vurgu önemlidir: “Tek hakikat yoktur.” “Tabular ve kutsallar yoktur.” “Sormak ve sorgulamak serbesttir.” Bu ifadeler **üniversiteyi, dogmatik düşünceye karşı konumlandırır. Üniversitenin temel işlevi, mutlak doğrular üretmek değil; bilgiye eleştirel yaklaşabilen bireyler
Taşra ÜniversiteleriTuğba Tekerek · İletişim Yayınları · 202388 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·285 syf.··
Beğendi
·
2026 93. kitabı
Ve çeliğe su verildi Nikolay Ostrovski Sosyalizme, devrime gönül veren herkesin başucu kitaplarından biridir, Ve Çeliğe Su Verildi. Nikolay ostorvski nin yatattığı pavel korçağin karakteri nasıl unutulur…1917 inin ışığın da 2026 yılın da onu anımsamak umudu anımasamaktır. En beğendiğiniz ve etkisinde kaldığınız ilk beş kitap diye sorsanız bir numaram her daim, ve çeliğe su verildi olacaktır. Ostrovski’nin, çarlık dönemindeki çok büyük zorluklarla dolu yaşamını yansıttığı Ve Çeliğe Su Verildi romanı, sosyalist bilincin kitlelerde yerleşmesine katkı sağlar. Örnekmi: “İnsanın en paha biçilmez varlığı hayatıdır. Hayat bir kez verilir insana ve bu hayatı öyle yaşamalı ki, hiçbir amacı, anlamı olmadan yaşanan yıllar için insan utanç duymasın, miskin, pis pis heveslerle geçen günler için insanın yüzü kızarmasın ve hiç değilse ölürken kendi kendine diyebilsin ki; ‘Ben ömrümü, bütün gücümü dünyada en mükemmel şeye, insanlığın özgürlüğe kavuşması için mücadeleye adayarak yaşadım.’ Tarihte de, ölürken ancak bu ifadeyi kullanabilme şansını yakalayanlar gerçekten yaşamışlardır. Bunu bilmek, bunun bilincinde olmak ve verdiği mutluluğu yaşamak biz devrimcilere her türlü zorluğa karşı direnme gücü vermiyor mu? Yaşamı uğruna ölecek kadar seviyoruz biz.” Nikolay Ostrovski, 1935'te, ünlü sovyet gazeteci Mihayil Koltsov'un kaleme aldığı "Cesaret" başlıklı makale Pravda'da yayınladığında, milyonlarca insan Ostrovski'nin iyileşmez hastalığını ve partiye sarsılmaz bağlılığını öğrendi. Pavel Korçagin okurların (belki de sadece benim gözüm de,bu konu da ön yargılı olmak istemem ama sosyalistlerin sanırım aynı düşündüğünü umarak),gözünde, devrimci azmin, fedakarlığın, zor koşullara dayanıklılığın simgesi, bir kahraman, özgürlük savaşında ruhu alabildiğine yücelen bir büyük insandır. Lenin
Ve Çeliğe Su VerildiNikolay Ostrovski · Oda Yayınları · 1996796 okunma
8/10
·128 syf.··
2020 299. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2020 00:00
Giorgio Agamben’in en ünlü eseri “Olağanüstü Hal”i özellikle okumak istedim. Kitabı şu anda piyasa bulamayanlar, Ayrıntı Yayınları tarafından İstina Hâli adıyla yeni basımı mevcut. Agamben, ülkemizde çok tanınan bir sosyolog değildi. Ta ki 2013’te Türkiye’deki “Gezi Olayları” patlak verince, düşünürün “kamp” kavramı gündeme bomba gibi düştü. Ona göre kamp, istisna halinden kaideye dönüşme sürecini temsil ediyor. Agamben’in istina hali üzerinde durması boşuna değildir. Onu, siyasi yönetim biçimleri ve rejimlerinin insan hayatı üzerinden çoğu zaman kullanma biçimden tamamen zarurete dönüştürülmek istenmesine olan karşı duruşunu simgeliyor. Bu şekilde, Agamben kamp kavramı, Erving Goffman’ın “total kurumlar”ı ve Michel Foucault’nun “büyük kapatılma”sına örnektir. Yine Agamben, kampa örnek olarak, havaalanındaki tehlike durumunda insanları bir yerde toplayan baskıcı erki veriyor. ⠀ Carl Schimitt’in “partizan teorisi” üzerinden Olağanüstü Hal’in ta Roma Hukuku’na değin gittiğini, resmî anlamda ilk kez devrim Fransa’sında ortaya çıktığını ortaya koyuyor. Türkiye’de iki yıl süreyle OHAL ile yönetildi. Konuyu detaylı anlayabilmek için okudum. Okumanızı tavsiye ederim ama bu kaynakla sınırla kalmayın. Yapabiliyorsanız çapraz okuma yapın.
Olağanüstü HalGiorgio Agamben · Varlık Yayınları · 200810 okunma
ARKANYA'YA DAVETLİYİZ...
8/10
·168 syf.··
2026 41. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 15:00
Sahiden Hikaye 2018 Saik Faik hikaye armağanı ödülünü alan Kemal Varol roman şiir türünün yanı sıra öykü türünde de Türk Edebiyatında kendine yer bulmuş biri. Kemal Varol kaleminden öykü türünde bir kitap. Doğan Kitaptan mart ayında okurlar ile buluştu. Daha önce everest yayınlarından ve iletişim yayıncılıktan çıkmış olsa da benim için yeni bir okuma oldu. Acılar coğrafyasının modern masalcısı Kemal Varol için kullanılan bu ifade benim çok dikkatimi çekti. Büyük olayların küçük hayatlarda bıraktığı izleri ayrıntılarda yakalayabiliyor. Bu kitapta da her ne kadar diğer kitaplarında olduğu gibi Arkanya edebi ve hayali bir şehir olsa da bana " doğduğun coğrafya kaderdir." klasikleşen cümleyi derinden hissettirdi. "Ölüm yeryüzündeki tek eşitleyenmiş..." O coğrafyanın ergen çocuklarının dünyasına yolculuk yapıyoruz satırlarda. Kitapta birbirinden ayrı ve bir şekilde birbirine bağlanan 5 bölümden ve toplamda 16 hikayeden oluşuyor. Bu hikayelerde bir çocuğun gözünden veya kalbinden süzülen; aşk, ölüm, kader, yokluk, çocukluk, dostluk, büyümeye heves mücadele ve ayrılık gibi evrensel temalar işlenir. Metinlerde OHAL gölgesi ve bu atmosferde yaşanan hayatlar ve hayatta kalma çabaları anlatılır. Mizah, acı ve aşkın iç içe geçtiği hikâyelerde, oyunbaz bir dil ve şiirsel bir anlatım tercih edilmiş. Gülümserken düşünmek, düşünürken gülümsemek... "Zaten insanın bir kasabaya çakılıp kalması için ayrılık acısından başka ne derdi olurdu ki?" İlk sayfalarda bizi karşılayan bir "Z" harfi var ve bunun etrafında şekillenen hikayeler. Kiminin işi, kiminin aşkı kiminin arkadaşı kimilerinin hep bir şeyleri olan "Z"... "herkesin bir sahibi var bu hayatta!" "Kimin kiminle olacağı önceden yazılmış kitaba. Dünyanın tüm silgilerini yan yana getirsen bile silemiyorsun!"
Sahiden HikâyeKemal Varol · Doğan Kitap · 202627 okunma
Olmaya Devlet Cihanda
8/10
·408 syf.··
Beğendi
·
1996 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 1996 00:00
Raflarda görüp, tezgâhlardan seçip, elimize alıp inceleyebildiğimiz -şükür ki hâlâ ezici çoğunlukta olan- kitaplar her ne kadar içeriğinin niteliği nispetinde değerli olsalar da ön ve arka kapakları hâlâ çok etkileyici olabiliyor. Dr. Tarık Z. Ekinci'nin şimdilerde eski laik günlerine özlem duyduğumuz devlet aygıtıyla olan ilişkisini genel olarak ülkemizdeki makus aydın tarihinden kesitler olarak da okunması mümkün olan kitabı, okuyucuyu 1995'in o karanlık Gazi mahallesi katliamından simgeleşmiş fotoğraf ile karşılıyor anlatacaklarının sertliğine hazırlamak için. Bu toprakların doğusunda, hele Diyarbakır'da doğarsanız (buna vaktiyle OHAL bölgesi ilan edilen şehirleri de katabilirsiniz) ve dahası Kürt iseniz devlet nezdinde en başından öteki bir kimlik taşımaya zorlanıyorsunuz. Hele hele sonrasında okuyan, araştıran, sol düşünceleri benimseyen bir aydın olma yolunu seçerseniz başınız türlü baskı ve işkencelerden kurtulmayacaktır. Darbelerle susturulmaya, ortadan kaldırılmaya çalışılan emekçi hareketlerin, demokratik mücadelelerin saflarında bir ömür yer almış, pek çok insanlık dışı muameleye katlanmak zorunda kalmış, bedeller ödemiş ve asla pes etmemiş böyle devrimci şahsiyetlere büyük saygı duyuyorum. Devletimin derinlikleri ötesinde mekanizma olarak devlet kavramıyla ilgili olarak ufkumu açmış olan kitabı meraklı ve yürekli okurlara öneriyorum. Dİpnot: Tarih ve ifade düzeltmeleri yapıldı.
Devlet ve BenTarık Ziya Ekinci · Sarmal Yayınevi · 19951 okunma