قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللهَ فَاتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ اللهُ
"De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin."
(Ali İmran, 3/31)
Allah'a sevgimizin ölçüsüdür Resûlullah'a ittiba etmemiz. Sünnete ne kadar riayet gösterebiliyorsak, Allah'a yakınlaşmamız ve kulluk bilincimizin farkında olabilmemizdir.
Her gün yaptığımız su içmek, yemek yemek, uyumak, insanlarla olan diyaloglarımız insan olmamızın gerektirdiği zaruriyetlerdendir. Bunlar gibi günlük faaliyetlerimizde sünnete riayet etmek Resûlullah'ı hatırlatır bize ve ordan her anımızda Allah'ın huzurunda olduğumuzu hissederiz. Bu his ve düşünce bize bir nevi huzur-u manevî verir. Sünnete uymazsak fani ve hiçliği gidecek ömrümüzü, bu düşünce ve hissiyatla bütün ömrümüzü baki, semevadar ve sevaptar yapabiliriz.
‘’Mümin, müminin aynasıdır’’ hadisiyle başlıyor kitap.
Muhammed (s.a.v) yansıtacak Cemîl ismini yansıtacaksa
Ne kadar tecelli varsa kâinatta O'nun aynasındandır ne şüphe
Ne kadar ayna varsa dünyada aynasına denk değildir birleşse (Syf 14)
Düşünün sigara gibi alışkanlığı bir topluma bıraktırmak ne kadar zordur. Öyle ki, inançlarına ve atalarına bağlı, direten bir topluluğu, insanlara ve insanlığa örnek bir sahabe topluluğu yetiştirmiştir Resûlullah. Bu kudsî zatlar, insaniyetin gereği olan bütün güzelliklerde en ileri seviyede bulunan şahsiyetlerdir. Bizzat Resûlullah'ı görmüş, sohbetine dahil olmuş ve ömur boyu bu hakikate bağlı kalmışlardır.
"Bütün hissiyatları uyanık ve letaifleri hüşyar olan sahabeler, envâr-ı imaniye ve tesbihiyeyi câmi’ olan kelimat-ı mübarekeyi dedikleri vakit, kelimenin bütün manasıyla söyler ve bütün letaifiyle hisse alırlardı." (Sözler)
İman, Kur'an, İslamiyet yolunda son derece sebatkar, sadık, sıddık, metin ve fedakar olan sahabelere yetişilmezse de