Artık yeniliğini yitiren o devleri, ejderhaları sormuyorduk ona. Çünkü Skyllalar, Seleneler, sürüyle insan yiyen Laistrygonlar, daha bilmem hangi canavarlar her yerde bulunabilir. Kolay kolay bulunmayan şey, doğrulukla, akıllıca düzenlenmiş bir toplumdur.
Milyonlarca çocuğu, çürüten, körleten bir eğitimin pençesine bırakıyorsunuz. Erdem çiçekleri açabilecek bu körpe fidanlar gözlerinizin önünde kurtlanıyor; büyüyüp suça bulaştıklarında, yani içlerine çocukken ekilen kötülük tohumları acı meyvelerini verdiğinde, ölüm cezasına çarptırıyorsunuz onları. Sizin yaptığınız ne biliyor musunuz? Asma zevkini tadabilmek için hırsızlık yaratmak.
Ütopialılar, aklı başında insanların, yıldızlar ve güneş dururken bir incinin yada bir elmasın cılız parıltısına düşkünlüklerine şaşarlar. Bir koyunun sırtında taşıdığı yünün en incesinden yapılmış giysiler giyiyor diye bir insanın daha soylu daha değerli olacağını sanması deliliktir onlar için. Kendiliğinden hiç de yararlı olmayan altına neden bu kadar değer verildiğini, insanın dilediği gibi kullandığı bir nesnenin nasıl insandan daha üstün sayılabilecegini anlamıyorlardı. Birde şuna şaşırıyorlardı; "Nasıl oluyor da bir eşek kadar bile kafası işlemeyen vicdansız, ahlaksız, budala zenginin biri sadece birkaç torba altını var diye akıllı dürüst bir sürü insanı buyruğu altında köle gibi kullanabiliyordu? "