Bazen saklanır insan, saklanır, yakalanmamak için gizlenir, burnunun ucunu bile göstermeye korkar; yerini belli etmez, çünkü önyargı kol geziyordur, çünkü yeryüzünde hiçbir şey kalmamış gibi, herkesinden arasından seni bulup şamataya alırlar, bir bakarsın senin özel hayatın da, aile hayatın da edebiyata girmiş, hepsi yayımlanmış, okunmuş, alaya alınmış, değerlendirilmiş.
"Okul kitapları ve dersleri bize başkalarının bilgilerini ve keşiflerini gösteriyor ve güya, bilgi yolunda en kısa yoldan götürüyor. Hakikatte bu öğretim usulü, bize gerçekleri ve fikirleri anlatmak yerine, hazırlop bilgileri ezberlemekten başka bir şey olmayan bir papağanlık öğretiyor."
Başkasının huzuruna ortak olmak huzurlu yapar mı insanı? veyahut huzursuzluğuna... Sevgi nedir? İnsanı huzura mı kavuşturur ya da bedbaht bir hale mi koyar?
Sevgiyle alakalı Zülfü Livaneli'nin Huzursuzluk kitabında geçen "Harese" örneğini verebilirim. Nasıl ki deve ağzının kanadığının farkında olmadan sevdikleri dikeni iştahlı bir şekilde yemeye devam ediyorsa insan da kör bir şekilde sevginin beraberinde getirdiği durumların farkında olmadan "kör bir şekilde", gülün dikenine katlanmaya alışmış vaziyette sevmeye devam eder.
Ahmet Hamdi Tanpınar' ın dilinin ahenkle kitap üzerinde oynaması, birçok konuyu ele alması, farklı alemlere sürüklerken durumlar üzerinde yaptığı eşsiz benzetmeler kitabın içine çekiyor insanı. Kitabın içinde geçen değerli besteler de tuzu biberi oluyor o dönemin içinde kendini bulmaya.
Mümtaz'ın iç monologlarıyla ilerleyen kitap, aynı zamanda diğer karakterlerin düşünce ve görüşleriyle harmanlanarak kült bir eser haline gelmiştir.