Şükürler olsun bitti. Sanki o uzun yolu bizzat ben yürümüş ve bitirmişim gibi yorgun, mutlu ve umutluyum. Yazar Nero, sonunu bu kadar “anlamlı” ve “güsel” bağlamasaydı, kitap çok sıkıcı amaan okumayın derdim. (Ne haddime okursanız okuyun bennem:) wqjfjf) Baş roldeki karakterimiz Çiğdem, arkadaşı Ogo ile beraber, Porto’dan İspanya’ya yani Camino’ya yürümeye karar verir. Amaçları tabiki dünyanın sonu diye anılan meşhur Finisterra’ya ulaşmaktır. Aslında orası insanlar için bi çeşit kişisel gelişim yoludur ya da Nirvana’ya ulaşmak gibi bir şeydir:) Yol, onları eğitir. Her telden insanla karşılaşırlar. Bu yola çıkanların her birinin farklı sebepleri vardır; kimi hacı olmak ister, kimi aşk acısını unutmak ister, kimi arkadaşına eşlik için oradadır, kiminin gidecek yeri yoktur vs vs. Derken baş rolümüz Ç. nin ise bu yolda çok manidar ve enteresan bi sebebi vardır. Ona ulaşacak mı ulaşmayacak mı orasını diyemiyorum fekattt aptalca şeyler de olmadı değil kitapta. Ayyy bi ara bi konu netflixe dönücek sandım, bi dokandı geçti, ayyyyy öhömmmm neyse ama sonuuuuu böle üzümlü kek gibi yapıyor okuyucuyu:) nasıl bağrına basıyor anlatamammm, senin okuman ve bunu hissetmen gerekk 1K okuyucusu:) benden bu Kader:) oku ve sen de güzel duygularla kitaptan ayrılamaaa:))) ama elbet veda ediciğizzz her kipata:) hoşça kalll ev.. hoşça kal sevgili Flanöz ve Flaneur’lar.. hoşça kal asabi kurabiyem.. hoşça kal herkes..
Ve buen Camino dostlar:)