İnsanın dünyası yine karşılaştırılamayacak kadar daha büyük ve daha zengindir; hatta geleneksel felsefede insanın 'capax universi' olduğu, yani bütün evreni deneyiminin içine almaya muktedir olduğu öne sürülmektedir. Gerçekte neyi ne kadar kavradığı her kişinin kendi Varlık Düzeyi'ne bağlıdır. Kişi 'daha yüksek' oldukça, dünyası da o denli daha büyük ve daha zengin olur. Örneğin maddeci bilimcilik felsefesine tamamen saplanmış, 'görünmezlerin' gerçekliğini inkar edip dikkatini sadece sayılabilir,ölçülebilir ve tartılabilir olanla sınırlayan bir kişi çok yoksul bir dünyada yaşar, o kadar yoksul ki onu insanların oturmasına uygun olmayan anlamsız bir çorakülke olarak algılar. Aynı şekilde, eğer dünyayı atomların tesadüfi bir yerleşiminden ibaret görüyorsa, tek akılcı tavrın 'katı bir umutsuzluk' olduğunda Bertrand Russell ile uyuşacaktır.
Bütünleşme derecesi, iç tutarlılık ve güçlülük derecesi, farklı düzeylerdeki varlıklar için mevcut olan 'dünya' türüyle yakından ilgilidir.Cansız maddenin hiç bir 'dünyası' yoktur. Tam edilgenliği dünyasının tamamen boş olmasına muadildir. Bitkinin kendine göre bir 'dünyası' vardır -bir parça toprak,su,hava,ışık ve muhtemelen diğer etkiler- onun mütevazı biyolojik ihtiyaçlarıyla sınırlı bir 'dünya'. Daha yüksek olan, hayvanlardan herhangi birinin dünyası, hayvan psikolojisi incelemelerininin genişçe gösterdiği gibi, her ne kadar hala esas olarak biyolojik ihtiyaçlar tarafından belirleniyorsa da, öncekilerle(madde ve bitki) karşılaştırılamayacak kadar daha büyük ve daha zengindir. Fakat hayvanın dünyasını dar biyolojik sınırların ötesine genişleten -merak gibi- daha fazla şey var aynı zamanda.