Puan vermedi
Kitabı okuyorum - nihayet okumaya başladım - lakin belirteyim; bu kitap ve içindeki bilgiler bana masal gibi geliyor. Zaten açıkçası bana bir şey katması için ve yaşadığım çevreye daha iyi adapte olabilmem için okuyorum. Önceki okuduğum kitapta Gazali'nin cehennem tasvirleriyle yarışacak düzeyde bir kitap olduğu belirtilmişti(Ahirette 45 Gün). Oradan aldığım şevkle kitabı okumaya koyuldum ama daha başlarındayken bu yazılanlara - yani içeriğe - pekde inanmadığımı belirtmek isterim. Örneğin daha başlangıçta yazan rabbin kimdir veya kimin milletindensin soruları gibi(bu sorgulamalar kabirdeyken yapılıyormuş yersen) ve daha okuyacağım niceleri... Ama dediğim gibi esas okuma sebebim cehennem tasvirlerini görmek, hayal edebilmek, okumak ve bilmek. İnanmayanlarda benim gibi hikâye niyetine alıp okuyabilir. Allah'dan elimizin altında kitap hazır vardı yoksa birde temin etmek zorunda kalacaktık...(kütüphaneye sormuştum depoya kaldırılmış alamadıydım) Bilmeyenler için kitap eski dilde, lisanda tercüme edilmiş. (yani tercümeli hali bile zeman veya domuza hınzır vs. diyor, eski lisan, terimler anlıyacağınız) Bitirince önemli kısımları buraya aktarabilirim zira kimse duygu ve düşüncelerini yani yorumunu buraya aktarmamış. Kitabı okuyorum bu arada kitap gözümün önüne - bazı tasvirlerden dolayı - nedense Samanyolu Tvdeki Beşinci Boyut dizisini getiriyor. Bu arada Gazali, bidati mezhepsizcilik olarak tanıtıyor. Bende bidatçiyim o zaman ey Gazali! Yine kitap Kur'anda, Allaha yaklaşmak için vesile arayınız mealini peygamberler ve evliyalar olarak tefsir ediyor. Bu da bir eksi ben ve Cemre Demirel bunu beğenmedi. Öncelikle kitap 73 fırka olacağını(şu meşhur hadisden hareketle) ve bir fırkanın cennete gireceğini, onunda naciyye ehl-i sünnet ve'l cemaat olacağını söylüyor. Diğer 72
Kıyamet ve Ahiretİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 2012561 okunma
Kesinlikle okumalısınn
Puan vermedi·528 syf.··
2026 2. kitabı
Öhm öhmm öncelikle merhaba, ben bu seriyi yaz aylarında keşfedip telefondan PDF olarak okumaya başlamıştım. Gökçen ile Murathan'ın duyguları, timin aile gibi birbirine kenetlenmesi, Gökçen'in arkadaşları, Bilge ile Barbaros'un eğlenceli aşk hikayesi... herşey o kadar iyiydi kii kitapta hissedebileceğiniz bütün duygular var. Yazım dili sizi içine çekiyor. Çok akıcı çok güçlü ve çok sade bir anlatım tarzı var. Okurken kafanızı karıştıracak bir şey yok. Kitabı okurken kendinizi de Barut Timinden biri gibi hissediyorsunuz. Kitabı okurken yeri geldi ağladım yeri geldi kahkaha atmaktan gözlerimden yaşlar gelmeye başladı yeri geldi sinirden kıpkırmızı oldum. Ya çok uzatmak istemiyorum zaten spoiler vermeyi de seven biri değilim. Bu kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum. Acayip iyi.
Alıntı
GökçenLoresima · Ephesus Yayınları · 20237,6bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Âşk, moda ve gençlik!
Puan vermedi·424 syf.··
2025 106. kitabı
4 ay önce rafta paylaştığım incelemelerimi paylaşıyorum part2 SPOILERLI! 2020de Nana izlemeye başlamış ama wlw olmadığı için izlemeyi reddetmiştim. Yıllar sonra geçen sene hayatıma giren Susu adlı bir kız kardeş edindim, instagramdan sürekli Haci ve Nana, Miwako ve Yukari paylaşıp ablamla ben derdi ben de aynı şekilde hep paylaşırdım 🩷 core klasik... Geçenlerde yine Miwako ve Yukari editi atmıştım ona da biz diyince yeter artık izleyeyim bir dedim ve izledim... Söyleyecek çok şey var, tartışılacak çok fazla karakter var... O ELBİSEYLE NASIL 2. OLDU ABİ Animemiz kısaca, lise son sınıfta okuyan Yukari adlı bir kızımızın bir grup tasarımcıyla tanışması ve onlarla yaşadığı olaylar, slice of life yani. Öhm... T@k*m1'ler (izleyenler tetiklenmesin diye elimden geldiğince sansürledim) ölmez şekil değiştirir. Aslında George... o kadar değildi ya anlayabiliyorum George'u, haksız değildi ama tavırları çok sinir bozucuydu. Zaten toksik bir ilişki içindelerdi, olayları buydu. Ama aslında ben sorunun çoğunu Yukari'de buluyorum, gerçekten de George'un dediği gibi kendi hayatının kararlarını kendin al, başına gelenler için başkasını suçlama... Yukari eğer başarılı bir model olduysa George'un "ben şu şu tavırları sergileyen kızları sevmem" manipülasyonlarıydı. İşe de yaradı, manipüle ediyordu, kaba davranıyordu ama gerçekten aşıktı Yukari'ye âşık olduğu kadının kendi potansiyelini harcayıp kendi kararlarını bile verememesine katlanamıyordu sadece. Ama bu onu haklı çıkarmaya yeter mi cidden? Susu'yla konuşurken yeni bitirdiğim için ana avrat düz gitmiştim Susu da aslında iyi tarafları da var demişti şimdi sakin kafayla düşününce fark ediyorum gerçekten bazı sahnelerde bazı bölümlerde o aşkı, o sakinliği ve o güveni hissedebiliyordum. Finali... Eh... George'un Paradise Kiss'i ve
Manga
Paradise Kiss - Cilt 1Ai Yazawa · Komik Şeyler Yayıncılık · 2023160 okunma
Ben. Deli. Değilim!
7/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2025 161. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2025 23:01
Bir insan neden kötülük yapar? Nasıl bir başka canı yakar ya da daha kötüsü ona kıyar? Kötü şeyler sadece düşüncede kaldığı sürece sorun yokken hangi noktada dışarı taşarak davranışlarımıza yansır? İçimizdeki hain tarafın çağrısına uyduğumuz takdirde korkunç biri haline mi geliriz veya deli? Peki ya bunun bir geri dönüşü olmaz mı? Bir anlık cinnetin ardından hayatımızı hiçbir şey olmamış gibi, eski şekliyle sürdürmek mümkün müdür? Özellikle de çoktan birinin canına mal olmuşken? Yoksa yaptıklarımızın pişmanlığı altında ezilerek kendi sonumuzu da yine kendimiz mi getiririz? Vesaire vesaire. İşte bu kitapta yani Hain Yüreğim 'de Wulf Dorn ’la beraber saydığım sorulara birtakım cevaplar arıyoruz. Bir akşam, ana karakterimizin anne ve babası yıldönümlerini kutlamak üzere dışarı çıkınca bebek olan erkek kardeşiyle ilgilenmek de hiç istememesine rağmen ablası Dorothea’ya kalır. Ertesi sabah aile kahvaltı için bir araya gelirken bebeği alma görevi her zamanki gibi Doro’ya verilir ama Kai’in odasına girdiğinde Dorothea’yı karşılayan şey çığırtkan bir bebekten ziyade morarmış vücudu ve sonuna kadar açtığı simsiyah gözleriyle onu bekleyen bir cesetten başka bir şey değildir. İşin en kötü tarafı ise dün akşam çocuğu en son görmüş kişi olması gereken kızın o gece yaşanan hiçbir şeyi hatırlamamasıdır. Kardeşinin ani ve gizemli ölümü, ardından anne-babasının ayrılması, aşırı derecede özel olan sinestezik durumu ve sınav stresi derken Doro tüm bunlarla baş edemiyor ve ağır bir depresyona giriyor. Gördüğü gerçeküstü halüsinasyonlar sonucunda ise kliniğe yatırılıyor. Daha sonra Dorothea ve artık bekar bir kadın olan annesi ufak bir kasabadaki yeni evlerine taşınıyorlar. Yine de Dorothea huzurlu olmaktan çok uzak bir durumda çünkü ne bu taşra yer ne de yeni psikiyatristinin karşı komşusu
1000Kitap
Hain YüreğimWulf Dorn · Pegasus Yayınları · 20152,744 okunma
8/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2025 26. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2025 13:46
Baya garip bir kitaptı garip seyler okumayı severim. buram buram kasım kokuyordu kitap doğru dönemde okumusum böyle bir sey okumaya ihtiyacım vardı sanırım bana yaşattığı duygu yogunlugu hosuma gitti. bir kere kitabın hem fazlasıyla gerilimle hem de edebiyatla harmanlanmasi hosuma gitti. kitaptaki en normal karakter richarddi sanırım yani okurken en rahat onunla empati kurabildigimi soyleyebilirim. diğer karakterlerin ic dünyasını anlamakta zorlandım. kitaba baslamadan önce az cok tahmin ediyordum kitabin evrenini. yani dark academia tarzı diyebilirim direkt. Eğer Kötü Olsaydık i okumustum. iki kitabı benzetiyolar diye biliyorum veya Babil ile de hani gectikleri ortam itibariyle aynı tarza sahipler gibi. Eğer kötü olsaydık'ı da babil'i de okurken keyif aldim. okul ortamı, edebiyat, dil ile ilgili hepsi de. yani gizli tarihin de öyle oldugunu düşündüm zaten oyleydi de bir bakima. her seyi romantize eden gencler, aralarında içten ice gerilimi yukselen kıvılcım ve tak cinayet. yani buraya kadar tahminlerim dogruydu. zaten kitabın ilk ceyreginde richard, surekli söylenen cumlelerden sonra parantez açıp 'bu söylediğinin anlamini sonradan farkedecektim' tarzı seyler söylüyor oralarda biraz gerildim acikcasi. evet bir cinayet oldu ama cinayet sebebi pek tahmin ettigim gibi değildi. yani nedense aşkla ilgili bir seyle bağdaştrdim başta. ama tshminimin aksine kitapta ask yoktu neredeyse diyebilirim. sadece şu şununla yatmış bunun şöyle fantezileri var diye bilgi veriliyor gibi geldi. yani ilişkileri o kadar garipki. ikizlerden bahsetmicem bile eger aralarında gercekten oyle bir şey varsa iğrenç. Bir ara richard ve francis olacak sandım ama richard cok kendi halinde takılıyor yani genel olarak sophie dışında iliski yapmamasına sasiridm. camillaya olan aşkı bana pek geçmedi. platonik
Gizli TarihDonna Tartt · Pegasus Yayınları · 20182,924 okunma
Hiçbiryer'den Selamlar
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 151. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2025 17:12
Bugün yine sizlere çocukluğumdan beri âşık olduğum bir hikâyeyle geldim: Evet, yani Peter Pan ’la. Benim, hiç büyümeyen bu oğlan ve çocukların yalnızca rüyalarında ziyaret edebildiği Neverland (Hiçbiryer) ile tanışmam her zamanki gibi babamın CD’leri sayesinde oldu. Sanırım o ve onun filmlerine belki de bu yüzden hep minnettar kalacağım; küçüklüğümü eğlenceli kıldılar, hayal gücümü her daim geniş tuttular ve beni bugün olduğum insan hâline getirdiler. Bu arada hangi filmden bahsettiğimi de söyleyeyim çünkü piyasada gerçekten fazlasıyla Peter Pan filmi var. Benim izlediğim, yönetmeni P. J. Hogan olan, 2003 yılında ABD-Avustralya ortak yapımı fantastik bir macera filmidir. Müzikleri James Newton Howard’a ait ve hem filmin kendisi hem de müzikleri tam bir efsanedir. Kesinlikle öneriyorum. Hatta ben de kitabını okuduktan sonra gidip size bahsettiğim filmi yeniden izledim. Benim için müthiş bir nostalji anı oldu gerçekten. Peter Pan, hep küçük kalmak istediği için daha bir bebekken uçarak evden kaçmış, önce Kensington Bahçeleri’ne, ardından da efsanevi diyar Hiçbiryer’e gitmiş olan büyülü bir çocuktur. Masallara bayılır ama bir annesi olmadığı için ne yazık ki ona masal anlatacak kimsesi yoktur. Kayıp çocukların hiçbiri masal bilmez çünkü. O yüzden de Peter, çocukların pencerelerine konarak onlara anlatılan masalları dinler. Bir gün de Cinderella’nın hikâyesinin devamını duymak için yine bir eve gider. İşte ne olduysa o zaman olur. Önce evdeki dadı köpek yüzünden gölgesinden ayrılır, onu geri almaya çalışırken de odadaki en büyük çocuğu uykusundan uyandırır; işte o çocuk Wendy’dir. Wendy, Peter’in gölgesini ayağına dikerek ona yardım eder, sonra da oğlana duymak istediği hikâyenin sonunu anlatır. Bunun üzerine Peter sevinçle pencerenin önüne gider ve diğer çocuklarla
1000Kitap
Peter PanJ. M. Barrie · İş Bankası Kültür Yayınları · 20199,3bin okunma