Abdullah

Puan vermedi·139 syf.··
2019 30. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2019 04:36
Hoşgeldin ey Ramazan, Tut bizi, tut ki düşmeyelim ... Her Ramazanın ayrı bir hatırası vardır. Temelde aynı şey olsa da hayatımızın farklı dönemlerinde ve ay takvimine göre değişen mevsimlerin de olması hasebiyle çocukluğumdaki, lisedeki, üniversitedeki, iş hayatındaki oruçların hafızada ayrı yeri vardır. Özellikle çocukluğumdaki oruçlar benim için çok değerli ve İslam'la fiili olarak tanışmam diyebilirim tuttuğum oruçlarla. Her anımda Allah'ı hissetmek, nefsimi her zorlayışımda acziyetimle beraber Rabbimin şefkatini ve merhametini düşünmek ve bu evreni idare edip beni koruyup kollayan bir Kudret'in var olduğunu bilmek. #45113108 cümlesi özetliyor. İnsan sair vakitlerde mahiyetindeki nihayetsiz aczi, kusuru ve fakirliği görmez ve görmek istemez. Gafletle kendini unutur, devekuşu misali kafasını toprağa gömmekle ebedi dünyada kalacakmışcasına dünyaya saldırır. Oruç insandaki acziyeti gösterir. Ne derece merhamete ve şefkate muhtaç olduğunu hissettirir. Nefsin inadını kırar. Hakikatte zaten acz ve fakr içerisindeyiz, oruç bunu diri tutar. Mü'min bu hissiyatla Rahman'ın kapısını niyazla çalar ve buna iştiyak duyar. #29887058. Ramazanda mide ön plana çıksa da diğer organlarımıza da bu kutlu aydan nasipdar edebilirsek daha verimli geçirebiliriz. "Oruç gelmişse kelimlerimizi daha çok tartacağız demektir. Göz, kulak, ağız daha tasarruflu kullanılacak, böylece kendi içinde her duygu kendi birikimini yapacak demektir. Boşanmış enerji yeniden toparlanacak, kas, damar ve sinirler gerginleşip bırakılarak kaybedeyazdığı elâstikîliğini yeniden kazanacaktır." (Syf. 78) Vücudumuzda en büyük fabrika olan mide kendini korursa diğer organlarımız da ona daha kolay uyarlar. #29827619 Son sözümüz
Samanyolunda ZiyafetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 20254,583 okunma
Reklam
Ölümü öldürebilir misiniz?
9/10
·272 syf.··
2018 91. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2018 23:05
Önünüzdeki A4 kağıdına hayatta başınıza gelmiş veya gelmesi ihtimal olan en kötü şeyleri yazın deseler ne yazardık? Büyük çoğunluğumuzdan çıkacak sonuç sanırım ölümdür ve kağıdın en başına büyük harflerle yazılsa kimse neden yazdın demez. Neden? Çünkü ölüm ayrılıktır. Sevdiklerimizden, zevklerimizden kopmak, yok olmak ve unutulmak. Korkarız ölümden, aman bizden uzak olsun deriz, Allah gecinden versin dilimize yapışır, istemdışı kendiliğinden çıkar. Sanırım böyle bir düşünceye sahip olsam ve gençliğimin her geçen saniye geride bırakıp ölüme bir adım yaklaştığımı hissederek yaşamak hayatımı elemli ve ızdıraplı geçirirdi. Beni ben yapan herşeyin artık olmayacağını, sevdiklerime ve hayata elveda demek korkusu, ölümden daha acı olsa gerek. "Zeval-i lezzet elemdir." diye veciz bir söz vardır. Yani lezzetin bitmesi insana elem verir. Psikolog Ulusoy, ölüm korkusunun psikolojisinde de en büyük etken budur, lezzetlerin bitmesinden korkmaktır, der. Buradaki lezzetten sadece vücut olarak aldığımız lezzetler anlaşılmasın. İnsanda akıl, ruh, sır vb. gibi birçok latifelerin de kendi hissesine göre aldıkları lezzetler vardır. Hiç şüphesiz karşımıza çıkan en büyük ve en ciddi mesele ölüm meselesidir. Sadece canlılar değil, bütün yaratılan varlıklar doğar, yaşar ve ölür. Bütün mahlukat bir şekilde bu aşamalardan geçer. İnsanı farklı yapan şey idraktir. İnsan, ölümü anlamlandırmak, ölümü hissetmek, ölümden kaçmak, ölümü öldürmek... ister. Ölüme genel itibariyle 2 farklı görüş vardır. Birincisi görüş ölümü bir adem, yok olmak ve hiçliğe geçiş olarak gören kısım. Diğer tarafta ise ölümün sadece bedenen olduğu, ruhun ebedi olarak canlı kalınacağını ve tebdil-i mekan yapacağına inanan kesim. İlk kesimin ızdırabı yok olmaktan ziyade yok olma düşüncedir. Çünkü bir kere varlığı
Giderken Bana Bir Şeyler SöyleMustafa Ulusoy · Timaş Yayınları · 20132,076 okunma
9/10
·254 syf.··
2018 78. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2018 10:49
قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللهَ فَاتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ اللهُ "De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin." (Ali İmran, 3/31) Allah'a sevgimizin ölçüsüdür Resûlullah'a ittiba etmemiz. Sünnete ne kadar riayet gösterebiliyorsak, Allah'a yakınlaşmamız ve kulluk bilincimizin farkında olabilmemizdir. Her gün yaptığımız su içmek, yemek yemek, uyumak, insanlarla olan diyaloglarımız insan olmamızın gerektirdiği zaruriyetlerdendir. Bunlar gibi günlük faaliyetlerimizde sünnete riayet etmek Resûlullah'ı hatırlatır bize ve ordan her anımızda Allah'ın huzurunda olduğumuzu hissederiz. Bu his ve düşünce bize bir nevi huzur-u manevî verir. Sünnete uymazsak fani ve hiçliği gidecek ömrümüzü, bu düşünce ve hissiyatla bütün ömrümüzü baki, semevadar ve sevaptar yapabiliriz. ‘’Mümin, müminin aynasıdır’’ hadisiyle başlıyor kitap. Muhammed (s.a.v) yansıtacak Cemîl ismini yansıtacaksa Ne kadar tecelli varsa kâinatta O'nun aynasındandır ne şüphe Ne kadar ayna varsa dünyada aynasına denk değildir birleşse (Syf 14) Düşünün sigara gibi alışkanlığı bir topluma bıraktırmak ne kadar zordur. Öyle ki, inançlarına ve atalarına bağlı, direten bir topluluğu, insanlara ve insanlığa örnek bir sahabe topluluğu yetiştirmiştir Resûlullah. Bu kudsî zatlar, insaniyetin gereği olan bütün güzelliklerde en ileri seviyede bulunan şahsiyetlerdir. Bizzat Resûlullah'ı görmüş, sohbetine dahil olmuş ve ömur boyu bu hakikate bağlı kalmışlardır. "Bütün hissiyatları uyanık ve letaifleri hüşyar olan sahabeler, envâr-ı imaniye ve tesbihiyeyi câmi’ olan kelimat-ı mübarekeyi dedikleri vakit, kelimenin bütün manasıyla söyler ve bütün letaifiyle hisse alırlardı." (Sözler) İman, Kur'an, İslamiyet yolunda son derece sebatkar, sadık, sıddık, metin ve fedakar olan sahabelere yetişilmezse de
Peygamber'in AynalarıA. Ali Ural · Şule Yayınları · 20222,896 okunma
9/10
·248 syf.··
2018 65. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2018 21:21
Geç tanımış olduğum yazarlardan biri daha. Beklediğimden fazla donanımlı bir yazar, yazıları net, evirip çevirmiyor. Batı'dan Doğu'ya bir çok isim geçiyor kitapta ve sizi bilgi sağanağına tutuyor. Kitabın uslubü ve genel işleyişi bana Cemil Meriç kitaplarını andırdı. Cemil Meriç'in kitaplarında da öncellikle bahsedeceği bir konunun terim açıklaması, daha sonra Batı'dan Doğu'ya birçok düşünür, filozof, alimlerin görüşleriyle harmanlayıp kendi bilgi biriminden okuyucuya aktarır. Bekiroğlu'nun kitabındaki fark ise; isimler daha popüler, bilindik, hafızalarda olan karakterler. Güncel kitapların özelliğidir belki de bu. Nazar Bekiroğlu okuduğum bu kitap kadarıyla anlatmam gerekirse ne sağcıdır ne de solcu. Hürriyet aşığıdır. Düşüncenin hürriyetin engellenmesine şiddetle karşıdır. Nazım Hikmet'in de Necip Fazıl'ın da acısını yüreğinde hisseder. ''... fikirler arasındaki çatışma ve çarpışma ilerlemenin vazgeçilmez şartıdır.'' (Cemil Meriç) sözüne inanan insanlardan biridir. Kitap olarak 4 ana bölümden oluşmasına rağmen, genel olarak Zindan Risalesi adı verdiği bölüm oluşturuyor kitabı. Zindan kelimesinin kavramıyla başlıyor anlatmaya. Batı'yı anlatıyor öncellikle. Hapsetme ilk olarak kiliseyle başlamış ve ilk hapishane binalarını manastırlar oluşturur. ''Ortaçağ'ın karanlık bölümü Skolastik, erkin varılabileceği en sert noktayı temsil etti. Çünkü dünyayı Hristiyan tanrısı adına yönetmek sevdasına düşen kilise, işine geldiği gibi yorumladığı bir Hristiyanlık adına yüzyıllarca terör saçmıştı. Bu terörün pratikteki adı Engizisyon.'' (Sayfa 58) Roger Bacon büyütecin mücidi. Düşündükleri ve denedikleri kiliselenin kafa şekline uymadı ve büyücü ilan edildi. Galileo Galilei, kilisenin kabul etmiş olduğu evrenin sabit olduğu görüşününe karşı çıkıp yerin sabit olmadığı ve
Cümle KapısıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20212,413 okunma
10/10
·583 syf.··
2018 63. kitabı
·
61 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2018 11:30
Risale-i Nur bu asrın ihtiyaçlarına göre yazılmış bir tefsirdir: Bu eseri okuduğunuzda anlarsınız ki; -İmanın bütün esasları akla yatkın ve uyumludur. Dinlerin değeri özellikle son iki asırda bilimin gelişmesiyle birlikte düşüyordu. Materyalist ve ateist insanların sayısı artmış ve insanlar çözümü farklı yollardan aramaya başlamıştır. Çünkü; eğer bir şey hakkında bir iddianız varsa, insanlar iddianızla ilgili mantıklı deliller ister. İddiaların ispatlanabilir oluşu özellikle bu asırda çok önemlidir. İşte burada Risale-i Nur Külliyatı devreye giriyor. Kur'an'ın 4 ana konusu olan; Tevhid, Nübüvvet, Haşir ve Adalet arasındaki ilişkiyi açıklıyor Risale-i Nur. -İbadet çeşitleri ve sorumlulukları konusunda okuyucuyu ikna eder. Çünkü sebeplerini ve hikmetlerini gösterir, ispat eder. Örneğin; namazın 5 vakit olmasının hikmetleri, namazın ruhen, cismen, bedenen ağır olmadığını, kılmamanın; iman zaafiyetinin, psikolojik faktörlerin sebeplerine nokta atışı yapıp tespit etmesi ve çözümleri. Mesela, faiz Allah tarafından neden yasaklanmıştır ve hikmeti nedir? Toplumsal ve sosyolojik açıdan neden haram olduğunu gayet veciz şekilde ifade eder. Gibi... -İman ile insan psikolojisi arasındaki ilişkiyi analiz eder. Modern insanın en büyük problemi ‘maddecilik akımı’ (materyalizm) dir. Müslüman olsun olmasın çağımız insanı, maddecilik felsefesinden çok fazla etkilenmiş olduğu halde, din ve manevi şeyler insanın hayatında çok az yer tutuyor. Genel olarak; ölümü düşünme, çok fazla kazan, kazandığında da çok fazla eğlen, anı yaşa sadece, takıl ve eğlenmene bak. Yani ‘hayvan gibi yaşamaya çalış’ demek bu. Fakat bu mantık insanlığa huzur ve mutluluğu getirmedi. Evet, teknolojiler, modern hayatlar, medeniyetin getirmiş olduğu zaruri olmayan ihtiyaçları tüketmesi insanları tatmin etmiyor.
Din
MektubatBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20114,465 okunma
Reklam