Dünya Okulu Bize Ne Söylüyor?
Puan vermedi·220 syf.··
2026 6. kitabı
Klasik okul sistemini eleştirerek doğru olarak kabul ettiğimiz normların aslında geçmişteki ihtiyaçlarımızdan kaldığını göstermesi ilgi çekici. Gelecek açısından bireye, teknolojiye ve yaşanan değişime odaklanmamız gerektiğini belirten yazar, çocukların yaratıcılığını klasik eğitim öğretim tarzıyla bastırdığımızı iddia ediyor.
Eğitim Sistemi
Dünya OkuluSalman Khan · Yapı Kredi Yayınları · 20212,047 okunma
KİTAP ÖZETİ VE YORUMUDUR
7/10
·424 syf.··
2026 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 13:40
Haziran ayında okuduğum kitaplardan biri Rina Kent'in Acımasız Kral kitabıydı. Aslında bu kitabı, Sapkın Kral, Çelik Prenses ve Taçsız Krallık üçlemesinin sıfırıncı kitabı gibi düşünebiliriz. Çünkü bu kitapta da diğer üçlemede gördüğümüz karakterlerle karşılaşıyoruz. Diğer üçlemenin ana karakteri Aiden King iken, bu kitabın ana karakteri Levi King. Kitapta geçmiş dönemi okuyoruz; bu yüzden Aiden'ın henüz başlamış bir ilişkisi bulunmuyor. Fakat bu kitap bana diğer üçlemeyi okurken hissettiğim birçok şeyi yeniden yaşattı. Mekânlar, yaşanan olaylar ve hatta karakterlerin bazı yönleri birbirine çok benziyormuş gibi geldi. Sanki aynı kitabın çatısını yeniden okuyormuşum hissi verdi. Örneğin öpüştükleri yerler, gittikleri okul, kullandıkları arabalar ve birlikte vakit geçirdikleri mekânlar oldukça tanıdıktı. Özellikle Meet Up adlı yer bana çok fazla dejavu hissi yaşattı. Bu yüzden karakterlerin biraz daha farklı olmasını isterdim. Özellikle erkek karakter açısından, evet kıskanç ve sahiplenici bir karakter yazılmak istenmiş ama bence onu diğer karakterlerden ayıracak daha belirgin özellikler olabilirdi. Konusuna gelecek olursak, kitap lise çağındaki karakterleri konu alıyor. Levi King oldukça zengin ve köklü ailelerden birinin oğlu. Ancak babası öldüğü için amcasıyla yaşıyor ve bu amca aynı zamanda Aiden'ın babası. Kadın karakter ile erkek karakter arasında bir düşmanlık bulunuyor gibi görünse de aslında asıl sorun aileler arasındaki geçmişten geliyor. Daha sonra Levi, babasına çarpan ve ölümüne sebep olan kişinin kadın karakterin annesi olduğunu öğreniyor. Ancak bunu düşündüğüm kadar büyük bir mesele hâline getirmiyor; onun için geçmişten çok gelecek daha önemli. Kadın karakter ise bunu öğrendiğinde oldukça üzülüyor ve Levi'ye her baktığında bunu hatırlayacağını söylüyor.
Acımasız KralRina Kent · Ren Kitap · 2025100 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Funda'dan...
Puan vermedi·162 syf.··
2026 18. kitabı
​Zamanından Önce Açılan Kapı: Kırk Oda ve Kalemimin Doğum Belgesi ​1000Kitap’ta paylaştığım kendime has aforizmaları, uzun edebi metinleri okuyanlar bazen şaşırarak soruyorlar: "Bunlar gerçekten sana mı ait?" Evet, bir bamyaya bile methiye düzecek, alelade görünen bir nesnenin arkasındaki o derin felsefeyi görecek kadar bana ait... Bugün bu kendime has yazıların, bu sıradışı bakış açısının ve gerilim tutkumun nereden geldiğini merak edenler varsa, onları ortaokul yıllarıma, bir okul kütüphanesinin tozlu raflarına götürmek isterim. ​Ortaokul sıralarındaydım. Ne bir rehberlik eden vardı ne de yaş uyarısı yapan... Kütüphaneden tamamen tesadüfen, bilinçsizce ve yaşımın çok üzerinde bir kitap alıp çıktım: Murathan Mungan’ın Kırk Oda’sı. Aslında yetişkin edebiyatına ait olan bu ağır, tekinsiz ve psikolojik gerilim yüklü eserin kapısını, o çocuk yaşımda araladım. ​Kitapta "Mavi Sakal" lakaplı o adamın kırk odalı sarayını okurken, çoğunluğun gördüğü o fiziksel masal ögelerinin çok ötesine geçmişti çocuk zihnim. O adamın, sarayına hapsedip üzerlerine kapılar kilitlediği kadınları sadece fiziksel olarak kesip biçtiğini değil; onların meraklarını, özgürlüklerini, benliklerini ve ruhlarını odalarda parça parça ederek nasıl "manevi cinayetler" işlediğini o yaşta hissetmiştim. Her karısının bir "suçundan", yani erkeğin otoritesine biat etmeyip kendi sınırlarını çizme arzusundan dolayı nasıl manevi olarak yok edildiğini gördükçe, çocuk kalbime hayatın ilk büyük sızısı düşmüştü. ​Bugün geriye dönüp baktığımda anlıyorum: Bendeki o adalet arayışı, kadın dayanışmasına olan sarsılmaz inancım ve feminizm bilincim, o Mavi Sakal’ın şatafatlı hapishanelerinde ruhu nefessiz bırakılan kadınların feryadını o yaşta duymamla başlamış. ​Dahası, bugünkü yazın dilimin sırrı da o odalarda gizli.
Kırk OdaMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20071,714 okunma
Puan vermedi·120 syf.·
2026 533. kitabı
Tarihi bilgi içerikli okunacak kitaplar ararken tavsiye üzerine okumaya başladığım ve büyük keyif aldığım bir eser oldu. Kitap Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşanan olaylar üzerine kurulu bir eser. Okul hayatımızın ilk yıllarından itibaren tarih dersleri alırız fakat bu derslerin içeriği genellikle tarihin akışını değiştiren olaylar, savaşlar, önemli şahsiyetler vb. konular oluyor. İşte bu kitapta okullarda çok duymadığımız, büyük olaylardan ziyade o dönemde yaşayan insanların gündelik yaşantısı konusunda, ayrıntı ve detay diyebileceğim çok ilginç bilgiler sunuyor bize. Kitapta başlıklar altında bir çok bilgi veriliyor. Kaşıkçı elmasından tutun, tütün yasağına, Yavuzun 1000 altınından mezarında başı kesilen şehzadeye kadar bir çok konuda farklı farklı, ilginç bilgiler içiriyor. Bazı hikayeleri gülerek, bazılarında şaşırarak, bazılarında da üzülerek genel anlamda büyük bir zevkle okuduğum, herkese tavsiye edebileceğim bir eser oldu.
İnceleme
Tarihimizde Garip VakalarReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 20251,453 okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2026 28. kitabı
Samet Ağaoğlu’nun Rönesans gibi kadın,Cemal Süreyya’nın Cumhuriyet Gibi Kadın ve Cahit Külebi’nin Koruyucu Meleğimiz dediği Nahit Hanımın hikayesi… Araştırmacı gazeteci yazarın daha önce iki kitabını okudum. Melek Terörist ve Fahişe, Yeşil Mürekkep. İkisi de çok hoşuma gitti. En son okuduğum yeşil mürekkepte Sabahattin Ali’yi hapishanede ziyarete gelen Nahit Hanım vardı. O kadar güzel bir kadındı ki Sabahattin Ali onun görüşüne çıkarken hazırlanıyordu falan. Merak ettim nasıl bir kadın diye araştırırken bu kitaba rastgeldim ve Sabahattin’ i çok sevdiğim için bunu da okumak istedim. Cumhuriyetin ilk kuruluş yıllarından 1950li yıllara kadar geçen dönem ve Nahit Hanımın okul yılları öğretmenlik yılları aşk hayatı anlatılmış.Harf inkılabından tutun da Atatürkle dans ettiği anlara kadar her şey hakkında bilgi verilmiş. 1940 lı yıllarda köy enstitülerini,evlerine haftada bir gelen ünlü şairleri yazarları ve şarap eşliğindeki muhabbetleri anlatmış.Evli olduğu halde Sabahattin Ali ‘den sürekli mektup aldığını adına şiirler yazıldığın hatta Necip Fazıl’ın daha ileri giderek eşinden boşanıp kendisine gelmesini istemesini ama bütün bunlara rağmen ikisini de kesin bir dille reddettiğinden bahsetmiş. Evlerine sürekli girip çıkan Mahşerin üç atlısından biri olan Orhan Veli’ye gelince iş değişmiş ve kendinden 5 yaş küçük olan Orhan ile üstelik evliyken aşk yaşamaya başlamış.Kısaca kitabın konusu bu fakat sonu ne olmuş neler yaşamış ayrılmışlar mı? Sorularının cevabını da okuyarak öğrenebilirsiniz. Ben bazı yerlerde baya bir sıkıldım fazlaca politika ve siyaset olduğu için. Bazı kısımlar fazla uzatılmıştı ilgimi çekmeyen şeyler hakkında fazlaca bilgi vardı. Biraz sıkıldım biraz sevdim ama zor da olsa bitirdim
Cumhuriyet Gibi Bir Kadın Nahit HanımOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 2025830 okunma
Okumak ya da okumamak işte bütün mesele bu
Puan vermedi·176 syf.··
2026 63. kitabı
Okul zili çalmak üzere. Herkes sırasında nefesini tutmuş son zilin çalmasını bekliyor. Zil çaldığında her biri bir teğmene,üsteğmene, general'e ya da hiç yoktan ere dönüşecek. Onlara ait olan; bir tahta, bir duvar arasına sıkışmış koskoca imparatorluklarını yani arsalarını korumakla görevli olacak olmanın heyecanı var üzerlerinde... Yetişkinlerin bir türlü dahil olamadıkları kendilerinden pek uzak hayatları ve küçüklerin dahil olmak istemedikleri kendilerinden uzak tutmaya çalıştığı çocukluklarından sıyrılıp yeni bir dünya kurdukları yer tam da onlarcasının ayaklarıyla çiğnediği bu arsa. Hareketlerinde hala korku var, çekince, endişe ve kargaşa ama yine de her şeye rağmen onlar pal sokağı çocukları. Kendilerinin olan bu arsayı kimseye kaptıracak değiller. Son güçlerini ve cesaretlerini de toplayarak korkusuz olduklarını herkese göstermek gayesindeler. En başta kendilerine... Hayat onları kenar mahallelere, pek de zengin olmayan muhitlere tükürmüş, zenginlerin gözleri önünden işte bu mahalleye süpürmüş ve talih onları yaşamları boyunca ıskalamışken son kalelerini canları pahasına savunacak ve savunacaklar... Tiyatro bu ya ne gerekirse onu yapmalılar... Okuyacaklar için şimdiden keyifli okumalar dilerim. (Ufak dipnotum cekete zehir sürülerek sahibine teslim edildiğini ümit ederek yazımı sonlandırmak istiyorum. Neden olmasın?Let them eat rich.)
Pál Sokağı ÇocuklarıFerenc Molnar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202536,2bin okunma