Küçük bir iyilik öneri postu
Öneri postu 2 Bir diğer önerim yabancı yazarlardan birisi yani Lucy Score.Yakın zamanda iki kitabını okudum ve çok sevdim.Ama özellikle Küçük bir iyilik gerçekten çok güzeldi.Öncelikle karakterler arasındaki iletişim,diyaloglar bazen hüzünlendiriyor bazende güldürüyordu.Yetişkin karakterler olunca daha da sevdim.Artık liseye giden karakterleri okumaktandan o kadar zevk almıyorum.Ally ve Dominic inanılmaz inatçı bir çiftti.Bence her ne kadar öyle gözükmese de Dominic gerçekten iyi birisiydi.Bazen saçmaladı doğru ama sonunda Ally'i ne kadar sevdiğini anladığında harekete geçti ve bu çok güzeldi.Huysuz ve günışığı trope'larını çok seviyorum ve gerçekten şu ana kadar okuduğum en güzel romantik romanlardan birisiydi.Eğer bir şans vermek isterseniz kesinlikle öneriyorum..Ayrıca kapak tasarımı da çok güzeldi :) İyi okumalar dilerim <3
90'ların müziği: Eski şarkılardan neden vazgeçemiyoruz?
Türkiye’de 90’larda çıkış yapan sanatçıların konserlerinde hâlâ binlerce kişiyi biraraya getirmesi, 90’lar gecelerinde mekanların dolup taşması ya da bu şarkıların daha ilk saniyelerinden insanların hep bir ağızdan eşlik etmeye başlaması tesadüf değil. Tanıdık sesler, tanıdık ritimler, tanıdık sözler bir süreklilik duygusu yaratıyor. Kendimizi hikayemizin içinden düşmüş gibi hissettiğimiz anlarda, geçmiş bizi yeniden kendimize ilikliyor. 1986 doğumlu biri olarak 90’lar pop müziğine düşkünlüğüm sorgulanamaz. Her âşık olduğumda, her ayrılıkta, kalbim her kırıldığında, yaşadığım dönemle didişmeye başladığımda, anlaşılmadığımı hissettiğinde 90’ları açıp dinlemek çok iyi geliyor bana. Harun Kolçak’ın histerik şarkılarında kaybolmak; Levent Yüksel’in bence Türk pop tarihinin en müthiş albümlerinden biri olan Med Cezir’ini açıp açıp dinlemek; Emel Müftüoğlu’nun, Nazan Öncel'in çılgın şarkıları; sonra Yaşar, İzel-Çelik-Ercan Saatçi üçlüsü, Hakan Peker, Burak Kut, canımız Barış Manço, Sezen Aksu, Nilüfer, Tarkan ve daha sayamadığım onlarca sanatçı… "Beni bırakın, beni bırakın Beni bırakın bu caddelerde Beni bırakın, beni bırakın Yıkılan eski meyhanelerde" Bu müzikleri dinleyince epey regrese olduğumu da söylemeliyim. Bu sözcük “gerileme” anlamına gelse de son zamanlarda “regresyon” kelimesine başka gözle bakmaya başladım. Geçenlerde Margit Schreiner’ın Anneler. Babalar. Erkekler. Sınıf Savaşları kitabını okurken bu kelimenin psikolojiden önce jeolojiye ait bir anlam taşıdığını öğrendim: Denizin geri çekilmesi ve altında kalan anakaranın yeniden görünür hâle gelmesi. Psikolojide ise regresyon, gelişimsel ya da zihinsel olarak daha önceki bir evreye dönüş anlamına geliyor. Genellikle savunma mekanizması olarak ele alınıyor aslında. Ama jeolojik anlamı bana daha ilginç
Makale|Yazı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
CUMHURİYET, KADINI YÜZEYSEL"LEŞ"TİRDİ Mİ?..
Yıllar önce ilahiyatçı bir ağabeyim, kendisi bu yakınlarda "profesör" de oldu, "güzel sesin bir ilahiyatçı için imtihan olduğunu" söylemişti. Gerekçesi şuydu: Güzel sesli olan ilahiyatçı genelde, biraz da çevresinin talebiyle elbette, Kur'ân-Mevlid-İlahî gibi şeyler okumaya yöneliyor ve ilmî çalışmalara mesaisi azalıyordu. Fakat sesi şuh olmayan ilahiyatçının böyle bir şansı yoktu. O, eğer buna müsait bir istidadı/gayreti de varsa, varlık sahası olarak ilmî çalışmalar yapmayı seçiyordu. Zamanını tastamam ona ayırıyordu. Yani başta eksiklik gibi görünen birşey ilerde artıya dönüşüyordu. Bir başka ağabeyim de, onun hâlâ akademik hiçbir ünvanı yoktur, Batı'da soyut sanatlara yönelişin fotoğraftan sonra olduğunu söylemişti. Ondan evvel sûretin taklidiyle meşgul olan Batılı sanatkârlar, ilk fotoğraf aşılamaz bir başarı olarak karşılarına dikilince, doğrudanı terkedip dolaylıya yönelmişlerdi. Bunu söyledikten sonra da eklemişti: Sûreti resmetmeye kem bakılması mücerret sanatın Batı'dan çok daha önceleri İslâm coğrafyasında ortaya çıkmasını sağlamıştı. Bu şüpheli alanda yürümek istemeyen Müslüman sanatkârlar varlık sahası olarak dolaylı anlatımı seçmişlerdi. Bu da eserlerini derinleştirmişti. Fikrî yanlarını daha güçlü kılmıştı. Sonraları kendimce bunun "tesettür" emriyle de ilgisi olduğunu düşünmeye başladım. Nasıl? Anlatmayı deneyeyim arkadaşım: Cenâb-ı Hak, elbette bir hikmeti gereği, cins-i lâtifi erkeğe kıyasla daha güzel yaratmıştı. Bu güzellik tabiî ki onlara bağışlanmış bir nimetti fakat aynı zamanda her nimet gibi de bir imtihandı. 12. Söz'de anlatılan temsilî hikayecikte, kitabın mücevherle yazılmış olmasının "ecnebî feylesof" için yaman bir yanılgıya dönüşmesi gibi, bu yüzeysellik de bir boğulmaya neden olabilirdi. __Ne olmuştu peki
Yüzeysel
Delüzyonlar
Delüzyon hakkında bilgi vermeden önce delüzyonun ne olduğunu, ne anlama geldiğini bilmemiz gerekmektedir. Delüzyon (sanrı) en basit tabiriyle temelsiz, değiştirilemeyen, ısrarlı, yanlış inanıştır. 5 delüzyon çeşidimiz vardır. Bunlar sırasıyla şunlardır erotomanik, grandiyöz, kıskanç, takipçi ve somatik. Erotomanik Delüzyon, X kişisinin (bu bir ünlü olabilir veyahut da işyerinde güç sahibi olan bir birey de olabilmekte.) kendisine ciddi manada âşık olduğuna inandığı delüzyon çeşididir. Kadınlarda erkeklere kıyasla daha fazla görülmektedir. Bu delüzyon türüne sahip bireyler X, Y ve Z kişilerine takıntılıdırlar belki fiziken görüşmezler lâkin uzaktan sinsice izleyebilirler. Grandiyöz Delüzyon, bu delüzyon türüne sahip bireylerde genelde tanrı kompleksi ya da tanrı tarafından seçilen çok önemli bir birey veya peygamber oldukları inancıdır bu kişilerde narsistik kişilik bozukluğu da cabasıdır. Kıskanç Delüzyon, bu delüzyon türüne sahip bireyler partnerlerinin kendilerini aldattıkları yönünde güçlü ama bir o kadar da temelsiz inançları vardır. Öyle ki bazı ekstrem durumlarda kişi partnerine sözlü ya da fiziksel saldırıda bile bulunabilmektedir. Takipçi Delüzyon, bu kişiler etrafındaki insanların kendilerine tuzak kurduğuna, kendilerini zehirlemeye çalışan insanların olduğuna kısaca etraftaki insanların kendilerine her türlü olumsuz davranışta bulunacağına dair olan inançdır Somatik Delüzyon, Kişi kendi bedenindeki yerlerin doğru çalışmadığını, kendi bedenindeki uzuvları tuhaf bulmasına dair olan inancıdır bu kişiler kendilerinin tuhaf koktuğunu, kötü koktuğunu veyahut da çok güzel koktuklarına inanabilirler. Ayak fobisi olan bireyler bu duruma örnek gösterilebilir. Sonuç: Okuduğunuzda "aaa bu bende var lan" dedirten cinsten
Psikoloji
Çocuk ve Eğitim
Dolto temelde modern eğitim sistemini Simgesel kastrasayon işlevinin yetersiz olması ve bunun sonucunda früstrasyonun açığa çıkması sebebiyle eleştirir. Zira bu eğitimde sorunu, çocuklara ihtiyacı olduğu kısmi dürtülerin ifade araçlarını vermemekte görür. Yazmak, okumak ve entelektüel düşünme sadece oral ve anal dürtülerin ifadesi için alan tanımaktadır. Oysa bazı kısmi dürtüler ya da nam-ı diğer, bedenin ve Dilin jouissance artı(k)ları sadece bu yolla ifade edilemez. Çocukların bedeninin farklı ifade araçlarına ihtiyacı bulunmaktadır. Lisan bir dildir. Oysa çocuğun dans, müzik, spor gibi farklı dillere ihtiyacı vardır lisana, kelimeye, cümleye tabii olmayan affektlerini ifade etmek ve hatta bunları düzenle(n)mesi için. Bu sebepledir ki bir çok çocukla çalışmada sanat terapi işe yaramaktadır. Zira bu, mümkün alternatif bir ifade alanı sunar çocuğa. Ve bu sebepledir ki bir çok çocuğun semptomu spora, dansa ve müziğe başlayınca söner. Dolayısıyla çocuğu sadece eğitim araçlarına mahkum etmek onu susturmaktır. "Sağlıklı" çocuk yeteneklerini geliştirebileceği ve açığa vurabileceği alternatif dillere; müzik, dans, spor, çizim, modelleme, zanaat alanları vb gibi sahip çocuktur. whatsapp.com/channel/0029VbB...
`black mirror` , modern toplumun karanlık yönlerini, teknolojinin etkilerini ve insan psikolojisini keşfeden bir antoloji dizisidir. her bölüm bağımsız bir hikâye anlatır.insan doğası, ahlak, toplum ve teknolojinin etkilerini sorgulayan, çoğu zaman karanlık ve düşündürücü hikayeler ama mükemmelle yakın etkililiyici ve istisnasız herkesin izlemesini öneririm . `` 1. sezon (2011)`` ``1. the national anthem ` /`ulusal marş` ingiltere prensesi kaçırılır ve kaçıran kişi, başbakan michael callow'dan ulusal televizyonda bir domuzla cinsel ilişkiye girmesini talep eder. hükümet ve halk arasında yaşanan kaos, medya etkisi ve ahlaki soruların işlendiği çarpıcı bir hikaye. `2`.`fifteen million merits`/`` 15 milyon değer` distopik bir dünyada, insanlar pedal çevirerek enerji üretir ve kazandıkları “kredi”lerle yaşamlarını sürdürür. bing adlı bir adam, aşık olduğu abi'nin bir yetenek yarışmasında ünlü olması için tüm birikimini harcar, ancak sistemin acımasız gerçekleriyle yüzleşir. `3. the entire history of you` /`tüm geçmişin` her anın kaydedildiği ve izlenebildiği bir teknolojiyle, insanlar geçmişlerini yeniden yaşayabilir. liam adlı bir adam, bu teknolojiyi kullanarak eşinin sadakatsiz olup olmadığını öğrenmeye çalışır ve saplantı haline getirir. ilişkilerde güvensizlik ve mahremiyet temaları ele alınır. `` 2. sezon (2013)`` `1. be right back `/ `hemen döneceğim` martha, sevgilisi ash'i bir kazada kaybeder. teknoloji sayesinde, ash'in sosyal medya ve mesajlarından oluşturulan bir yapay zeka versiyonunu kullanmaya başlar. bu “ash”, zamanla daha gerçekçi bir form alır, ancak martha'nın kaybıyla yüzleşmesi karmaşıklaşır. `2. white bear` / `beyaz ayı` bir kadın, hafızasını kaybetmiş şekilde bir dünyada uyanır ve sürekli kaçmak zorunda kalır. ancak hikaye, izleyiciyi şok