Hayatın yan yana dizdiği şeyler bazen raslantısal, bunu kabul edebilirim ama bazen de öyle bir ince planlama, öyle hassas ayarlama yapıyor ki kozmos, sanki birisi posta kutuna, “Bir dost” imzalı bir mektup bırakıyor. Öyle sihirli bir uyandırma servisi. İnsan bir gün aniden bir şeyin farkına varıyor…
Hepimizin özlediği o korkunç özgürlük ânı. Ölümle şakalaşabildiğimiz zaman parçası. Sürekli ağırlığını hissettiğimiz duygusal bir yerçekiminden kurtulup uçtuğumuzu hissetmek. Bu anlar, kaçınılmaz olarak çok kısadır. Dağın zirvesidir çünkü en dar yeri, yaşanması mümkün olmayan bir bölge; oraya çıkar, oradan bütün hayata ve ölüme yukarıdan bakabilir ve tekrar ineriz.