"TANIDIĞIM TÜM HAYVANLAR"
"Hayat, seçimlerden ibarettir. Bu sebeple herne yaşadıysam yaşamış olayım aslında bunu benim seçtiğim hakkındaki tüm sorumluluğu kabul ediyorum."
Hayatta insanı en çok zorlayan şeylerden biri kendiyle yüzleşmektir.
Kimi zaman başkalarını mutlu etmek uğruna kendimizi ihmal ederiz.
Kimi zaman da duygularımızı bastırıp, kendi ihtiyaçlarımızı görmezden geliriz.
Ta ki zihnimiz ve bedenimiz buna daha fazla dayanamayıncaya dek...
Kitap, tam da bu süreci anlatıyor bizlere.
Bir anksiyete yolculuğundan kabul ve iyileşmeye uzanan içsel bir hikâye…
Yazar, hayatın bir döneminde kendini yalnızlıkla baş başa buluyor. Ve bu yalnızlığı evinde bulunan, çoğu zaman farkına bile varmadığımız hayvanlarla paylaşmaya başlıyor.
Ama bu konuşmalar, sadece onların diliyle değil…
Kendi iç sesiyle…
İlk olarak karınca Mr. A ile tanışıyoruz.
Yatağının kenarındaki duvarda, odadan hiç çıkmadan yaşayan bir karınca… Bu haliyle önce şaşkınlık yaratıyor, ama sonra fark ediyor ki:
Kendisi de tıpkı o karınca gibi, tanıdığı alandan uzaklaşmaktan korkuyor.
İlk kabulleniş burada başlıyor: “Evet, ben de korkuyorum.”
Sivrisinek Kito ile değer görme ihtiyacı sorgulanıyor.
Örümcek Sipi ile yalnızlık ve hayattan vazgeçme hali yüzeye çıkıyor.
Her hayvanda, yazar kendinden bir parça buluyor ve geçmişte bastırdığı duygularla yüzleşiyor.
Ardından karşımıza çıkan kediler...
Asil karakteriyle Albus, kurallar ve egolar üzerine düşündürüyor.
Zamanında ne kadar sert kurallar koyduğumuzu, bu uğurda nelere sırt döndüğümüzü hatırlatıyor.
Ve belki de ilk defa o kurallar yüzünden kaybedilen şeyleri affederek geçmişe bir selam gönderiliyor.
Taylor ise başka bir şey öğretiyor:
"Sevdiklerine vakit ayırmayı unutmamak…"
Çünkü zaman geçiyor ve kalan sadece anılar oluyor.
Son olarak Suki…
Yazarın, bu