İşte bu yüzden, bugün yazan gençler, hakkında yazmaya değen, dert ve yorgunluğa değen tek şeyi sırf bu yolla iyi yazmalarını sağlayabilecek olan tek şeyi unuttular: Kendiyle çatışan insan kalbinin sorunlarını. Bunu yeniden öğrenmeliler. Olabilecek en bayağı şeyin korkmak olduğunu kendilerine öğretmeliler: Bunu yaparken de çalışmalarında ezeli gerçeklerden ve yüreklerinin doğrularından, geçici ve yok olmaya mahkum herhangi bir öykü içermeyen evrensel doğrulardan -sevgi ve onurdan, şefkat ve gururdan ve merhamet ve fedakarlıktan- başka hiçbir şeye yer bırakmayacak biçimde, her şeyi sonsuza kadar unutmamalılar. Yoksa bir lanet altında çalışırlar. Aşkı değil şehveti, kimsenin değerli bir şey yitirmediği yenilgileri ve umut içermeyen, en kötüsü de şefkat ve merhamet içermeyen zaferleri yazarlar. Kederleri hiçbir evrensel kedere neden olmaz, hiçbir iz bırakmaz. Kalpten değil, hormonlardan yazarlar.
Sayfa 294 - W. Faulkner, 1949 Nobel Ödül Töreni konuşması'ndan·Kitabı okudu
Clausewitz, bize imkansız bir savaş teorisi vermiştir;artık savaşın temel hedefinin karşı tarafın iradesini teslim almak olduğunu öğrenmiş durumdayız, irade zaptını kalıcı kılmak için de ilk iş silahsızlandırmaktır. Mondros mütarekesine, ülkenin silahsızlandırılmasının temel koşul olarak konması ve Afganistan'da savaşın ancak bir silahsızlandırma ile biteceğinin açıklanması Clausewitz teorisine uygundur. Ancak Clausewitz, emperyalizm öncesi bir teorisyendi; şimdi temel amaç beyinleri zaptetmek ve değerler sistemini tahrip etmektir. Bunu kalıcı yapmanın yolu ise insanı yozlaştırmaktan geçiyor; yoz alçaklıktan haz alan yaratıktır. Bu nedenle yozun bir daha herhangi bir değer sistemi kazanması imkansız görünüyor; şimdilerde edebiyata yüklenen en önemli misyon buradadır.
İngiliz sömürgecileri mi, yoksa Amerikan emperyalizmi mi daha köktenci; bu soruyu, usta elleri bileklerinden kesme ile beyinleri zaptetme operasyonlarının karşılaştırmasına indirgeyebiliriz. Kolonyalistler, İngiliz pamuklu dokuması ile rekabeti önlemek için Hint ipekli dokumacılığını katletmeyi gerekli gördüler ve sanatsal ipekli dokuyabilen ustaların ellerini kopardılar. Amerika ise, insanlarımızın kendine özgü hiçbir estetik yetisi ve değer düzeni olmaması için savaş halindedir; bu amaçla insanlarımızın beynine pamuk pres tatbik etmektedir.