"Sanki herkesin özlem duyduğu, mükemmel bir yaş var gibi ve insanlar ancak o yaşa eriştiklerinde kendileriyle gerçekten barışık olabiliyorlar. Sanırım çoğu insan için bu, yirmi beş ile otuz beş yaş arası, bu yüzden problem gerçekte ortaya çıkmıyor, ya da çıksa bile, örtük bir biçimde çıkıyor: Otuz beşini geçtiklerinde hoşnutsuzluklarının orta yaşlı olmaktan ve yaşlılıkla ölümün kapılarını çaldığım görmekten kaynaklandığını düşünüyorlar. Ama aynı zamanda mükemmel yaşlarını arkalarında bırakmaktan da kaynaklanıyor bu hoşnutsuzluk."
Büyükler sayılara bayılırlar. Tutalım, onlara yeni edindiğiniz bir arkadaştan söz açtınız, asıl sorulacak șeyleri sormazlar. Sesi nasılmış. hangi oyunları severmiş, kelebek biriktirir miymiş, sormazlar bile. "Kaç yaşında?" derler, "Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor?" Bu türlü bilgilerle onu tanıdıklarını sanırlar.