Çagdaş edebiyat eserleri arasında sayılan mai ve siyah beni ilk “martin eden” benzerligi yorumu ile çekti..Lakin martin’in hırsının yarısı bile Ahmet Cemil de yok ve ona göre çok sönük bir karakter ama acıları bambaska ..Ahmet Cemil’in mavi gökyüzü gibi hayalleri ile başlayan ve kararan hayatı,yaşadıkları,ailesinin başına gelen musibetler, karakterlerin ruh halleri dili,anlatımı çok güzel bir eser..
“Ah,çaresiz solmuş hayat! Mavi bir gece ile siyan bir gece arasında geçen kaybolmuş ömür..”
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Yakamoz Yayınları · 201634,8bin okunma
Açıkcası yazarın ismini ilk defa radyoda bir söyleşi programında duydum..Yazarın kitaplarından çok hayatında yaşadıgı çok ilginç bir protestoyu anlatıyordu..
Norveçli yazar ikinci dünya savaşı sırasında ülkesinin Nazilere karşı koymamasını ve Almanyanın yanında olmasını destekleyince bir gece yarısı bir genç yazarın evinin önüne gelip tüm kitaplarını oraya atar,sonra bir digeri bir digeri derken sabaha kadar yazarın evinin önünde kitaplardan ufak bir dağ oluşur..Oslolular yazarı bu şekilde faşist düşüncelerinden ötürü ne bir arbede ne bir kaza yaşanmadan çok saygınca protesto eder..Bunu duyduğumda yazara karşı inanılmaz bir merak oluştu hemen arastırdım ve nobel ödülü aldığı “açlık”romanını alıp okudum..ilginç tarafı açlıgı,yoksullugu bu kadar derinden ve içten anlatan biri nasıl olurda Nazileri savunabilir aklım almadı..Ama yazardan bagımsız düşünürsek roman karakteri isimsiz biri ne geçmişi ne ailesi hakkında bir bilgi yok sadece ana ve açlık duygusuna yer verilmiş..okurken o kadar üzülüyorsunuz ki “artık bu kadar da gurur olmaz be adam” demek kollarından tutup sarsmak istiyorsunuz.yaşadıgı tüm sefalete rağmen ahlaklı,erdemli yaşamaya gayret edişi karaktere üzülmenize engel oluyor ben bu durumda olsaydım bu kadar dayanabilir miydim diye sormadan edemiyorsunuz ..Çok güzel