Soğuk okul binasının, “Artık buraya ait değilsin,” diyerek yetişkin olan kendisini reddettiğini hissediyordu.
Alıntı
İnsannnnn(!)....
Ha ha! Deli gibi gülüyordum. Onlara gülmüyordum aslında. Toplumlarına gülüyordum; her yerde şüphe, bencillik ve acımasızlık vardı. Dürüstlük, eli açıklık, doğruluktan eser yoktu! Öğrenciler okul müdürünü anatomi dersinde kesmeye çalışmışlardı. Müdür, kendisinin müdür olduğunu söyleyecek cesaretten yoksundu… Karanlık, karanlık, yüzde yüz karanlık! Onların hayatlarını kurtardığıma farkında değiller miydi? Kapkaranlık bir toplumda kim kimi kurtarır ki?
Sayfa 119·Kitabı okuyor
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Okul'la karşılaşmak, bir insanın hayatında başına gelebilecek en mucizevi olaydır. Senin görmekte olduğun ve çevreni saran her şeyin aslında dünya değil yalnızca bir tasvir olduğunu anlamak ve telkin yoluyla içine düştüğün kitlesel uykudan uyanmak için tek fırsattır.."
Alıntı
"Babamın birkaç arkadaşı avukat,” dedi lakayıt bir şekilde. "Ülkenin en iyileri arasındalar. Kanıtlar aleyhimizde bile olsa kazanırız.” O kadar hızlı bir şekilde döndüm ki ayakkabılarım cilalı zeminde çığlık atarcasına gıcırdadı. “İşte tam da bu yüzden senin gibi insanlara katlanamıyorum,” dedim öfkeyle, bir parmağımı bıçak gibi ona doğrultmuştum. “Sırf zeki, zengin ve çekicisin diye canının istediği her boku yapabileceğini düşünüyorsun...” “Bir dakika.” Gözlerinin o simsiyah derinliklerinde bir kıpırdanma oldu. “Çekici olduğumu mu düşünüyorsun?” “Ah, hadi ama. Bunu hiç duymamışsın gibi yapma şimdi,” diye çıkıştım. “Eminim ki okuldaki erkekler bile böyle düşü­nüyordur. Yani gerçekten bak, geçen sene aldığımız dalış derslerinde herkes sanki daha önce hiç üstsüz bir erkek görmemiş gibi durup aval aval sana bakmıştı, sonrasında okul dergisine fotoğrafını çekmek için sana o saçma sapan takım elbiseyi giydirdiklerinde ben gerçekten... yani sen sadece...” Sesim buhar olup uçtu, aniden yanaklarımın cayır cayır yandığının şiddetle farkına vardım, göğsümde biriken öfke de artık öfke gibi değil başka bir şey gibi hissettiriyordu. Daha kötü bir şey. “Sadece... aman neyse ya.” Boğazımı temizledim. “Neyse. Ne diyordum ben?” Henry başını yana yatırdı ve dudaklarında yavaş yavaş büyüyen bir gülümseme belirdi. “Benden ne kadar nefret etti­ğinden bahsediyordun.”
Sayfa 166·Kitabı okuyor
1000Kitap
Okul insanları eğitmek için vardı; köleleştirmek için değil!
Sayfa 61 - Dasaj
Bizim okul yıllarımızda iki tanesi daha vardı ki, hiç aklımdan çıkmaz. Birinin ismi, içimde aşırı duygusal kıpırtılara sebep olurdu nedense. Yüzünün yarısı tülle örtülü bir saray güzeli belirip kaybolurdu, on dokuz yaşımın romantizmi içinde, o Boğaz akşamlarında. İsmi Tarz-ı Nevin; "güzel endamlı" demek oluyor. Bilmem nedendi, o akıp giderken okulun önünden yukarı Boğaz'a doğru, beni de alıp götürürdü. Bir hoş olurdum. Daha görmediğim, sevmediğim bir kadına âşık olmanın şaşkınlığını yaşardım her defasında. Gelecek yıllardaki kadınlardan bir şeyler getirir götürür gibiydi sanki. Aklımı başımdan alır, aklımı karıştırırdı.
Sayfa 30·Kitabı okuyor