Puan vermedi·296 syf.··
2026 8. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 01:54
Matt Haig tarafından kaleme alınan Gece Yarısı Kütüphanesi, pişmanlıklar, seçimler ve yaşamın anlamı üzerine kurulmuş, büyülü gerçekçilik ile felsefeyi harmanlayan çağdaş bir romandır. Ana karakter Nora Seed, hayattaki başarısızlıkları ve derin pişmanlıkları nedeniyle intiharın eşiğine gelir. Ancak kendisini yaşam ile ölüm arasında, zamanın durduğu gizemli bir kütüphanede bulur. Bu kütüphanedeki milyonlarca kitap, Nora’nın geçmişte farklı kararlar vermesi durumunda yaşayabileceği alternatif hayatları temsil eder. Nora, eski okul kütüphanecisi Bayan Elm'in rehberliğinde bu hayatları tek tek deneyimleyerek "mükemmel" yaşamı aramaya başlar.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 21:24
William March – Kötü Tohum Sekiz yaşındaki Rhoda Penmark, dışarıdan bakıldığında herkesin sahip olmak isteyeceği kadar kusursuz bir çocuk. Kibar, düzenli, olgun ve neredeyse rahatsız edici derecede sakin… Ancak bir okul pikniğinde yaşanan trajik olay, bu kusursuz görüntünün altında saklanan karanlık ihtimalleri gün yüzüne çıkarmaya başlıyor. Kitabın en etkileyici yanı, cinayet gizeminden çok bir annenin yaşadığı çaresizliği ve inkâr sürecini anlatmasıydı. Christine’in, hem gerçeklerle yüzleşmeye çalışıp hem de annelik içgüdüsüyle kızını koruma arasında sıkışıp kalışı, hikâyeyi psikolojik açıdan oldukça güçlü kılıyor. Rhoda’dan korkarken bir yandan Christine için üzülmemek de mümkün olmuyor. William March, masumiyet kavramını ters yüz ederek okuru rahatsız edici bir soruyla baş başa bırakıyor: Kötülük öğrenilen bir şey mi, yoksa insanın doğasında mı var? Kitap boyunca bu sorunun kesin bir cevabı verilmiyor; tam aksine, her sayfada yeni şüpheler ve yeni ikilemlerle karşılaşıyoruz. Yıllar önce yazılmış olmasına rağmen yarattığı tedirginlik ve psikolojik derinlik bugün bile etkisini koruyor. Gerilim dozu yüksek olsa da beni asıl etkileyen şey, korkunun bir canavardan ya da karanlıktan değil, en güvenli hissettiğimiz yerden, yani aileden doğabilmesi oldu.
Kötü TohumWilliam March · Tersine Kitap · 2026121 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Aşağılık Kompleksinin ve Güç Sırnaşıklığının Anatomisi
Puan vermedi·140 syf.··
2026 3. kitabı
Bu kitabı her bitirdiğimde içimde entelektüel bir hayranlıktan ziyade, insan olmanın getirdiği o çiğ ve marazi taraflarla yüzleşmenin verdiği sarsıcı bir huzursuzluk kalıyor. Dostoyevski, Yeraltı Adamı karakteriyle edebiyat tarihinin en kusursuz anti-kahramanını yaratırken bize bir canavarı değil; gururu, kibri ve ezikliği arasında sıkışıp felç olmuş modern bir bilinci sunuyor. Bu karakter, etrafındaki her şeye ve herkese tepeden bakan o entelektüel kibrinin altında, aslında korkunç bir onaylanma ve fark edilme arzusuyla yanıp tutuşan bir zavallı. Karakterin o hastalıklı yapısını en net gördüğüm yer, caddede kendisini görmezden gelen subayla olan o takıntılı savaşıdır. Subay onu bir insan olarak bile görmezken, Yeraltı Adamı aylarca onunla kaldırımda çarpışabilmek için kıyafet borcuna giriyor, planlar yapıyor. Çünkü onun dünyasında fark edilmemek, nefret edilmekten çok daha ağır bir işkence. Okul arkadaşlarıyla yediği o rezil yemekte de aynı karakter defosu patlak veriyor. Onları küçümsüyor, onlardan iğreniyor ama aynı zamanda kendisini aralarına almaları, ona saygı duymaları için masada adeta kendi kendini paralıyor. Karakterin tüm varoluşu bu iki uç arasında gidip geliyor: Deha olduğunu sanan bir kibir ve hiç olduğunu fısıldayan bir aşağılık kompleksi. Ancak Dostoyevski’nin bu karakter çözümlemesinde zirveye ulaştığı yer kesinlikle Liza ile olan ilişkisidir. Liza, o çamurlu ve karanlık dünyanın içinde bozulmamış, temiz kalabilmiş tek ruh. Yeraltı Adamı, kendi ezikliğini ve hayattaki güçsüzlüğünü kapatmak için eline geçen ilk fırsatta bu savunmasız kadına saldırıyor. Ona önce kütüphaneler dolusu ahlak nutukları çekip onu kurtaracak bir kahraman gibi davranıyor. Ama ne zaman ki Liza onun o sefil, aciz bodrum katına gelip onun bu zavallılığını çıplak gözle görüyor;
Duygu ve Düşünce
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,6bin okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 33. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:40
Kusursuz Çocuk bir McFadden romanı. Bilen bilir üzümlü kekim @friedamcfadden i ne çok sevdigimi O yazmaya doymuyor ben onu okumayaRomanlarında gerilim, heyecan bir merakta bırakmak ters köşe gibi oyunları olur. Ama bu defa beni şaşırtamadı. kitabın henüz başında her şeyi çözdümDolasıyla keyfim de kaçtı. Belki yazardan ilk defa okuyor olsam beni etkileyebilirdi ama tüm kitaplarını okumuş biri olarak bu defa beni kesmedi. Kitaba gelecek olursak mutlu mesut iki çocuklu bir aile birden bire bir olayin icinde bulurlar kendilerini. 16 yaşındaki küçük oğulları okul arkadasinin katili olarak göz altına alınır. Anne Erika buna çok şaşırmaz çünkü kusursuz görünen oğlunu en yakından tanıyan ve en çok şüphe duyan odur. Evladının masum oldugunu duymayı bilmeyi çok istese de gecmiş içini kemiriyordu. Bunca olay yetmezmis gibi Erika nın ölü bildiği fotograflarla hasret giderdiği babası da ortaya çıkar. Zavallı Erika fanusda mı yasıyordun demek istedim. Keşke herseyi tahmin etmeseydim ve merakla okusaydım. Neyse bu kitap da tarihe üzümlü kekim yazdı ben hiç merak etmeden şaşırmadan okuyup bitirdim olarak geçsin. Okuyanlar sizde yazın lütfen siz de benim gibi herşeyi başta çözdünüz mü? Canım Freida teşekkur kısmında beni tanıyanlar bilir kitaplarımı hızlı yazarım demiş, biliyoruz canım #freidamcfaddenkaza geldi bile
Kusursuz ÇocukFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 2026804 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 71. kitabı
Bir insan ömrü boyunca kaç kez yeniden başlamayı göze alabilir? Vartan İhmalyan’ın hayatını okurken aklıma en çok bu soru geldi. Konya’da başlayan bir çocukluk, İstanbul yılları, Fransa, İngiltere, Macaristan, Çin ve Sovyetler Birliği derken sürekli değişen şehirler var. Ama kitap yalnızca bir yolculuk anlatmıyor. Gidilen yerlerden çok, o yolların üzerinde karşılaşılan insanları anlatıyor. En sevdiğim bölümler çocukluk anıları oldu. Kardeşi için sakladığı çikolatalar, okul günleri, öğretmenleri, ilk kez denizi görüşü, mahalledeki insanlar… Sonra yıllar geçiyor; Nazım Hikmet çıkıyor karşımıza, parti çalışmaları başlıyor, gözaltılar, sorgular ve sürgün yılları geliyor. Buna rağmen anlatının içinde hep aynı insan kalıyor. Çocukken etrafını merakla izleyen o çocuk, büyüdüğünde de karşısındaki insanları dikkatle dinlemeye devam ediyor. Kitapta siyasi olaylar elbette önemli bir yer tutuyor. Fakat ben okurken en çok dostlukların, sohbetlerin ve karşılaşmaların üzerinde durdum. Bir tren yolculuğunda tanışılan biri, yıllar sonra yeniden karşılaşılan bir dost, başka bir ülkede kapısını açan bir akraba… Bazen birkaç sayfalık bir anı, uzun siyasi tartışmalardan daha fazla yer kapladı zihnimde. Jak İhmalyan da kitap boyunca sık sık karşıma çıkan isimlerden biri oldu. Resimleriyle, dostlarının anlattıklarıyla ve ağabeyinin ondan söz ettiği bölümlerle onu biraz daha yakından tanıdım. Kitap bittiğinde Vartan İhmalyan kadar kardeşini de tanıyormuşum gibi geldi.
Bir Yaşam ÖyküsüVartan İhmalyan · Cem Yayınevi · 201211 okunma
Maarif Davası Üzerine
10/10
·208 syf.·
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Nurettin Topçu'nun Türkiye'nin Maarif Davası, eğitimi yalnızca okul, müfredat ve sınav meselesi olarak görmeyen; insanı, ahlakı ve memleket sorumluluğunu merkeze alan güçlü bir metin. Kitabın derdi bilgi yığmak değil, şahsiyet inşa etmek. Topçu'nun dili yer yer sert ve iddialı; fakat bu sertlik kuru bir eleştiriden değil, maarif meselesini medeniyet meselesi saymasından geliyor. Öğretmeni sadece ders anlatan biri olarak değil, ruh ve irade terbiyesinin taşıyıcısı olarak görmesi kitabın en dikkat çekici taraflarından biri. Bugünün eğitim tartışmalarında da hâlâ canlı kalan sorular soruyor: Nasıl bir insan yetiştirmek istiyoruz? Bilgi ahlakla birleşmeyince neye dönüşür? Okul, memlekete karşı sorumluluk hissi verebiliyor mu? Bu yüzden eser, geçmişe ait bir metin olmaktan çok, bugün de üzerinde düşünülmesi gereken bir çağrı gibi okunuyor.
Duygu ve Düşünce
Türkiye'nin Maarif DavasıNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 2016378 okunma