Hatice Tek

Puan vermedi·172 syf.··
2025 90. kitabı
henüz küçücükken çizgi filmini izlediğim ve iki sene önce de okuduğum bu kitabı, bugün din felsefesi dersinde hocamızın ders yapmasıyla yeniden hatırladım ve üzerine bir inceleme yapmamanın bu kitaba haksızlık olacağını düşündüm. Hay bin Yakzan, yani (Dirinin oğlu Uyanık bizlere sorgulamayı hatırlatan, bilgiye ulaşmanın yollarını, gözlem ve keşif ile de tanrıya, hakikate ve erdemli yaşama ulaşabileceğini anlatan derin bir kitaptır. Hay, meçhul bir adamdır, bir adada bir ceylan tarafından emzirilerek büyütülür. İnsanın fıtratının doğası gereği Hay, yaptığı keşifler aracılığıyla yaratıcıya ulaşır. Daha sonra Apsal ile tanışır ve birlikte şehre inerler. Topluma ve halka ilk kez karışan Hay, bu insanların erdemden uzak olduğunu fark eder. Onların kendi doğruları vardır ve onlara anlatmanın adeta duvarla konuşmak gibi olduğuna kanaat getirir. Bu insanlar ritüellere fazlasıyla kapılmış, fakat hakikatten yoksun kalmışlardır. Bunun üzerine geldiği yere geri döner; bu kez insanlardan uzaklaşmak ve inzivaya çekilmek için.Her şeye katıldığımı söyleyemem. Hay’ın vardığı yer yer bana fazla dingin, hatta fazla yalnız geldi. Fakat belki de kitabın asıl derdi budur: Kalabalıkların içinde değil، insanın kendi içine çekildiği anlarda başlayan bir hakikat arayışı. Hay bin Yakzan insanı kendi sorularıyla baş başa bırakan bir kitap ve galiba uzun süre aklımda kalmasının nedeni de bu. Bugünden hay'a bir sorum var......peki bugün biz nereye kaçalım?? Galiba bu sorumun cevabınıda Marcus Aurelius'un kendime düşünceler adlı kitabında buldum, (insan inzivaya çekilmek için kendi içinden, kendi ruhundan daha huzurlu, daha sakin hiçbir yer bulamaz).....
Hay bin Yakzanİbn-i Sina · Yapı Kredi Yayınları · 20246,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sabır Taşı Ne Zaman Çatlar?
10/10
·104 syf.··
2019 338. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2019 14:20
Afganistan’da kadın olmanın ne demek olduğunu görsel ve yazılı basından az çok takip ediyoruz. “Sabır Taşı” da bu konu üzerine yazılmış onlarca kitaptan sadece bir tanesi ama benim en çok hoşuma gideni oldu diyebilirim. Bu hikâye sadece tek bir kadının değil, uzun yıllardır Afganistan’da Taliban rejiminin ağırlığı altında ezilen binlerce kadının sesi. Sırf bu yönüyle bile bence okumaya değer. İlginçtir ki bilinç akışı ve monolog anlatım tarzıyla yazılan kitap son derece sade ve anlaşılır. Bu anlatım tekniği bir kadının içindeki korkuyu, nefreti, kızgınlığı, pişmanlığı, en gizli sırları ya da cinsel arzuları ortaya çıkarmak için sanırım en uygun araç. Bu sayede yazar kurguladığı karakterleri derinlemesine okuyucuya aktarmayı başarıyor. Öncelikle kitaba da adını veren sabır taşı hakkında kısa bir ansiklopedik bilgi verelim. Pers mitolojisine göre sırlarını bu taşa anlatanlar dertlerinden kurtulur, bir iç huzura kavuşurlarmış. Taş da günün birinde içinde biriktirdiği keder ve üzüntüden dolayı patlarmış. Yalnız buradaki sabır taşı efsanelerde adı geçen o siyah taş değil; etten ve kemikten, ensesine bir kurşun yemiş, bitkisel hayata girmiş savaş gazisi bir kocadır. Afganistan’da herhangi bir yer. İsimler yok. Belki de yazar kasten isim vermiyor, anlattığı olayları Ayşe'nin, Fatma'nın zimmetine geçirmiyor. Anlatılanları genelleştirmek istiyor da olabilir. Bir kadın için susmaktan, zalim bir koca tarafından duygusal istismara uğramaktan, içindekileri dökememekten daha zor ne olabilir acaba? Aslında bu kitap bu soruya verilmiş bir cevaptır. Kadın yatalak eşine içindekileri döktükçe rahatlar; toplumsal, evlilik ve dini kuralların baskısından kendisini rahatlamış hisseder. Başlarda çok hafif tonda başlayan sitemler kitabın sonlarına doğru sertleşir ve acımasız bir hale gelir.
Edebiyat
Sabır TaşıAtiq Rahimi · Can Yayınları · 2010817 okunma
Bu da başka bir bakış açısı :)
"Nasıl bir şey aşk?" "Aşk, seni bir taş yapıp kuyuya atan kuvvet. Ne kuyunun di­bini biliyosun, ne de neden oraya atıldığını. Bildiğin tek şey, uçsuz bir karanlığın içinde nereye çarpacağını bilmeden, son sürat düşüyor olduğun...
Alıntı
Şu beli kırılasıca belirsizlikler! Umutla felaketi nasıl da aynı ipte tutuyorlar!
Sayfa 263 - Ketebe Yayınları 1. Baskı·Kitabı okudu
Alıntı
Bir kere âşık oldun mu diğerleri gibi yanmam deme, önünde sonunda yanarsın.
Sayfa 124·Kitabı okudu
Alıntı