Aşk ve Gurur, küçüklüğümden beri dizi ve filmlerde kapağını gördüğüm, derinliğini ta o zamanlardan hissettiğim ve hep merak ettiğim bir kitaptı. Yıllar geçtikçe "Acaba hayal kırıklığına uğrar mıyım?" endişesiyle okumayı sürekli ertelediğim, kendimi tam hazır hissetmediğim bir eserdi; hatta satın aldıktan sonra bile bir süre kitaplığımda bekledi. Ancak daha ilk sayfalardan itibaren kitaba o kadar ısındım ki bitmesin diye bazen bilerek yavaş okudum. Eğer bu ayki okuma hedefim olmasaydı, belki de bitmesine hiç kıyamayacaktım.
Kitap biter bitmez, incelemesini bile yazmadan hemen filmini izledim. Kitabı okumadan filmi izleseydim muhtemelen bu kadar etkilenmezdim; çünkü film, Elizabeth’in o karmaşık duygu ve düşünce dünyasını kitaptaki kadar derin veremiyor.
Kitapta beni en çok şaşırtan, Bennet ailesinin yapısını bizim Türk aile yapısına oldukça benzetmem oldu. Kızlarını evlendirme meraklısı ve dedikoducu bir anne figürü; karşısında ise mantıklı, alaycı ve sürekli laf sokan bir baba... Ailedeki her bir birey birbirinden o kadar farklı ki! Örneğin, Elizabeth'in ablası Jane tam bir "minnoş kalpli". Bir insan hiç mi kötü düşünemez? O kadar naif bir karakter ki babasının da dediği gibi, "Uyanık hizmetçiler onu ve eşini çok rahat kullanabilir." Bu aile dinamiklerini okumak gerçekten çok eğlenceliydi. (Eklemeden geçemeyeceğim ablasıyla olan konuşmalarına dahil olup ben de onlarla o kadar konuşmak istedim ki..)
Gelelim Elizabeth’e... Her ne kadar o dönemin "soylu kesimi" onu "hırçın" bulsa da bence o, duygularını korkmadan söyleyebilen ve yapmacıklıktan uzak duran, olması gereken hanımefendi modelini temsil ediyor. Fakat biraz ön yargılı ve bazı konularda peşin hükümlü olduğunu da kabul etmek gerek.
(Spoiler)
Mr. Darcy’nin duygularını ifade